'Ben hep 'cool'um şekerim' derdi

Cevat Tuksavul, gece hayatındakilerin aşina olduğu bir simaydı. Şehrin eğlence hayatına yön verenlerin başındaydı.
Haber: ORAY EĞİN / Arşivi

İSTANBUL - Cevat Tuksavul, gece hayatındakilerin aşina olduğu bir simaydı. Şehrin eğlence hayatına yön verenlerin başındaydı. Bundan on sene önce şimdiki Laila'nın olduğu Kuruçeşme'deki kullanılmayan
araziyi Pasha ismiyle yaratmıştı. Binlerce anısı vardı, anlatılmamak kaydıyla anlattığı...
Yıllarca Fransa'da ve Marakeş'te çalışmıştı. En büyük ününü ise Cihangir'deki 'Susam'la yaptı. İlk kez minderli, Akdeniz esintileri taşıyan ve sabahın erken saatlerine kadar açık, Ibiza tarzı bir yerdi. Medyatik isimler
de vardı, sadece pazar brunch'larına giden gerçek İstanbul 'creme de la creme'i de.
Geçen yaz 'Chinawhite'ın başındaydı. Ancak, yazı tamamlayamadan sıkılıp kulüpten ayrılmıştı. Sonra Gümüşsuyu'nda bir İtalyan lokantasının, 'Pucci'nin başına getirdiler Cevat'ı. Kısa zamanda hareketlendirdi burayı. Bütün ünlüler, sosyetikler akın etti. Medya patronları, banka yöneticileri, konsoloslar, ünlü gazeteciler sürekli konuğuydu.
Tanımadığı kimse yoktu
Cevat'ın en büyük özelliği tanıdık konuklarıyla teker teker ilgilenmesiydi. Masaya gelir, defterini, çok şık kalemlerini ve sigarasını üst üste koyardı. Projelerinden, özel hayatından, sevgililerinden bahsederdi. Bir bilgi deposuydu. Tanımadığı yoktu. Muhabbetini dinlemek bir zevkti. Zaten son dönemde 'Pucci'ye yemektense onunla sohbet edilmeye gidilirdi. Çok, ama öyle böyle değil, çok güldürürdü.
Salı gecesi birlikteydik. Uzun süre muhabbet ettik. Gece hayatındakilerin tipolojisini çıkardı. Kendine özgü tanımları vardı. "Hermes bunlar" diyordu, asil Fransızların markasına gönderme yaparak, "Louis Vuitton'u çoktan aşmışlar. Vuitton, yeni sosyetiklerin markası. Versace, sonradan görmelerin."
Ona sık sık 'Pucci'ye gelen İlhan Mansız'ı sormuştum. "Futbolla hiç ilgilenmem ama süslü bir çocuk geliyor, kırmızı 'Puma'larıyla, çocuklar gösterdi" diyordu. O esnada Fenerli Abdullah gelmişti, eşi ve çocuğuyla.
Elitlere iftar yemeği verecekti
Fırında pişen bir makarnanın kaç denemenin sonunda başarıya ulaştığını, kıvamını tutturana kadar kaç kez gidip geldiğini anlattı. Adını bilmediğimiz Türk elitlerine bir iftar yemeği düzenleyecekti. Aklı, mönüde kalmıştı. Bir de yılbaşı gecesi programında...
"Hadi gel" dedim, "Bu gece 'Eski Yeşil'e gidelim." İstemedi. Son zamanlarda dışarı çıkmıyormuş. Bir de, bir yere gittiğinde, arkasından 'İncelemeye geldi' diye konuşmalarından rahatsızmış. Yorgundu...
'Chat' yaparken tanışmışlar
Çarşamba gecesi işe gitmeyip, haber de vermeyince patronu şüphelenmiş ve evine adam yollamış. Çilingirle kapıyı açtırdıklarında kanlar içinde yatarken bulmuşlar. Ankara'dan gelen genç bir çocuktan şüpheleniliyormuş.
İddialara göre, 'chat' yaparken tanışmışlar, çocuk onun laptop'ını çalmış...
Televizyonlar Cevat'ın bir Fransız asilzadesine yakışacak evini, çalışma masasını, eski fotoğraflarını yayımladı. O çok özel biriydi, hep çok şıktı. Gecenin içindeki herkes kabul ediyor ki ondan daha başarılısı, cana yakını yoktu. İlk tanıştığımızda, "Ne kadar 'cool'sun" demiştim. Her zamanki asil alaycılığıyla,
"Ben hep 'cool'um şekerim" demişti.
Söz verdiğimiz gibi bir pazar günü birlikte Yalova'ya gidemeden öldü. Yine 'cool'du.