'Belediyeler' vetolu

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, merkezi idarenin yetkilerinin yerel yönetimlere devrini öngören İl Özel İdaresi Yasası'nın ardından Belediyeler Yasası'nı da veto etti.

ANKARA - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, merkezi idarenin yetkilerinin yerel yönetimlere devrini öngören İl Özel İdaresi Yasası'nın ardından Belediyeler Yasası'nı da veto etti. Sezer, belediyelerin kamu hizmetlerinin
götürülmesinde 'genel yetkili' olmasına itiraz ederek, yasanın üç maddesini yeniden görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderdi. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, Sezer'in veto gerekçeleri şöyle:
Belde tanımı yanlış: Yasanın 3. maddesiyle yapılan belde tanımıyla beldenin ortak gereksinimlerini karşılama görevi de belediyelere verilmiştir. Bu ayrımla belediyeler, genel yönetimle ilgili konuları da kapsayacak biçimde, genel yetkili yönetim birimi gibi tanımlanmış olmaktadır. Belde halkının ortak yerel gereksinmelerinin karşılanması belediyenin, bunun dışında kalanlar il genel yönetiminin görevidir. Bu tanımlama Anayasa'nın 126 ve 127. maddelerine aykırıdır.
Hizmete kesin tanım
Belediyeler genel yetkili olamaz: Yasanın 14. maddesiyle belediyelerin görev ve sorumlulukları genel ve soyut olarak belirtilmiştir. Anayasa'nın 127. maddesiyle yerel yönetimlerin görevi yerel ortak gereksinmelerin karşılanmasıyla sınırlandırılmıştır. Yönetsel örgütlenmede, merkezi yönetim konu yönünden genel, yerel yönetimler ise özel görevlidir. Bunun sonucu olarak, yasalarda, merkezi yönetimin görevleri soyut ve genel, yerel yönetimlerin görevleri somut ve belirgin biçimde düzenlenmelidir. Oysa 14. maddenin birinci fıkrası ile belediyeler, kamu hizmetlerinin yürütülmesi yönünden 'genel görevli' kılınmıştır. Yasayla 'mühnasıran' diğer kamu kurumlarına verilmeyen görevler belediyelere bırakılmış ve yetki alanı merkezi yönetimin görev ve yetki alanı daraltılmıştır. Ayrıca, TBMM'de kabul edilen 'Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun'da da, merkezi yönetimin görev ve yetkileri sınırlandırılmış ve sayılmayan görevler yerel yönetimlere bırakılmıştır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde yerel yönetimlerin, bu bağlamda belediyelerin, kamu hizmetlerinin görülmesinde genel görevli örgüt durumuna getirildiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 1988 yılında aldığı bir kararda da yerel yönetimlerin görevlerinin yasada sayılarak belirtilmesi gereği kabul edilmiştir. Yasama organının, her şeyden önce bir hizmetin yerel mi, yoksa ülke düzeyinde mi olduğunu belirlemesi; yerel düzeyde görülen hizmetlerin yasada tek tek sayılması gerekmektedir. Tersi durumda, yurttaşlara standart bir kamu hizmeti sunma olanaksızlaşacak, hizmetler yönünden bölgesel ve yerel dengesizlikler artacaktır. Yasada belediyelerin görevleri belirgin değil soyut kavramlarla düzenlenmiştir. Bu soyut kavramların içeriğinin belediyelerin yetkili organlarınca belirginleştirilmesi kaçınılmazdır. Bu durum Anayasa Mahkemesi kararına aykırı ve olanaksızdır. Bu madde Anayasa'nın 126 ve 127. maddelerine aykırıdır.
Belediyecilere afta eşitlik yok: Geçici 4. madde ile başta belediye başkanları olmak üzere sorumlular için 'konusu suç oluşturmamak ve kesinleşmiş yargı kararına dayanmamak koşuluyla' idari, adli ve mali soruşturma ve yargılamaların durdurulması öngörülmektedir. Bu düzenleme af niteliğindedir ve TBMM'de beşte üç çoğunlukla kabul edilmesi gerekir. Öte yandan, geçici madde ile getirilen af, haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunanları kapsamamaktadır. Böylece, yargılama ve takibat aşamasında bulunan kamu görevlileri af kapsamına alınırken, haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunanlar aftan yararlandırılmamışlardır. Bu durum da Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır.