Bayrama sağlıklı girin

Ramazanla birlikte yine masalar şenlenecek; geleneksel Türk yemekleri saltanatını ilan edecek. Pastırmasız, sucuksuz iftar açılan masaları hüzün bulutu kaplayacak. İftar davetleri de başlayacak. Kadınlar yine tüm maharetlerini gösterecekler; baklavalar, börekler açılacak.

İSTANBUL - Ramazanla birlikte yine masalar şenlenecek; geleneksel Türk yemekleri saltanatını ilan edecek. Pastırmasız, sucuksuz iftar açılan masaları hüzün bulutu kaplayacak. İftar davetleri de başlayacak. Kadınlar yine tüm maharetlerini gösterecekler; baklavalar, börekler açılacak. Kimileri sahura kadar durmadan atıştıracak, kimileri tok karnına yatıp sahurda 'haftalık yiyecek' yükünü dolduracak. Ramazan boyunca nefsini açlıkla terbiye edenler, Şeker Bayramı'nda da tüm bir ay tatlısız kalmış gibi tatlıya, şekere doyacak...
Ancak 30 günün ardından, sahur ve iftarda bilinçsizce gıda tüketen orta yaşın üzerindeki kişiler, apansızın beliren rahatsızlıklar nedeniyle doktorların kapısını çalmaya başlayacak.
Tansiyon, şeker, kolesterol
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Metabolizma ve Diyabet Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Oşar, "Bir kere tüm şeker hastalarının 'ayarları' bozuluyor. Kan dengeleri iyi durumda olanlar, kötü olarak geliyor. Hipertansiyonu olan hastalarda tansiyon düzeni alabora oluyor. Kolesterolü dengeye alınmış kişiler kolesterolü yüksek olarak başvuruyor. Oruç döneminde kontrolsüz gıda tüketildiğinden çok kilo alınıyor" dedi.
Kimlere oruç izni yok?
Prof. Dr. Oşar, şeker, böbrek, kalp, tansiyon hastalarının, kolestrol sorunları olanların, sindirim sistemi rahatsızlıkları geçirenlerin, yaşlıların, çocukların ve hamilelerin kesinlikle oruç tutmaması gerektiğini söylüyor. Özellikle diyabetlileri uyarıyor:
"İnsülin kullanan şeker hastaları kesinlikle oruç tutamaz. Gün boyu aç kalma insülin kullanan kişide kanda çok ciddi oranda şeker düşüklüğüne neden olur. Şeker hapı kullanan diyabetliler, eğer başka sağlık sorunları yoksa doktor kontrolünde oruç tutabilir. Böbrek hastalarının saatlerce susuz kalmaları tehlikelidir. Ciddi kalp hastalığı olanlar, yeni bir ameliyat geçirmiş, yeni bir kaza atlatmış olanların da hem sıvı, hem kalori, hem mineral ihtiyacı artar. Enfarktüs geçirenler, göğüs hastalıkları yaşayanlar, damar içlerine müdahale edilmiş olanlar da oruçtan uzak durmalılar." Oşar, depresyon geçirenlerin oruç tutmasına doktorun karar vereceğini belirterek, "Eğer din açısından rahatlatacaksa oruç tutması doğru olabilir. Eğer düzenli ilaç kullanıyorlarsa sorun oluşturabilir" yorumunu yapıyor.
Yemek ve uyku arası
Ramazanda sindirim sistemi rahatsızlığı olan kişilerde uzun süren açlığa ve bunu takiben aşırı yemeye bağlı sorunlar ortaya çıkıyor. Acıbadem Hastanesi gastroenteroloji uzmanlarından Dr. Eser Vardareli şunları söylüyor: "Hastalar ilaç tedavisi ile beraber öğün sayısını artırmalı ve az az yemeli. Reflüde yemek yedikten en az iki-üç saat sonra yatmak gerekir. Ramazanda ise sahurda kalkılıyor ve hemen yatılıyor. Bu sebeple reflü hastalığı oruç tutmaya fazla olanak tanımıyor. Uzun sürelerle aç kalındığında midede aşırı derecede asit olacağı için ülser hastaları için de oruç tutmak çok uygun değil."



'Oruç zayıflatmaz'
Diyetisyen Nermin Akdeniz, son aylarda aldığı kiloların ramazanla birlikte eriyip gideceğini umanlara sesleniyor: "Oruç zayıflatmaz! Aksine kilo aldırır. Ama ramazan ayı, sağlıklı beslenerek hem sorunsuz, hem de kilo almadan atlatılabilir. Yavaş sindirilen, kana geçiş hızı düşük (düşük glisemik indeksli) olan esmer tahıl ürünleri, sebze, salata gibi gıdaları öneriyoruz. Ramazanda öğünleri sahur ve iftar olarak düzenlememek lazım. Öğün sayısı mümkün olduğu kadar artırılmalı.
Öğün sayısı ikiye düşünce metabolizma yavaşlıyor. Vücut, aldığı her yiyeceği depolamaya çalışıyor. Sahurda daha çok karbohdidrat içeriği yüksek olan yiyecekler yemeli. Ama denge unutulmamalı; karbonhidrat da olacak, protein de olacak, vitamin-mineral de olacak. İftarda sıvı içeriği fazla olan yiyeceklere yönelmeli. Mesela çorba olmalı. İftarda sebze, et, salata,yoğurduyla bir öğün yenir. Yatmaya yakın süt ya da yoğurt, yanında meyve olabilir (küçük bir portakal, bir elma, büyük bir muzun yarısı).
İftarda tatlı önermiyoruz.
Bizde ramazanda güllaç yenir.
Tatlı isteniyorsa, küçük bir kâse sütlaç olabilir. Sahurda yiyecek olarak hamurlu yiyecekler yerine kahvaltı uygun ya da kepekli pirinç pilavı, tahıllar (mercimek, nohut) yenebilir. Yavaş emilen, yavaş kana karışan, dolayısıyla tok tutan yiyecekler öneriyoruz. Kesinlikle şeker içeren yiyecekler önermiyoruz. Sahurda şeker tüketirseniz bir süre sonra acıkırsınız. Amaç geç acıkmak. Börekler, tatlılar yenince hem acıktırıyor, hem de kilo aldırıyor. Yağ hiçbir şekilde tok tutmaz, hatta doymayı geciktirir. İştahı açar."