BDP'liler Fransa Başkonsolosluğu'na yürüdü

BDP'liler Fransa Başkonsolosluğu'na yürüdü
BDP'liler Fransa Başkonsolosluğu'na yürüdü
Fransa'da PKK'lı 3 kadının öldürülmesini protesto eden BDP'li yaklaşık 500 kişilik grup, Galatasaray Meydanı'nda toplandı
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Fransa’da öldürülen PKK’nin kurucusu Sakine Öz ile Fidan Doğan ve Leyla Söylemez için Taksim’de bir yürüyüş düzenlendi. BDP İstanbul İl Teşkilatı’nın düzenlediği yürüyüş sırasında Fransız Konsolosluğu’na siyah çelenk bırakıldı. BDPli milletvekilleri Sabahat Tuncel ile Ayla Akat, Kürt kadınlarının öldürülmesini nefretle kınadıklarını belirterek, Fransa hükümetinden bir an önce olayın faillerini bulmasını talep etti.
Fransa’nın başkenti Paris’te 3 Kürt kadının öldürülmesi nedeniyle dün Taksim’de protesto gösterisi yapıldı. İstiklal Caddesi’ndeki Galatasaray Lisesi’nde toplanan yüzlerce kişilik grup, Taksim Meydanı’nda bulunan Fransız Konsolosluğu’na yürüdü. Yürüyüşü organize eden BDP İstanbul İl Örgütü, Cansız, Doğan ve Söylemez’in fotoğraflarının basılı olduğu, “Özgürlük mücadelesinin neferlerine söz veriyoruz. Sorumlulardan hesap soracağız” yazılı dev bir pankart açtı. Geniş güvenlik önleminin alındığı yürüyüş sırasında sık sık Kürtçe, “Şehitler ölümsüzdür, PKK halktır halk burada” sloganları atıldı. Fransız Konsolosluğu’na siyah çelenk bırakılmasının ardından, konsolosluk önünde basın açıklaması yapıldı. BDP adına yapılan açıklamada, “3 Kürt siyasetçi kadının katledilmesinin Kürt halkı üzerinde infiale neden olduğu. Kürt sorununun çözümü için umutların arttığı son dönemde yaşanan katliamın bir tesadüf olmadığı” belirtildi. Açıklamada, “Kürt halkının umutlarının kırılmak istendiği” söylendi. PKK’nın hayatta kalan 5 kurucusundan biri olan Sakine Cansız’ın hedef seçilmesinin belirli bir amacının olduğu ifade edilen açıklamada, saldırının Fransa ve AB’nin alnına sürülmüş “kara bir leke” olduğu ifade edildi.


TUNCEL: O KURŞUN HALKA 


İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel ise yaptığı konuşmasında özetle şunları söyledi: “ Dünya kadın hareketinin 3 devrimci misyonu katledildi. Bu saldırıyı nefretle kınıyoruz. Sakine Cansız, hiçbir zaman faşizme karşı boyun eğmedi. Her zaman dirençli oldu, onurlu durdu. Bu devletin oyunları ile baş edemedi belki ancak diz çökmedi. Diyarbakır zindanlarında işkencelere karşı gelerek devrimciliğin ne demek olduğunu gösterdi. Orada bir direnişi simgeledi. Bulunduğu yer neresi olursa olsun, özgürlük ve demokrasi için mücadele etti. O kurşun Kürt halkının özgürlüğüne sıkılmış bir kurşundur. Bu katliamı yapanları açığa çıkarmayanlar sorumlu olacaktır. Sadece Fransa hükümetine değil, tüm AB ülkelerine sesleniyoruz. Bu katliamı ortaya çıkarmakla sorumlular. AKP hükümeti de bundan sorumludur. AKP hükümeti hiçbir araştırma yapmadan nasıl açıklama yapabiliyor? Bunu açıklamak zorunda. Bedeli ne olursa olsun, halkımızın özgürlük mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.”
Tuncel, tam da barış konusunda tartışmaların başladığı, İmralı ile görüşmelerin yapıldığı bir dönemde bu olayın yaşanmasının normal olmadığına değinerek şöyle devam etti, “Diyalog sürecinin müzakere sürecine dönmesine istemeyenlerin bir provakasyonudur. Bu katliamların hesabı sorulana kadar mücadele edeceğiz. Bugün onların bayrağını biz devraldık. Onları öldürmekle devrimci kadınlardan kurtulacağını sananlar yanılıyorlar. Binlerce Sakine, binlerce Leyla, inlerce Fidan var...”


AKAT: KÜRT HALKI EL ELE VERMELİ

BDP Milletvekili Ayla Akat da şunları söyledi: “Kürt halkının yıllardır yaşamış olduğu, inkar, imha sorununun bugün sınırlarının aştığının en büyük somut gerçeği ile karşı karşıyayız. Sakine Cansız dün yoldaşlarıyla birlikte ölümsüzleşmiştir. Sakine’yi en iyi işkenceciler tanır. Sır vermeyip ser verdiğini, en iyi polisler bilir. Sakine Cansız kimdir diye soranlar, dönemin işkenceci ve darbecilerine sorsunlar. Onun işkence karşısındaki durumunu en iyi onlar bilir. Sıkılan kurşunla aslında binlerce Sakine doğdu. Bir devrimci ile ancak fikriyle, eylemi ile mücadele edilebilir. Sakine Cansız’ın fikrine yenildiler, mücadele edemediler. Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın ‘kimse kaybetmeyecek’ dediği süreç ancak bu güçler karşısında durulduğu sürece mümkündür. Türk halkı ile Kürt halkı kimsenin kaybetmemesi için el ele vermelidir. Bu saldırı Kürt halk önderi Öcalan’ın Kürt kadınlarına gönderdiği selamdan da bağımsız değildir. Demokratik çözüm sürecinin bir tarafı olmak istiyoruz. Taraf olmak için eşitliğin olması gerekiyor. Fransa hükümeti bu saldırının faillerini açığa çıkarmadığı sürece demokrasisi kalmamış olacaktır.”