Bilirkişiden vicdanları sızlatan rapor

Bilirkişiden vicdanları sızlatan rapor
Bilirkişiden vicdanları sızlatan rapor
Rögar çukuruna düşerek ölen 5 yaşındaki Dilara Dumrul davasında anne kusurlu bulundu: Kızının elini sıkıca tutmamış, bastığı yeri kontrol etmemiş!


SEYİT ERÇİÇEK


İSTANBUL - Bahçelievler'de annesiyle sokakta yürürken, kapağı açık unutulan rögar çukuruna düşerek ölen 5 yaşındaki Dilara Dumrul davasında hazırlanan ikinci bilirkişi raporunda anne de, "Çocuğunun elini sıkıca tutmadığı ve çocuğunun bastığı yerleri dikkatlice kontrol etmediği için kusurlu" bulundu. İlk bilirkişi raporunda annenin kusur oranı tayin edilememişti. Yine ilk bilirkişi raporunda 2. dereceden kusurlu bulunan MVM şirketi sorumlu müdürü, proje sorumlusu ve şantiye şefi olan Erol Balcı ikinci bilirkişi raporunda 1. dereceden kusurlu görüldü.

İş sağlığı ve güvenliği uzmanı üç kişiden oluşan bir heyetin hazırladığı bilirkişi raporunda kusur oranları şu şekilde belirtildi:

-Önlemlerin alınması ve sürekliliğinin sağlanması işi asıl yüklenici firma olan MVM şirketinin sorumluluğundadır. Şantiyede yapılan işlerin yürütümünden sorumlu ve aynı zamanda proje sorumlusu Erol Balcı birinci dereceden kusurludur. (Erol Balcı önceki raporda ikinci derecede kusurlu bulunmuştu)

-Rögar baca ağızlarının kontrolü konusunda özel olarak bir görevlendirme yapılmaması, bu konudaki boşluk sözü konusu denetim işlerinin tesadüflere kalmasına yol açmıştır. Bu konulardaki yetersizliğin sorumlusu olan Güntek firması yetkilisi Ömer Adnan kaya birinci dereceden kusurlu bulunmuştur.

-İş sağlığı ve güvenliği kurul başkanı olan ve şantiyede bulunan sorunların tespitinden sonra takibi konusunda yapılması gerekenlerle ilgili yeterli çalışma yapmayan Bilal Şahin 2. dereceden kusurludur.
-Şirket yönetim kurulu üyesi olması dışında işyeri güvenliği açısından özel olarak yüklendiği bir sorumluluğunun bulunmaması sebebiyle sanıklardan Osman Şahin'e bir kusur atfedilebilmesi mümkün değildir.
-Taşeron Güntek firması adına şantiye şefi konumunda bulunan tekniker Yunus Naci Ozanlı iş sağlığı ve güvenliği yönünden şantiye şefliği yapacak yeterliliğin bulunması söz konusu değildir. Bu haliyle kendisine bir kusur atfedilebilmesi mümkün değildir.
-Güntek teknikeri kendisine rögar baca ağızlarının korunması ile ilgili olarak özel bir görev verilmeyen İbrahim Hakkı Kızıl'a da bir kusur atfedilemeyeceği saptanmıştır.
-Riskleri gördükleri durumda not tutup bunu iletme dışında başkaca bir şey yapmamış olan sanıklar Mehmet Erbaş ve Ali Albayrak da üçüncü dereden kusurlu bulunmuştur.


ANNE DE KUSURLU

Raporda son olarak ölen Dilara'nın annesi kusurlu bulundu. Anne Edibe Songül Edibe Dumrul'un inşaat alanı içinde yürürken, çocuğunun elini sıkıca tutması ve aynı zamanda da çocuığun yürüyüp bastığı yerleri dikkatlice kontrol etmesi gerektiğinin belirtildiği raporda, olay yerinde bir inşaat alanı olması ve buradaki ristlerin normal yaşamda karşılaşılanlardan daha fazla ve daha yoğun bir halde bulunması gerçeği gözetildiğinde anne Edibe Dumrul'un sorumluğunun ancak üçüncü deredecen olabileceği belirtildi.


TÜRKİYE GÖZYAŞLARINA BOĞULMUŞTU


28 Şubat 2007 günü meydana gelen olayda Dilara, annesinin elinden kayarak Tavukçu deresinin ıslah çalışmaları sırasında 18. Sokak Aska Blokları'nın önünde, kapağı açık unutulan rögardan kanalizasyona düştü. Dilara Dumrul, bir anda akan suda kayboldu. Dilara'nın "Anne beni kurtar" çığlıkları karşısında çaresiz kalan anne, kızının sinir krizleri geçirdi. Dilara'nın cansız bedeni ise, 3 kilometre uzaktaki başka bir çukurdan çıkarıldı. Dilara'nın cansız bedenini kucağına alan baba Muhterem Dumrul'un son bir ümitle, "Ambulans çağırın, belki yaşıyordur." diye bağırması tüm herkesi gözyaşlarına boğmuştu.

Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasında baba Muhterem Dumrul MVM şirketinden manevi tazminat aldıklarını, şirket yöneticileri ile helalleştiklerini ve cezai davadan vazgeçtiklerini, şikayetçi olmadıklarını belirterek, maddi tazminat haklarının saklı kalmasına ilişkin dilekçesini mahkemeye sunmuştu.

Duruşmada sanık MVM şirketi sahibi Bilal Şahin mahkemeye verdiği yazılı savunmasında "Acılı aileye manevi tazminat ödenmiş ve iş bu davada şikayetçi olmamışlardır" diyerek, bilirkişinin raporuna itiraz etmişti. Ailenin şikayetinden vazgeçmesi üzerine tutuklu sanıklar Yunus Naci Ozanlı ve Ömer Adnan Kaya'nın tahliyesine karar verilmiş, mahkeme de üç uzmandan oluşan ikinci bir bilirkişi raporu hazırlanmasına karar vermişti.