Beş yıl boyunca devleti 'kazıklayan' memur

"İlk iki yıl hastanenin bir odasında kaldı. Üç yıldır düşük bir ücretle Muğla Tarım İl Müdürlüğü'nün misafirhanesinde kalıyordu. Sessiz sakin bir insandı.

MUĞLA - "İlk iki yıl hastanenin bir odasında kaldı. Üç yıldır düşük bir ücretle Muğla Tarım İl Müdürlüğü'nün misafirhanesinde kalıyordu. Sessiz sakin bir insandı. Namazını da hastanenin mescidinde kılardı..."
Muğla Devlet Hastanesi çalışanları beş yıl önce çıkagelen Cemalettin Külcü'yü böyle anlatıyor. Buraya kadar gayet sıradan bir memur portresi çizen Külcü'nün 'sahte belgelerle memurluk yaptığı' anlaşıldı! Beş yıl maaş, ikramiye, döner sermaye payı alan, devletin misafirhanesinde kalan Cemalettin Külcü, hakkındaki gerçeğin ortaya çıkması üzerine, geldiği gibi aniden kayıplara karıştı.
Terfi bile etti
40 yaşındaki Külcü, beş yıl önce 'kendi hazırladığı belgelerle' Muğla Devlet Hastanesi'nin kapısını çaldı. "Yeni atandım" dedi. Dönemin başhekimi Dr. Muzaffer Karayazı, evrakını onayladı, ayniyat servisine büro memuru olarak gönderdi. Ev kiralarından şikâyet edince, yönetim kendisine kolaylık gösterdi, iki yıl hastanede, üç yıl da misafirhanede kaldı. Ayniyat saymanlığına kadar yükseldi, ancak hastanenin eski yataklarını hurdacıya satınca yeniden memuriyete döndü. Ama Külcü'yle ilgili asıl fırtına, beş yıl sonra bakanlığın başlattığı sicil numaraları kontrol işleminde adına rastlanmayınca koptu.
Bakanlık müfettişleri olaya el koydu. Hiç itiraz etmeden sahte memur kimliğini geri veren Külcü, hakkında adli ve idari soruşturma başlatılınca kayıplara karıştı.
Cemalettin Külcü'nün sicil numarası olmamasına karşın, yıllarca maaşını ve diğer tüm özlük haklarını düzenli olarak alabilmesi, 'skandal' olarak nitelendirildi. Adının açıklanmasını istemeyen bir hastane yetkilisi memur maaşlarının çalıştıkları resmi kurumlarda hazırlanan bordroların doldurulması ve bedellerinin devlet tarafından yatırılmasıyla ödendiğini hatırlattı, sahte memurun sahte sicil numarasının beş yıl fark edilememesinin şaşırtıcı olduğunu söyledi.
İş arkadaşları için Külcü'den geriye bir sessiz sakin insan gölgesi kaldı: "Sürekli namaz kılıyordu. İşle fazla ilgilenmezdi. Sessiz biriydi. Bize sırlarını açmazdı. Pek dostu yoktu. Kimseye de zararı yoktu."