Beş ihbardan dördü fos

Hayat kurtarmak için saniyelerle yarışan 112 Acil Servisi Komuta Kontrol Merkezi'nin çalışanları her gün 80 bin telefona 'alo' diyor. Ancak bu aramaların sadece yüzde 20'sini gerçekten tıbbi desteğe ihtiyacı olanlar oluşturuyor.
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

İSTANBUL - Hayat kurtarmak için saniyelerle yarışan 112 Acil Servisi Komuta Kontrol Merkezi'nin çalışanları her gün 80 bin telefona 'alo' diyor. Ancak bu aramaların sadece yüzde 20'sini gerçekten tıbbi desteğe ihtiyacı olanlar oluşturuyor. Aramaların yüzde 80'i ise 'boş' çıkıyor.
Bakırköy'deki 112 Komuta Kontrol Merkezi Başhekimliği Çağrı Karşılama Merkezi, İstanbul'un acil vakalarını haber almak ve ambulans göndermekle görevli. 14 Mart 1994'te kurulan merkezde telefon, telsiz sesi hiç susmuyor. Merkezden İstanbul'un değişik noktalarındaki 70 ambulans ve 100 çalışan vakaların olduğu yerlere yönlendiriliyor. İlk telefondan ambulans isteyen hastanın hastaneye ulaşmasına değin tüm bilgiler defterlere kayıt ediliyor. 112'ye gelen telefonlar ve yapılan tüm konuşmalar da kaydediliyor.
'Sevmesem yapamazdım'
Her gün 10 kişinin çalıştığı merkezde kuruluşundan beri bulunan sorumlu doktor Sema Selvioğlu iş ortamını, 'Stresli, çok gürültülü, çok yoğun' diye tanımlıyor. Selvioğlu, "Ben hep dua ederim 'Allahım ne olur insanları zora sokacak kararlar vermeyeyim' diye. Burayı her arayan için durum acildir. Biz aranmaktan ötürü şikâyetçi değiliz. Ama bazı telefonlar gerçekten yıpratıcı oluyor. Eminönü'ndeki telefon satıcıları cihazın çalıştığını müşterisine göstermek için sürekli bizi arıyor ve 'Pardon, kontrol etmek istedim' diyor. Çok sık olan bir şey. Telefonunda 'Sadece 112 Acil' yazdığı için arayanlar olur. Kimileri arayıp oyalansın diye çocuğun eline telefonu veriyor. Ama o sırada kalp krizi geçirip bize ulaşamayan biri olabilir" diyor. İnsanlara yardımcı olma, hayat kurtarma nedeniyle işinin manevi yönünden tatmin olduğunu anlatan Selvioğlu, "Gönül işi bu. Sevmezseniz yapamazsınız. Çünkü 24 saat sürekli kafanızın içinde telefon sesi duyuyorsunuz. Sağlam sinirleriniz olmalı. Gün içinde ambulans gönderdiğiniz vaka ölebilir, öte yandan birini de kurtarabilirsiniz" diye konuştu.
'Enkazdayım, kurtarın'
Merkezdeki çağrı karşılayıcıları kendileriyle konuşmak isteyen gazetecilere artık isimlerini vermiyor. Çünkü daha önceleri yapılan mülakatlarda isimleri geçtiği için sapıklar tarafından isimleriyle aranmaya başlamışlar. Bazıları isimlerinin baş harflerinin yazılması koşuluyla konuşurken bazıları bunu bile reddediyor. Çünkü birkaç denemede isim tutturuluyormuş.
10 yılı aşkın süredir çalışan ve ismini vermek istemeyen görevlilerden biri, "İlk başladığım gün bırakmak istemiştim. Eskiden daha iyiydi, seviye giderek düşüyor. 17 Ağustos depreminde enkaz altında bizi arayıp yerini tarif edenler oldu. Bu dönemde bile yanlış ihbarlar oluyordu. 'Enkazdayım. Gelin kurtarın' diye bizi kandırmaya çalışıp gülüyorlardı. Dalga geçmek amaçlı arayanlara bunu neden yaptıklarını soruyorum, 'Abla bir de bizim mahalleden geçin istedik' diyorlar" dedi.
Çağrı karşılayıcılardan Y.D ise, kendisini sürekli arayanlar olduğunu belirterek, "Onlara ambulans göndereyim diyorum, 'Sen de gelirsen neden olmasın' diyorlar. İnsan artık gülemiyor" diye konuştu.
Alo kedi tırmaladı!
112 Acil Servis Başhekimi Dr. Türkay Esin, her gün gelen 80 bin telefondan yaklaşık bininin birinci derece şikâyet olduğunu, bunlardan da 300 vakaya ambulans gönderildiğini söylüyor. Ambulans isteme bilinci oluşmadığına değinen Esin, "Ayağına çivi batan, kedi tarafından tırmalanan, pikniğe gideceği için ambulans talep eden de var" diyor. Esin'e göre, mevsim değişiklikleri, günün saatleri bile 112'nin iş yoğunluğunu etkiliyor. Yazın boğulmalar, zehirlenmeler ve alkol vakaları fazlalaşıyor. Kışın ise karda düşüp bir yerini kıranlar, donma tehlikesi geçiren kimsesizlerle ilgili başvurular daha çok oluyor. Hafta içinde sabahları özellikle saat 07.00-10.00 saatleri trafik kazaları yoğunlaşıyor. Hafta sonunda ise kazalar genellikle 10.00-12.00 saatlerinde oluyor.
İlginç 'Alo'lar
Çalışanların yaşadığı bazı olaylar şöyle:

