Beyoğlu: Bu değil, bu hiç değil

Beyoğlu: Bu değil, bu hiç değil
Beyoğlu: Bu değil, bu hiç değil
Semt derneklerinin açtığı davada Beyoğlu'ndaki 'koruma amaçlı' imar planları, bilirkişi raporu doğrultusunda iptal edildi. Bilirkişi, 'Plan uygulanırsa Beyoğlu'nun topyekûn turistleştirileceğini ve kentlilerin yaşamına yabancılaşacağını' belirtmişti.
Haber: ELİF İNCE - elif.ince@radikal.com.tr / Arşivi

Cihangir Güzelleştirme Derneği ve Galata Derneği’nin açtığı davada Beyoğlu’nun 2011’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce (İBB) onaylanan koruma amaçlı imar planları 10. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Mahkeme iptal gerekçesinde planların üst ölçekli planlarla uyumsuz olduğunu, bütünselliğinin olmadığını, yapılaşma koşullarının şehircilik ilkelerine uygunsuz şekilde belirlendiğini ve ‘katılımcı alan yönetimi modellerini’ içermediğini belirtti. Karara esas alınan bilirkişi raporunda planlar uygulanırsa Beyoğlu’nun ‘topyekûn turistleştirileceği’ ve ‘kentlilerin yaşamına yabancılaşacağı’ belirtildi.
Mevzuata göre İBB’nin 6 ay içinde yeni koruma amaçlı planlarını hazırlanması gerekiyor. Yeni planlar hazırlanana kadar koruma kurulu tarafından ‘geçici dönem yapılaşma koşulları’ belirlenecek ve ruhsatlar bu kararlar doğrultusunda verilecek. Davayı kazanan Avukat Pervin Çelik, “Mahkeme kararı, kentlerin içinde yaşayan insanlardan bağımsız planlanamayacağını bir kez daha göstermiş oldu. Bundan sonraki planlarda halkın sürece katılımını sağlamak şarttır” diye konuştu. Çelik, yeni planlar hazırlanırken mahkeme kararında eleştirilen bu noktaların dikkate alınması ve düzeltilmesi gerektiğini belirtti.

İhya projeleri askıya alınıyor
İptal edilen imar planlarının en çok tartışılan unsurlarından biri de kayıp ya da metruk vaziyetteki tarihi binaların yeniden yapılmasıydı. buna göre Tophane’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin yanındaki arkeolojik alana inşa edilmesi planlanan İmalat-ı Harbiye Usta Mektebi ve Karaköy’deki Kara Mustafa Paşa Camii projeleri gibi ihya projeleri şimdilik askıya alınmak zorunda.

Beyoğlu sadece turiste ait değil


Mahkemenin esas aldığı bilirkişi raporunda itiraz edilen bir nokta da turizm odaklı planlamanın Beyoğlu’nun canlılığına zarar vereceği, burada yaşayan ve çalışanları yerinden edeceği oldu.
Raporda ‘ Kültür turizmi’ kavramının “sadece gelir düzeyi yüksek turistle” ilişkilendirildiği, “bu tür tarihi bölgelelerin topyekûn ‘turistleştirilmesi’ ve kentlinin yaşamına yabancılaşması tehdidi ile karşılaşılması” söz konusu olacağı, ‘Beyoğlu’nun sadece turiste değil, tüm kentliye hizmet eden önemli bir kültür odağı olduğu’, ‘kültür endüstrileri olarak anılan küçük ölçekli firmaların ve bu sektörde çalışan kişilerin yaşamak, çalışmak ve eğlenmek için seçtiği bir bölge’ olduğu, “bölgenin hem turist hem de kentli açısından çekiciliğinin asli nedeni olan ‘renkli ve canlı kültürel atmosferi’nin korunmasının” zorunluluk olduğu, turizm fonksiyonunun “bölgenin kimliğini oluşturan asli unsurları yerinden etmemesi” gerektiği belirtildi. Bilirkişinin bir diğer dikkat çeken eleştirisi de tarihi ve merkezi bir alan olan Beyoğlu’nda toplu taşıma yerine özel araç kullanımını teşvik eden katlı otoparklar ve yol genişletme çalışmaları oldu.

18 sene hazırlanamamıştı


Beyoğlu’nun 1993’te ‘kentsel sit alanı’ ilan edilerek korumaya alınan bölümü için hazırlanması gereken ‘koruma amaçlı’ imar planları 18 sene boyunca hazırlanmamıştı. 2011’de İBB’nin hazırladığı 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planları semt dernekleri tarafından dava edildi. Dernekler, dava gerekçelerinde şu sebepleri belirtmişti: Planın hazırlık aşamasında gerekli katılım sağlanmadı ve duyuru araçları kullanılmadı. Tarlabaşı, Perşembe Pazarı ve Haliç tersaneleri gibi korunması gerekli en önemli alanlar ‘özelleştirme’ ‘kentsel yenileme’ veya ‘turizm alanı’ ilan edilerek koruma planı kapsamı dışında bırakıldı. Beyoğlu - İstiklal Caddesi’ndeki yapılar ‘kültürel kullanımla’ sınırlandırılması gerekirken, turizm-ticaret-hizmet alanı ilan edildi.