Bilgi kirliliğine son

Bereden kartlara
'Katilin beresi DNA incelemesinde' iddiası ilk yalandı. Samast'ın sivil polisçe izlendiği, "Cinayeti namazdan sonra işledim" dediği asılsızdı. Samsun'da Samast'ın üstünde çıktığı söylenen sim kart, ifadesinde kullandığını söylediği numaraya uymuyordu. 'Cezaevine girerken üç kart vardı' dendi, Radikal iki kart bulunduğunu doğruladı.
Bu nasıl muhbir?
'Ogün'ün yanında ikinci tetikçi vardı' diyenleri polis geç dinledi, söylentiler, "Yasin Hayal de oradaydı" noktasına uzandı, tek gerçek: 'Hayal mi' denilen kişi polisti ve tetikçi de Samast'tı. Tutuklu Erhan Tuncel'in nasıl polis muhbiri olduğu belirsiz; bazı zanlılar, 'planlayıcıydı' diyor, suikasti bir yıl önce bildirdiği iddiası yalanlanmadı.
Kurumlara oyun
Şimdi de son 'bilgi' patladı: Polis, önlem diye, Tuncel'e "Hayal'i vazgeçir" demiş. Hayal'in McDonald's vakasında 'terör'den yargılanmaması, Tuncel'in 'muhbir' yapılıp dosyadan silinmesi de tartışılıyor. 'Poster fotoğraf' skandalı jandarmayla polisin karşı karşıya getirildiği bir 'oyun'a döndü.
Haber: SONER ARIKANOĞLU / Arşivi
DEMET BİLGE ERGÜN / Arşivi


Ogün Samast bu fotoğrafı çektirirken üzerinde iki sim kart vardı. Ne Samsun'da ne de İstanbul Emniyeti'nde 'keşfedilemeyen' bu kartlar cezaevinde bulundu.

ANKARA/İSTANBUL - Rakel Dink, eşi Hrant Dink'e veda ederken, onun düştüğü yere sızan kanıyla yanan on binlere yaptığı konuşmasında bu toprakların nice acısını bir cümlenin içine sığdırıvermişti: "Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim."
Rakel Dink haklıydı ama, bebeklerden nice katiller yaratan 'gayya kuyusu'nun karanlığı, bu ülkede ilk kez sorgulanmıyordu.
O karanlık, Doğan Öz, Cavit Orhan Tütengil, Necdet Güçlü, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Cevat Yurdakul, Turan Dursun, Bedrettin Cömert, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Çetin Emeç gibi aydınlar öldürüldüğünde; Kahramanmaraş, Sivas, Çorum, Malatya, 16 Mart, Bahçelievler katliamları yaşandığında da sorgulanmaya çalışılmıştı. Ne var ki, her defasında karanlık baskın çıkmış, cinayetlerin, katliamların failleri saklı kalmıştı. Son umut devletin, mafyanın ve siyasetin aynı arabada buluştuğunu ortaya çıkaran Susurluk kazası sonrasında yaşanan gelişmelerdi ki, başlangıçta her şey sır gibi dururken, kısa süre içinde hızla yayılan iddialar, zihinleri altüst etmeye yetti. Sonrasında ne kurulan komisyonlar, ne hazırlanan sayfalar dolusu raporlar, Susurluk'u siyasetçilerin söz verdiği gibi "doğduğu kaynağa" götürmeye yetmedi. Karanlık, yine galip gelmişti.
Yanlış bilgi bir değil
Hrant Dink suikastinin ardından ortalığa atılan bilgilerin yarattığı kirlilik de, Rakel Dink'in "sorgulayın kardeşlerim" dediği karanlığın, paçayı kaptırmaya hiç niyetinin olmadığını çoktan gösterdi. İşte Hrant Dink cinayetinde her geçen gün toplumu gerçeklerden uzaklaştıran ve 'bilgi' diye ortalığa savrularak yaratılan toz bulutu içinden, mercekle seçilebilen doğrular ve yanlışlar:
Beyaz bere bulundu: Beyaz bere taktığı kesinleşen katilin kimliği araştırılırken, berenin İstanbul'da bulunduğu ve beredeki saç örnekleriyle DNA incelemesi yapılacağı iddia edildi. Ancak bu doğrulanmadı. Bere, babasının ihbarıyla Samsun Otogarı'nda yakalanan Samast'ın yanında çıktı.
Esrarengiz kadın: Ogün Samast yakalandığında ortaya atılan iddialardan biri biletini esrarengiz bir kadının aldığıydı. Ancak sanıklar polisteki ifadelerinde bunu yalanladı. Bileti Samast kendisi almıştı.
İki sivil polis izledi: İstanbul'da otobüse bindiği andan itibaren iki sivil polisin Samast'ı takip ettiği söylendi. Ancak daha sonra polisin otobüs firmalarının yolcu listelerini kontrol ettiği ve İstanbul-Artvin seferi yapan otobüs için Metro Turizm'den 'Ogün bey' adına bilet kesildiğini belirlediği ortaya çıktı. Polis, biletçiye tetikçinin fotoğraflarını gösterdi ve görevli tetikçiyi teşhis edince polis otobüsün peşine düştü.
Takip skandalı: Polis Samast'ın kimliğini, hangi otobüse bindiğine kadar belirledikten sonra izlemek yerine hemen gözaltına aldı. Samast'ın izlenmesi durumunda başka ilişkilerinin de tespit edilebileceği ancak polisin aceleci davrandığı iddia edildi.
Otogarda yattım: Samsun'da alınan ilk ifadesinde Samast'ın 17 Ocak'ta otobüse binip, ertesi gün öğleden sonra İstanbul'da olduğu, geceyi de otogarda geçirdiğini anlattığı belirtildi. Samast, İstanbul'da savcı nezaretinde alınan ifadesinde İstanbul'a 17 Ocak sabahı geldiğini ve ardından dayısının Bayrampaşa'daki evine gittiğini söyledi.
Cuma namazı: Sızan ilk ifadelere göre Samast, cinayeti cuma namazı kıldıktan sonra işlediğini söylemişti. Samast, İstanbul'da alınan ifadesinde bunu yalanladı.
Sim karta ne oldu: Jandarma karakoluna götürülen Samast'ın üzerinde, olayda kullandığı MAP marka tabanca, beyaz bere, Türk Bayrağı, 1 YTL ve bir adet sim kart bulunduğu açıklandı. Tetikçi Samast, İstanbul'da verdiği ifadede, 538'li bir numara kullandığını söyledi. Ancak jandarma karakolunda tutanağa geçirilen sim kartın, 544'lü bir numaraya ait olduğu anlaşıldı. 544'lü sim kartın, Trabzon'da yaşayan M.A. adına kayıtlı olduğu belirlendi. M.A., sim kartın Samsun İl Jandarma Komutanlığı'nda askerlik yapan bir arkadaşı tarafından kullanıldığını anlattı. V.V. adlı er ise kartı 10 gün önce kaybettiğini söyledi. Samsun jandarmasının, üst araması sırasında söz konusu sim kartı yerde bulduğu ve tetikçiye ait olduğunu sanarak tutanağa geçirdiği bildirildi. Bu konu hâlâ araştırılıyor.
İki sim kart montun astarında: Samast'ın cezaevine girdiğinde montunda gizlenen iki sim kart bulunduğu iddia edildi. Bu iddialar önce reddedildi. Samast'ın ankesörlü telefonla konuştuğu öne sürüldü. Fakat daha sonra iki sim kartın bulunduğu doğrulandı. Samast'ın Samsun jandarması, Samsun Emniyeti ve İstanbul Emniyeti'nde yapılan aramalarında bu sim kartların nasıl olup da bulunamadığı anlaşılamadı.
Cep telefonu kayıp: Otobüsteki görgü tanıklarının Ogün Samast'ın İstanbul'da ve mola yerinde sürekli cep telefonuyla görüştüğünü söylemesine ve otobüsün mola verdiği yerde cep telefonuyla konuşurken güvenlik kameralarınca görüntülenmesine rağmen, Samast'ın üzerinde cep telefonu bulunamadı. Henüz net bir açıklama yok.
İlk olarak gazeteci T.E.Y. olay yerinde ikinci kişi olduğunu söyledi. İki kadın tanık daha aynı doğrultuda anlatımlarda bulundu. T.E.Y. kendisine emniyette izlettirilen bir kamera görüntüsünde ikinci kişinin görüldüğünü söyledi. Görüntüleri izleyen Hrant Dink'in avukatı Erdal Doğan da ikinci kişi ihtimalini dile getirdi. Ancak ikinci kişinin olup olmadığı hâlâ netlik kazanmadı.
Emniyet kaset sakladı: Emniyetin, ikinci kişinin kayıtlı olduğu görüntüleri savcılıktan sakladığı iddia edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin basın toplantısıyla bunu yalanladı.
Asıl tetikçi Yasin Hayal mi: İki tanığın ifadeleri doğrultusunda olay yerindeki ikinci kişinin Yasin Hayal olduğu iddia edildi. Hatta tanıklardan biri tetiği de Yasin Hayal'e benzeyen kişinin çektiğini ileri sürdü. Hayal'in Trabzon'daki ailesi ise cinayet haberini oğullarıyla birlikte izlediklerini söyledi. Emniyet, Hayal'in Trabzon'da yakalandığını
açıkladı. Ancak, Hayal'in cinayet anında nerede olduğu netlik kazanmadı.
