Beyoğlu'nda Suriyeli anneyle çocuklarını ayıran beyaz minibüsün sırrı ne?

Beyoğlu'nda Suriyeli anneyle çocuklarını ayıran beyaz minibüsün sırrı ne?
Beyoğlu'nda Suriyeli anneyle çocuklarını ayıran beyaz minibüsün sırrı ne?

Fotoğraf: Arşiv

Beyoğlu'nda dilencilik yapan Suriyeli bir anne zorla beyaz bir minibüse bindirildi. Geride kalan iki kız çocuğu annelerin peşinden dehşetle sesleniyordu. Emniyet, minibüsün kendine ait olmadığını söylüyor, belediye ise 'dilencileri topladığı' iddiasını reddediyor.
Haber: EDA UTKU - eutku@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - 11 Mart akşamı saat 19.00 sularında korkunç bir olaya şahit oldum.

O akşam servisten Tarlabaşı Bulvarı üzerinde, Tepebaşı'ndaki ışıklarda indim. Yokuş yukarı, İstiklal Caddesi'ne doğru acele adımlarla yürüyordum. Asmalı Mescit'in en eski mekanlarından birisi olan Yakup 2 meyhanesinin kapısına yaklaştığım sırada yanımda beyaz bir minibüs durdu. Hani şu Arka Sokaklar dizisinde gördüğümüz cinsten... Arabadan birkaç tane uzun montlu, garip görünüşlü adam indi, kaldırımda bebeğiyle birlikte dilenmekte olan Suriyeli kadına yaklaştı. Sert bir dille "Hadi gel, seni götürmeye geldik" dediler kadına. Kadın yalvarmaya başladı. Ben de adamların polis olabileceğini düşündüm. Dolayısıyla aklıma olaya müdahale etmek gelmedi.

Yoluma devam ettim, aklım gördüklerimde... Derken arkamdan insan gibi değil, canavar gibi bir kükreme duydum. Kadına acele etmesini ve minibüse dönmesini söyleyen bir bağırtı... Benimle birlikte sokaktaki birkaç kişi daha döndü, olayı izlemeye başladı. Adamlar etrafa tehditkar bakışlar atarak, kadını aceleyle minibüse bindirdiler. Ben de dahil birkaç kişi minibüsün plakasını aldık.

Tam o sırada 9-10 yaşlarında iki küçük kız bir üst sokaktan aşağıya doğru koşarak geldi, az evvel kadının oturduğu yere doğru gitti. "Anne" diye bağırıyor ve çaresizlik içinde ağlıyorlardı. Minibüs yokuş yukarı gidiyordu ve İstiklal Caddesi'ne varmak üzereydi. Ancak korku ve panik halindeki çocuklar, ters yönde giden bir başka beyaz minibüse doğru koşmaya başladı. Telefonla 155'i aradım, polise olayı anlatmaya başladım. Bir yandan da kız çocuklarına sesleniyor, durmalarını, annelerinin nereye gittiğini gördüğümü söylüyordum. Ancak kızlar arkalarına dönüp benim peşlerinden geldiğimi görünce daha büyük bir panikle, daha da hızlı koşmaya başladılar. Tarlabaşı Bulvarı'na döndüler, İngiliz Konsolosluğu'na doğru, otoparkın önünden koşmaya devam ettiler. Polise olayı doğru şekilde aktarmaya, sorularını yanıtlamaya çalıştığım sırada, panikle kızlara seslendiğimi gören bir adam, kızları durdurdu. Kızlar adama Türkçe olarak yalvarmaya "N'olur abim, bırak gidelim abicim" demeye başladılar. Adam soru soran gözlerle bana bakıp, kız çocuklarını sakinleştirecek cümleler söylemeye çalıştı, ancak pek başarılı olamadı. O sırada kızlara yetiştim ve az da olsa Türkçe bildiklerini anlayarak, basit kelimelerle onları sakinleştirmeye çalıştım. Ancak kızlar benden ve adamdan kurtulup yollarına devam etmekten başka şey düşünmüyordu. Söylediklerimi anlamadılar, yeniden koşmaya başladılar. Odakule yönüne döndüler. Yeniden onlara yetişmek için acele ettim ama, gözden kaybolmuşlardı.

