@ismailsaymaz

Beraber dinledik biz bu yollarda...

Beraber dinledik biz bu yollarda...
Beraber dinledik biz bu yollarda...
Medyaya bugün yansıyan haberlere göre 'Selam Terör Örgütü' soruşturmasında birbiriyle ve konuyla ilgisiz görünen binlerce kişinin telefonları dinlenmiş. Peki bu örgüt ne? O savcılar kim? Ve CHP Genel Merkezi ile Ertuğrul Özkök nasıl bu örgüt dinlemesinde yer alıyor?
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Bugünkü Yenişafak ve Star gazeteleri, aynı kaynaktan, hatta aynı kalemden çıktığı anlaşılan haberlerinde, Gülen Cemaati ile bağlantılı olduğunu iddia ettikleri Savcı Adnan Çimen ve Adem Özcan’ın talimatıyla 2011 yılından bu yana ‘Selam Terör Örgütü’ adlı bir soruşturmanın yürütüldüğünü, bu kapsamda 7 bin kişinin dinlendiğini ileri sürdü. Her iki gazetede de yer verilen listeye göre, dinlenenler arasında; İçişleri Bakanı Efkan Ala’dan CHP Genel Merkezi’ne, MİT Basın Müşaviri Nuh Yılmaz’dan Başbakan’ın Danışmanı Yalçın Akdoğan’a, spiker Defne Samyeli’nden gazeteci Ertuğrul Özkök’e varıncaya kadar, siyaset, basın ve hatta dini cemaat liderlerinden, birbiriyle uyumsuz, değil aynı örgüt, aynı ilçede bile yaşaması mümkün olmayan yüzlerce isim bulunuyor.

'MİT, Emniyet binasını bastı' iddiası



SELAM TERÖR ÖRGÜTÜ MÜ? 


Haberde, 7 bin kişinin ‘Selam’ adlı bir örgüt kapsamında dinlendiği ifade ediliyor. Bu isimde bilinen tek örgüt, 1990’lı yıllarda gün yüzüne çıkan, Bahriye Üçok’tan Ahmet Taner Kışlalı ve Uğur Mumcu’ya varıncaya kadar, birçok saldırının faili olmakla suçlanan Tevhid-Selam Kudüs Örgütü adlı şeriatçı gruptu. İran destekli olduğu iddia edilen bu grup ile CHP, Ulusal Kanal, Defne Samyeli veya Ertuğrul Özkök arasında nasıl bir bağlantı kurulduğu tam bir muamma!

Erdoğan Bayraktar, 'bizi asarlar' demiş

Telefonu dinlenenler ne yapmalı?

YILDA 75 BİN KİŞİ DİNLENİYOR

Bu sözde örgüt adı altında yürütülen soruşturma kapsamında 7 bin kişinin telefonlarının dinlendiği ifade edilse de, listede aslında 3 bin kişinin ismi yer alıyor. Kuşkusuz, 3 bin de yüksek bir rakam... Fakat iki gazete de haberlerinde, dinleme işlemi yapıldığına ilişkin bir savcılık talep yazısı ya da mahkeme kararı göstermiyor. Sadece bir soruşturma dosyası numarası veriliyor. Numara verildiğini göre, illegal değil, legal bir dinlemeden söz ediliyor. Legal dinlemenin de yasal prosedürü bulunuyor.
Mevzuata göre, iki tür dinleme yapılıyor. İlki, istihbari amaçlı ve önleyici şekilde yapılıyor. Bu işlemde, dinlenen görüşmeler delile dönüşmüyor ve imha ediliyor. İkincisi, delil elde etmek amaçlı olarak gerçekleştirilen adli dinlemeler... Bu veriler delil olarak kullanılıyor. İstihbari ya da adli, hangi yolla dinleme yapılmış olursa olsun, savcılık talebine ve mahkeme kararına dayanması gerekiyor. Hasılı, bu kişilerinden dinlendiğini dair elimizde, iki gazetenin iddiasından başka bir veri yok.
Dinlenen kişi miktarına gelince: Telekomünikasyon İdaresi’nin 2010 yılında yaptığı açıklamada, Türkiye ’de Emniyet, Jandarma ve MİT’in yılda dinlediği telefon miktarı, 75 bini buluyor. Kesin bir veri olmamakla birlikte, bu toplamın yüzde 10’unun İstanbul’da gerçekleştiği ifade ediliyor. Yani aslında, bu 7 bin kişi, İstanbul’da bir yıldaki tüm kapasiteye denk düşüyor.
Bir soru işareti de, dinlenen kimi isimlerden doğuyor. Örneğin, ÇHD soruşturması kapsamında bir yıl süreyle telefonlarının dinlendiği anlaşılan Avukat Efkan Bolaç’ın bu soruşturmada da takip edildiği ileri sürülüyor. Her iki soruşturmayı da Savcı Adem Özcan’ın yürüttüğü düşünülürse, bir kişinin aynı anda neden iki ayrı dosyada birden dinlenmiş olabileceği anlaşılamıyor.