Fotoğraftaki 'Hayal': Bazı gazeteler Dink'in olaydan sonra ambulansa bindirildiği sıradaki fotoğraflardaki bir kişinin Yasin Hayal olduğunu iddia etti. O kişinin polis olduğu ortaya çıktı.
Muhbir Erhan Tuncel: Trabzon'da tutuklanan ancak şimdiye kadar susma hakkını kullanan Erhan Tuncel'in Trabzon İstihbarat Müdürlüğü'nün muhbiri olduğu belirlendi. Ancak, bazı zanlılar ifadelerinde Erhan Tuncel'in planlayıcılar arasında olduğunu ileri sürdü.
İhbar skandalı: Suikastçilerin 'büyük abisi' olmakla suçlanan Erhan Tuncel'in, Hrant Dink suikastini yaklaşık bir yıl önce Trabzon istinbaratına ihbar ettiği belirlendi. Trabzon istihbaratının bu bilgiyi 17 Şubat 2006'da İstanbul istihbaratına ve İstihbarat Daire Başkanlığı'na bildirdiği saptandı. İstanbul Emniyeti'nin ihbarda geçen isim ve adresleri doğrulayamadığı için Dink'e koruma vermediği, fakat bu bilginin Trabzon emniyetine iletilmediği iddia edildi. Bu iddiaları kimse yalanlamadı.
Polis 'Vazgeçir' demiş
Önlem yerine 'vazgeçir' telkini: Hayal'in suikast planı hakkında Trabzon istihbaratına üç kez daha bilgi aktaran Mehmet Kurt kod adlı Tuncel'in, polisten 'vazgeçir' talimatı aldığı da ortaya çıktı. Tuncel'in suikastten iki ay önce muhbirlikten uzaklaştırıldığı anlaşıldı. Bu bilgiler de yalanlanmadı.
Hayal azmettirici: Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi olarak tutuklanan Yasin Hayal'in, daha önce Mc Donald's'ın bombalanması eylemini gerçekleştiren kişi olduğu belirlendi. Hayal'in, 'terör' suçundan yargılanmaması, suç ortağı Erhan Tuncel'in muhbirleştirilerek davadan çıkarılması bir hukuk skandalı yaşandığını da ortaya çıkardı. Hayal, duruşmada altı yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırılmış, ancak iyi halden 11 ayda bırakılmıştı. Yargıtay, aradan geçen yedi aya karşın dosyanın kapağını bile açmamıştı. Yargıtay, Hayal'in dosyasını Dink suikastından sonra öne alırken; Adalet Bakanlığı Trabzon'daki yargılama sürecinde ihmal olup olmadığını belirlemek için inceleme başlattı.
Yakalanıp bırakıldı mı?: Tuncel'in Dink suikastinin hemen ardından Trabzon Emniyetince gözaltına alınıp, sorgulandıktan sonra serbest bırakıldığı iddia edildi. Bu iddia yalanlanmazken, Tuncel'e yönelik gözaltı, Trabzon Emniyeti'nin Dink cinayetiyle ilgili 'olağan şüpheliler' konusunda ciddi istihbaratının bulunduğunu da doğruladı.
Poster fotoğraf: Ogün Samast'ın yakalandıktan hemen sonra basında çıkan Türk bayraklı poster gibi fotoğrafının nerede çekildiği günlerce konuşuldu. Bu konuyu araştırmak üzere görevli müfettişler, fotoğrafın Samsun Terörle Mücadele Şubesi'nin çay ocağında çekildiğini belirlemesi üzerine, kamera çekimleri kurgulanmış olarak el altından TGRT'ye sızdırıldı. Haber TGRT'de ve tüm medya organlarında "görüntüler jandarmada çekilmiş" diye verilince, Jandarma Genel Komutanlığı sert tepki gösterdi.
Cezaevi saltanatı!: Samast'ın tutuklandıktan sonra gönderildiği Bayrampaşa Cezaevi'nde alkışlarla karşılandığı, dışardan kebap sipariş edildiği öne sürüldü. Savcılık Samast'la aynı günlerde cezaevinde yatan tanıkların bu iddialarını yalanladı.
Tuncel biter: Yasin Hayal'in babası oğlunun cezaevinden arayıp, 'İlk duruşmada konuşacağım, Tuncel ömür boyu hapisten çıkamayacak' dediğini söyledi. Bir gün sonra da Tuncel'in ailesi oğullarının kendilerini arayıp 'masum olduğunu' söylediğini iddia etti. Bu konularda
açıklama yapılmadı.