Bir anne bir çocuk

İyi eğitimli, kariyer sahibi Ayşe hanım bir 'bekâr anne'. Erkek arkadaşı istemeyince, çocuğunu tek başına büyütme kararı vermiş. Söz onun: "Çocuk, 'Baba niye gelmiyor' deyince midenize yumruk yiyorsunuz, ama pişman değilim."
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

İSTANBUL - "Hamile olduğumu öğrendiğimde 35 yaşındaydım. Planlanmış bir hamilelik değildi. Erkek arkadaşımın bebeği istemeyeceğini de biliyordum, aldırma taraftarıydı. Benimse böyle bir düşüncem yoktu. Karar vermek için bir hafta zamanım vardı. Arkadaşım bebeği aldırmamam halinde bir daha görüşemeyeceğimizi söyledi. Ben de, 'O zaman görüşemeyeceğiz' dedim. Onu doğurduğum için hiçbir zaman pişmanlık duymadım."
İyi eğitimli, kariyer sahibi bir kadın olan Ayşe hanım, erkek arkadaşının karşı çıkmasına rağmen iki buçuk yıl önce dünyaya getirdiği oğluyla ilgili işte böyle konuşuyor. Ayşe hanım, sadece çocuk yapmak amacıyla evlenip mutsuz bir beraberlik yürütmektense çocuğunu tek başına yetiştirmeyi tercih etmiş kadınlardan.
Ailesine rağmen doğurdu
Dokuz yaşında Fransa'ya giden Ayşe hanım, Türkiye'ye döndüğünde 28 yaşındaydı. İyi bir eğitim almıştı. Türkiye'nin önde gelen firmalarında mimar olarak çalışmaya başladı. Bir erkek arkadaşı vardı. Bir gün hamile olduğunu öğrendi. 35 yaşındaydı ve bu çocuğu istiyordu. Ama evlenmesinin mutlak bir zorunluluk olduğuna da inanıyordu. Erkek arkadaşının çocuğu kabul etmemesine, ailesinin tepki göstereceğini bilmesine karşın doğurmaya karar verdi. O da artık sayıları Türkiye'de günden güne artan, bekâr annelerden biri olacaktı. Kendine güveniyordu, çünkü çalıştığı sürede iyi birikim yapmıştı ve çocuğuna yetebileceğine inanıyordu. Şu anda iki buçuk yaşında olan oğlu Ahmet ile çok mutlu olduğunu söylüyor.
Babası hâlâ konuşmuyor
Ayşe hanımın tek başına çocuk yetiştirebilme cesaretini edinmesinde, Fransa'da uzun süre kalmış olması etkili olmuş. Hamileliğin üçüncü ayında durumu annesiyle paylaşan Ayşe hanım çevresinden ciddi bir tepki almamış. Ama babası hâlâ onu affetmiş değil. Ailesi Fransa'da yaşadığı için hamilelik süresince arkadaşları destek olmuş. "Kendimi yalnız hissetmedim. 'Neden yanımda bir erkek yok' diye de düşünmedim. Çocuğum sanki biliyordu, o yüzden bana hiç güçlük çıkarmadı hamilelikte. Midem bile bulanmadı" diyen Ayşen hanım, çocuğunun babasıyla görüşmüyor. Ahmet doğduktan sonra birkaç kez babasının onu gördüğünü, ancak artık görüşmediklerini belirten Ayşe hanım şöyle konuşuyor:
Çocuk mu, sevgili mi?
"Bu ülkede eğer kadın her şeyi kendisi yapabiliyorsa, sevgilisi, biricik aşkı onu her an bırakıp gidebilir. Tabii ki başkası için. O, nasıl olsa ayakları üzerinde durabilen güçlü ve özgür bir kadın. Öbürleri kadar sevgi ve şefkate muhtaç değil.
Bir-iki ağlar geçer. Ben, oğlumun babasını kaybedeceğimi bilmeme rağmen vazgeçmedim. Aksi olsaydı, hâlâ görüşüyor olurduk. Günde ortalama üç kez telefonla, e-posta yoluyla, telefon mesajıyla size ulaşıp aşkını haykıran, sayfalarca şiirler yazan birisi, bir bakarsınız ki hamile olduğunuz için çok ama çok meşgul, kafası karışık oluverir. Görüşme aralıkları ayları bulur, sonra ise sıfır. İki-üç defa gördüğü oğlunu bir bakarsınız, 'içi parçalanarak' görmeme kararı alabilir.
Çünkü böyle bir oğlu yok, olmamalı, bunun için tüm yakınlarına ömür boyu yalan söylemeyi göze alabilir. Zaten siz hamile olmadan ona mı sordunuz?"
Sıkıntı veren sorular
Peki bir çocuğu babasız büyütmenin zorluğu yok mu? En doğal olanı çocuğun aile ortamında büyümesi değil mi? Ayşe hanım yaptığının en doğru olduğunu iddia etmiyor. Zaman zaman sıkıntı yaşadığını itiraf ediyor. Mesela küçük Ahmet'in sadece kreş masrafı aylık 650 milyon. Ayşe hanım, annesinin evinde yaşadığı için kira ödemiyor. Çalıştığı dönemde iyi birikim yaptığını, bu nedenle şu ana kadar çok fazla zorluk yaşamadığını söylüyor.
Ancak iki yıldır iş arıyor. Hatta bu iş aramalarda bekâr anne olmasının yadırgandığını da ekliyor. Tamir için eve gelen ustanın, arabasını götürdüğü tamircinin bile ısrarlı "Beyefendi nerede?" sorularına ise artık sinirlenmiyor. Günlük yaşamda karşılaştıklarını şöyle sıralıyor:
'Hep ben, tek ben'
"Anne-oğul beraber yaşamak harika bir şey. Biyolojik saat sağ olsun, aldığım en doğru karar. Oğlumdan sorumlu tek kişi olmak da ayrı bir zevk, hep benim istediğim oluyor! Ama iki sene her gece uykusuz kalan tek ben, üst üste dudağını patlattığında ilgilenen tek ben, gece yarıları onu acile götüren tek ben, kreşe gitmediğinde her an yanında olan tek ben, bitkin olsam da ona ilgi göstermesi gereken tek ben, yanlış eğitilirse sorumlusu tek ben, maddi sorumlu tek ben... Bazen bir altmışlık boyum kaldıramıyor gibi oluyor. 'Yeter' demek istiyorum ama, listede öyle bir seçenek yok! O yüzden kendime de vakit yaratıyorum, müzik dersleri alarak rahatlamaya çalışıyorum.
Kem küm ettiren sorular
'Tam olarak kendim bekâr anne hayalleri kurup da bu hayalin gerçekleşmesini sevinçle karşıladım, desem yalan olur. Ama hayat size dayattığında, zoru başarmanın da yarattığı bir hoşluk var. Peki tüm bu çalkantılar durulduğunda en çok neye üzüldün derseniz, yalanlarına, korkaklığına. Ne hamileliğimde, ne doğumumda, ne sonrasında elimi tutmamasına. Oğlumu başka çocukların babalarına hipnotize bir şekilde bakmaya mahkûm etmesine... 'Annecim babiş neden gelmiyo?', 'Babiş bana bisiklet alacak?' soruları karşısında kem küm ediyorsunuz. Midenize yumruk yiyorsunuz. Ne mi isterdim? Başında bana karşı biraz dürüstlük. Sonunda oğluma karşı asgari ilgi."
Not: Haber konusu anne, adının açıklanmasını istemediği için kendisinden Ayşe, oğlundan Ahmet takma adıyla bahsedilmektedir.



'Bekâr anneler artıyor'
Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Arzu Özgeneci, 10 yıl önce Türkiye'de bekâr anne dendiğinde kimsenin kavram hakkında fikir sahibi olmadığını, ancak bugün sayının giderek arttığını söyledi. ABD'de bekâr anneler için çok sayıda destek programı bulunduğunun altını çizen Özgeneci, Türkiye'de evlenmeden çocuk sahibi olan kadın sayısının daha da artacağı öngörüsünde bulundu. Bekâr annelerin, büyük kentlerde yaşayan, iyi kazanan kadınlardan çıktığını vurgulayan Dr. Özgeneci, "Tek başına çocuk yetiştirmek genellikle stres yaratır" diyor.