'Bıçak Timi'nde kazı telaşı

Kızıltepe Savcılığı'nın fezlekesine göre, bölgede faili meçhullerle anılan 'Bıçak Timi' halen irtibatta. Timin kazı telaşı dinlemeye takılmış.
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan fezlekede, kamuoyunda ‘Bıçak Timi’ olarak bilinen tim mensuplarının halen birbirleriyle irtibatlı olduğu belirtildi. Savcılık bu iddiasını şüphelilere ilişkin yapılan telefon dinlemelerine dayandırdı.
Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı’nın faili meçhul cinayetler ve zorla köy boşaltmalara ilişkin hazırladığı fezlekede, Ergenekon davasından cezaevinde bulunan, emekli Albay Hasan Atilla Uğur’un ekibi olduğu öne sürülen ‘Bıçak Timi’ mensuplarına yönelik telefon dinlemeleri de yer aldı. Telefon dinlemelerine göre sözkonusu kişilerin hâlâ birbirleriyle irtibatlı olduğu tespiti yapıldı.
Fezlekede ‘Bıçak Timi’ mensubu şüpheliler hakkında yapılan ‘iletişimin denetlenmesi tedbiri’ süresinde özellikle 21 Nisan 2013 ve 20 Haziran 2013 tarihlerinde telefon trafiği yaşandığı vurgulanarak şöyle denildi: “Bu süre içinde Abdurrahman K.’nın İsmet K. ile 4 kez ve Mehmet Salih K. ile 2 kez irtibat kurduğu, Ramazan Ç.’nin Mehmet Salih K. ile 8 kez irtibat kurduğu belirlenmiştir.”

Kazı günü telefon trafiği
Soruşturma kapsamında 10 Haziran 2013 tarihinde, 1995 yılında faili meçhul cinayete kurban giden Mehmet Emin Abak’ın cesedinin bulunması amacıyla kazı çalışmasının yapıldığı gün, ‘Bıçak Timi’ mensubu olduğu ileri sürülen Abdurrahman K.’nın İsa isminde bir vatandaşla Kürtçe olarak yaptığı ilginç bir telefon konuşması kayıtlara yansıdı. Fezlekede yer verilen kayıt şöyle:
İsa: Ya senden bi ricam
olacaktı ya
Abdurrahman K.: He başım üstüne
İsa: Bir ismi, Aysun Köyü’nden birisi, Abak’ın dışında bir isim verebilir misin bana?
Abdurrahman K.: Anlamadım
İsa: Aysun Köyü’ndekiler var ya
Abdurrahman K.: Evet
İsa: Hamdullah’ın dışında bir isim daha verebilir misin bana?
Abdurrahman K.: Ya benim telefonumla olmaz ya, telefonda konuşamam ya
İsa: Senin yanına gelirim
Abdurrahman K.: Telefonumda olmaz
İsa: Yok yok, ben senin yanına gelirim
Abdurrahman K : Tamam gözüm üstüne
Cesetleri biliyorlar
Savcılık fezlekesinde bu telefon görüşmesine dikkat çekilerek şu değerlendirmede bulunuldu:
“Görüşme içeriği üzerinde yapılan inceleme neticesinde, Abdurrahman K.’nın, mahallinde bulunan üç cesedin de kime ait olduğunu bildiği ve yağmur kuyusunda bulunan cesedin Mehmet Emin Abak’a ait olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim Mehmet Emin Abak’ın babası Halil Abak’ın yeniden ifadesine başvurularak kendisine oğlunun Hamdullah ismiyle anılıp anılmadığı sorulmuş, ifadesinde ‘oğlunun Hamdullah ismiyle anılmadığını, ancak oğlunun gözaltına alındığı ve halen ikamet ettikleri Eroğlu Köyü’nün Kürtçe adının Hındullah olduğunu’ beyan etmiştir.”
İşte Bıçak Timi
Fezlekede ‘Bıçak Timi’ de mercek altına alındı. Örgüt üyeliğiyle suçlanan tim mensupları için yapılan değerlendirmeler şöyle:
Ahmet B: Hasan Atilla Uğur’un başsavcılığımıza gönderdiği dilekçede bu şahıstan ‘Komando Bölük Komutanı Ahmet B.’ olarak bahsetmiştir. Şüphelinin o dönem itibarıyla JİTEM bünyesinde görev yapıp hukuka aykırı eylemlere katılmak suretiyle üzerine atılı suçları işlediği yönünde kuvvetli şüphe içeren delillere ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Abdurrahman K.: Şüphelinin JİTEM’in Kızıltepe bünyesinde faaliyet gösteren ve Hasan Atilla Uğur tarafından yönetilen Bıçak Timi’nde görevli olup cinayet, alıkoyma vb. eylemlerde yer almak suretiyle üzerine atılı suçları işlediği yönünde kuvvetli şüphe içeren delillere ulaşıldığı anlaşılmıştır.
İsmet K.: Bıçak Timi içinde görev alıp Hasan Atilla Uğur’un en iyi adamlarından olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Fezlekede Bıçak Timi mensubu olduğu ileri sürülen Ünal A., Mehmet Emin K., Mehmet Salih K., Ramazan Ç. için de benzer değerlendirmelere yer verildi.

Gizli tanık Aydos ‘Yeşil’i ve Cem Ersever’i anlattı


Fezlekede Ergenekon davası kapsamında gizli tanık olarak dinlenen ‘Aydos’un ifadelerine de yer verildi. Aydos’un ifadesi:
“1989 yılında Cem Ersever ile tanıştım. Kendisine PKK mensuplarına ilişkin bilgiler verdim. Bir gün Cem Ersever ile beraber Mardin İl Jandarma Komutanlığı’na gittim. 5 dakika dışarıda bekledikten sonra beni içeriye aldılar. Sonradan adının Veli Küçük olduğunu öğrendiğim kişi vardı. 7-8 ay kadar Cem Ersever’le çalıştım. Bir gün Cem Ersever dükkâna geldi. Benim adıma düzenlenmiş ve üzerinde ‘Jandarma Genel Komutanlığı JİTEM İstihbarat Görevlisi’ yazılı olan A4 kâğıdının 1/3’ü büyüklüğünde bir belge verdi...Cem Ersever, OHAL Bölgesi’nden alınmayı hazmedemiyordu. Cem’in yokluğunda bölgede Yeşil etkili oldu. Yeşil, itirafçıları istediği gibi kullanıyordu. Cem Ersever Yeşil’i sevmezdi. Ve onun için ‘Onu adam eden benim’ derdi. Fakat Yeşil’e alay komutanı bile hesap sormazdı. Yeşil Diyarbakır , Batman, Mardin, Van, Muş ve Ankara arasında mekik dokuyordu. Ayrıca OHAL Valisi Ünal Erkan ile arasının çok iyi olduğunu biliyorum. 1993 yılında Ersever’in öldürülmesinden sonra Mardin Emniyeti bünyesindeki istihbarat birimi ile bağlantıya geçip çalışmaya devam ettim.”