  • Genç bir kız 112'yi tuşlayıp "Yataktan kalkamıyorum" diyerek yardım ister. Hemen ambulans yönlendirilir. Ancak gidilen evden böyle bir talep olmadığı söylenir. Benzer bir adrese yönlendirilecekken merkezden anne ve babaya evde kızlarının olup olmadığının sorulması istenir. Kızlarının uyuduğunu söylerler. Tam o sırada eve giden ekip doğalgaz kokusu alır. Genç kızın odasına girildiğinde cep telefonunun elinden düştüğü ve gazdan bayıldığı görülür. Hastaneye kaldırılır ve kurtarılır. Hayatı kurtulan genç kız daha sonra Acil Servis'i arayıp teşekkür eder.
  • 112'yi tuşlayan bir genç, kız arkadaşının bayıldığını söyler. Çağrı karşılayıcı genç kızın bacaklarını yükseğe kaldırmasını, kolonya koklatmasını, bu arada evi havalandırmasını, arkadaşı kendine gelmezse beş dakika içinde tekrar aramasını ister. Beş dakika sonra genç arar ve "Sevgilim ayıldı, teşekkürler. Sevişmeye devam edebiliriz" der.
    Önemli sorular
    Komuta Kontrol Merkezi'nin sorumlu doktoru Sema Selvioğlu'nun verdiği bilgilere göre 112'yi arayanlar 5N olarak açıklananan soruları yanıtlamalı:
    Numara: Arayan kişi hemen telefonunu söylemeli, çünkü bayılabilir ve ona ulaşamayabilirsiniz.
    Ne oldu: Düştü mü? Yüksekten mi alçaktan mı? Bayıldı mı, bıçaklandı mı?
    Nerede: Olay yeri neresi? Adres önemli. Evinize, işyerinize giderken etrafa bakın ve belirleyici olan yerleri aklınızda tutun. Cami, okul, alışveriş merkezi vb. Ev telefonunuzu, adresini, tarifini yazın ve görünür bir yere asın. Ambulansa ihtiyaç duyduğunuz anda bunları evde bulunan başka biri 112'ye aktarabilmeli. Acil durumlarda telefon açan kişi adını bile unutabiliyor.
    Ne kadar kişi: Tıbbi desteğe kaç kişinin ihtiyacı var. Önemli bir bilgi çünkü bir ambulans yetmeyebilir.
    Başka ne söylemek istiyorsunuz: Operatörle konuşun. Telefonu kapatmayın adresiniz bulunamayabilir.