"KALDIKLARI YURTTA HER ŞEYLERİ VAR"

Her zaman orada bekleyen restoran valelerine sordum önce. Kızların Marmara Oteli'ne doğru koştuklarını söylediler. Sonra Odakule'nin önünde bekleyen bir taksiciye sordum, kızları gördüğünü ancak birkaç dakika evvel bir minibüse bindirilip götürüldüklerini söyledi. "Belediyenin minibüsü geldi az evvel, kızları bindirip götürdüler" dedi. "Nereden biliyorsunuz belediyeye ait olduğunu?" diye sordum, "Üzerinde belediyenin logosu vardı, Beyoğlu Belediyesi diye yazıyordu kocaman" cevabını verdi bana. Olayı anlattım. Annelerini birilerinin götürdüğünü, kızların panikle anneyi aradığını ancak benim bir türlü yetişemediğimi söyledim. Taksici "Bunlar aşağıda bir yurtta kalıyorlar abla" dedi. "Her şeyleri var o yurtta, temiz yatakları, kıyafetleri, yemekleri, hatta banyoları bile var. Yine de buraya gelip dileniyorlar" dedi. Her şeyleri tammış, eminmiş bundan. Başka yapabileceğim bir şey olmadığını düşündüm, adama iyi akşamlar dileyip yoluma devam ettim.

AKIBETLERİ NE OLDU?

Bu olayın ardından kafamda bir çok soru oluştu: Polise aracın plakasını verdiğimde, bana hemen "Beyaz bir Ford Transit miydi?" diye sorup, sonra da aracın zabıtaya ait olabileceğini söylemişlerdi. Ancak adamların üzerinde polis telsizi yoktu, plaka da resmi değildi. Şayet araç zabıtaya aittiyse, adamlar neden sivil giyimliydi? Ayrıca anneyi nereye götürmüşlerdi? Dilencilik kanunen yasak olduğuna göre, muhtemelen gözaltına alınmak üzere Emniyet'e götürmüşlerdi. Kucağında bebekle bu anne gözaltında neler yaşadı acaba? Sonra belediyenin aracı çocukları hangi yetkiyle araca bindirmişti? Nereye götürmüştü? Bu sık sık yaptıkları bir uygulama mıydı? İstanbul 'un en turistik yerlerinden birisi olan Beyoğlu'nda görülen dilencilerin hepsi belediye tarafından 'toplanıyor' muydu? Yoksa bu yalnızca Suriyelilere özel bir olay mıydı? Hani şu 'Bir tane bile Suriyeli vatandaşı açıkta bırakmadık' savı gereğince mi yapılıyordu bu uygulama? Çok daha önemlisi: Küçük kızlar anneleriyle buluşmuş muydu? Buluşabilecek miydi ya da? Yoksa bir yerlere bırakılıp, sokakta tek başlarına mı kalmışlardı?

BELEDİYE "BÖYLE BİR UYGULAMAMIZ YOK" DEMİŞTİ

Bölge esnafı bu olayın sık sık yaşandığını, kah belediye logolu, kah bu olaydaki gibi logosuz beyaz minibüslerin bölgede gezdiğini ve bu kişileri topladığını söylüyor. Daha önce Radikal'deki muhabir arkadaşlarımız Beyoğlu Belediyesi'ne bu minibüsleri sorduğunda, "Böyle bir uygulamamız yoktur" cevabını almıştı. Öyleyse bu minibüsleri, belediye logosunu yapıştıran sahtekarlar mı kullanıyor? Yoksa Beyoğlu Belediyesi'nin gizlediği bir uygulaması mı var?

O çocukların akıbeti ne oldu bilmiyorum. Ne onların, ne de annelerinin isimlerini biliyorum. Hatta taksicinin anlattığı gibi Kasımpaşa'daki bir yurtta kalıp kalmadıklarından bile emin değilim. Ancak bu insanlara yapılan müdahale vicdanımı ciddi şekilde rahatsız etti. Umarım Belediye bu konuda telefonlarımızı yanıtsız bırakmaz ve hem bu olayla, hem de yersiz yurtsuz durumdaki Suriyelilerle ilgili bir açıklama yapar.