Binlerce kişi yıllarca 'dinlenmiş': Gerekçe, Selam Terör Örgütü!

O SAVCILAR ALKIŞLANMIŞTI
Peki, bu savcılar kim? Adem Özcan, paralel devletle bağlantılı oldukları iddiasıyla çok sayıda savcının görev yerleri değiştirilirken koltuğunu koruyan ender isimlerden biri oldu. Halen İstanbul Adliyesi’nde, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesiyle yetkili savcılardan biri olan Özcan, yakın zamanda ÇHD soruşturması başta olmak üzere, çok sayıda öğrenci ve memurun tutuklu yargılandığı bir düzine dava açtı. Yürüttüğü soruşturmalarda, yaz kampı için gittikleri otelin havuzuna giren memurları dahi takip ettirmesiyle bilinen Savcı Özcan, telefon dinlemelerini ve yorumlara dayalı polis fezlekelerini iddianameye dönüştürüyor.
Bir yıl önce özel yetkili savcılıktan memur suçları bölümüne alınan Savcı Adnan Çimen ise Ragıp Zarakolu ve Büşra Ersanlı’nın tutuklandığı KCK İstanbul Davası’nı soruşturmuştu. Hazırladığı iddianamede, her türlü yasal eylemi KCK üyeliği ile ilişkilendiren Savcı Özcan, “Felsefe dersinde ateist bir düşünce tarzının savunulduğu, Zerdüştlük anlatılarak Zerdüşt’ün bir filozof ve Kürt asıllı olduğunun ifade edildiği” şeklindeki ifadeleri ile, bir inancın anlatılmasını dahi suç sayabilmişti. Bu iki savcının yürüttüğü soruşturmalar, gerek Başbakan Erdoğan , gerekse iktidar çevreleri tarafından hararetle sahiplenilmiş, desteklenmişti.
Savcıları sabah saatlerinden itibaren aramaya başladık. Savcı Çimen’in telefonu şu saate kadar kapalıydı. Savcı Özcan bütün ısrarlı aramalara rağmen telefonunu meşgule aldı. İstanbul Başsavcısı’nın ise toplantıda olduğu ifade edildi. Adalet Bakanlığı’ndan da herhangi bir açıklama gelmiş değil. Oysa, kamuoyunun aydınlatılması ve soruların yanıtlanması bekleniyor. 

Başbakan ve Usame Kutub'un telefon kaydı internete düştü

Enerji Bakanı Yıldız: Demek asıl paralel biz, devlet onlarmış!

Zira önümüzde, iki haliyle de korkunç bir tablo bulunuyor. İlk ihtimale göre, haberin doğru kabul edilmesi halinde, yargı ve emniyetin arasında kurulmuş, cemaat ile bağlantılı suç örgütünün ipuçlarına ulaşıldığı anlamına geliyor. Bu durumda, varlığı miting meydanlarında haykırılan bu örgütün hemen teşhir edilmesi, açığa çıkarılması gerekiyor.
İkinci ihtimale göre, bu haberin asılsız çıkması halinde, muarızını ‘Paralel Devlet Yapılanması’ olmakla itham eden bir iktidarın çete devletine dönüştüğü sonucuna varılabilir. Bu takdirde, söz konusu haberin bir iktidar savaşında, kamuoyunu ilan edilen düşman karşısında seferber etme amacı taşıdığı anlaşılır. İki ihtimalin birleştiği ortak sonuç ise şu: Bu rejimin iki eski sahibi, o eski savaş gerekçeleri, sahte delili, illegal dinlemeyi ve gizli tanık hukuksuzluğunu bir diğerine karşı kullanıyor.

Uğur Mumcu cinayetiyle adı duyulmuştu