@ismailsaymaz

Biletini erteletmeseydi şimdi yaşamayacaktı

Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Serkant Ali Çetin, Isparta'ya kalkan Atlasjet uçağına ayırdığı biletini, ailevi sebepler yüzünden iki gün sonraya ertelemeseydi, belki de kazada ölen altı bilim insanıyla birlikte artık yaşamıyor olacaktı.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Serkant Ali Çetin, Isparta'ya kalkan Atlasjet uçağına ayırdığı biletini, ailevi sebepler yüzünden iki gün sonraya ertelemeseydi, belki de kazada ölen altı bilim insanıyla birlikte artık yaşamıyor olacaktı.
Çetin, altı bilim insanından Prof. Dr. Engin Arık'ın öğrencisi ve Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ, Doç. Dr. Hikmet İskender, araştırma görevlisi Mustafa Fidan'ın çalışma arkadaşıydı. Atatürk Havalimanı'ndan önceki gece Isparta'ya havalanan Atlasjet uçağındaki 49 yolcudan altısı, bu kente bilimsel araştırma amacıyla gidiyordu. Ankara Gölbaşı'nda kurulması planlanan Türkiye'nin ilk temel bilim araştırmalarında altyapı işlevi görecek 'Ulusal Türk Hızlandırıcı Merkezi Teknik Tasarımı ve Test Laboratuvarı Projesi' için 10 ayrı üniversiteden bilim insanları yaklaşık iki yıldır çalışıyordu. Altı ayda bir yapılan toplantılardan sonuncusu Süleyman Demirel Üniversitesi'nin isteği üzerine bu kente alınmıştı.
İki gün erteledi, kurtuldu
Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Engin Arık, araştırma görevlisi Özgen Berkol Doğan ve yüksek lisans öğrencisi Engin Abat'la Doğuş Üniversitesi'nden Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet ve araştırma görevlisi Mustafa Fidan, merkezin dördüncü çalıştayı için iki gün erkenden yola çıkarken, ekibin son üyesi Doç. Dr. Serkant Ali Çetin, pazar gününe kadar İstanbul'da kaldı. Çetin, ekiple aynı uçakla gitmeye hazırlanırken, ailevi nedenlerle biletini iki gün sonraya almıştı. Gitmekten vazgeçenler arasında Türk Fizik Derneği Başkanı Prof. Dr. Baki Akkuş, Burcu Çakırlı ve oğlu da vardı.
Çetin, uçağın düştüğü saatlerde kötü bir kâbus görerek uyandı. Rüyasında Prof. Dr. Boydağ'ı arıyor ama bulamıyordu: "Uykumda Şenel hanımın çalıştığı ofisin boş olduğunu görünce bütün akşam kendisini aradım. Nerede olduğunu, neden taşındığını anlamaya çalıştım. Çok telaşlıydım."
Çetin, bu kâbusla uyanıp sonra yeniden uykuya daldı. Henüz o uçağın düşeceğini aklına dahi getiremiyordu. Prof. Dr. Engin Arık, Boğaziçi Üniversitesi'ne 1992'de öğrenci olarak girdiğinden beri Çetin'in lisans, yüksek lisans ve doktora hocasıydı. Doğuş Üniversitesi'nden Prof. Dr. Boydağ, Doç. Dr. Hikmet ve Fidan'sa üç yıllık çalışma arkadaşları. Hikmet'le geçen yıl Türkiye'de yapılan Balkan Fizik Birliği konferans bildirisini birlikte kitaplaştırmışlardı.
'Projemiz burada kalmayacak'
Çetin, dün saat 07.00'de gelen telefonla uyandı. Telefondaki kişi, acı haberi veriyordu. O an, kendi deyimiyle, 'hayatında ağlamadığı kadar çok ağladı'. Çetin, bilimsel ve insani yönleri dolayısıyla, Boydağ'la çalıştığı için kendisini 'cennete düşmüş' sayıyor: "Tek bir şey söyleyeceğim, her şeyi çok net açıklar, Şenel hanımın çok sağlam bir duruşu vardı hayatta. Yaptığı işe, arkadaşlarına, ailesine; her şeye karşı."
Hikmet'i ise öğrencileri sevgilisi olarak tanıyor: "Öyle güzel diyalog kurardı ki öğrencileriyle, çocuklar bana bazen, 'İskender hocamız böyle yapıyor, siz çok sertsiniz' derdi. Bugün öğrencilerinin hepsini ailesinin evine gitmekten zor tutabildik."
Çetin, Fidan'ı da 'çok başarılı bir fizikçi' olarak tanıyor. Ona göre kazadan Türkiye'nin bilimsel gelişmesi de yara aldı: "Hepsi o kadar farklı ve değerliydi ki. Çok büyük hocalarımızı ve çalışma arkadaşlarımı kaybettik. Onların anısı ve onlara duyduğumuz saygıyla tamamlamak mecburiyetindeyiz. Projemiz burada kalmayacak."