@ismailsaymaz

Bir cinayetin anatomisi: Suçu maktule atmışlar

Bir cinayetin anatomisi: Suçu maktule atmışlar
Bir cinayetin anatomisi: Suçu maktule atmışlar
Tuzla'daki iş cinayetinden hem ihmal, hem yalan beyan çıktı: Tersanedeki iş cinayetini örtmek için ölen işçiyi suçlamışlar
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - İstanbul Tuzla’daki tersane bölgesinde çalışan Tamer Şeyhun adlı işçinin, geçen yıl vince sıkışıp dört buçuk metre yükseklikten düşerek ölmesine ilişkin bir dizi skandal ortaya çıktı. Bilirkişiler vincin siren sesini yeterince çalışmadığını, ikaz sisteminin ve gezer vincin bakımlarının yapılmadığını, güvenliğinin sağlanmadığını saptadı. Sanık işçilerden biri, iş verenin avukatları tarafından karakola götürülerek, ölen işçiyi suçlayacak şekilde ifade verdirildiğini açıkladı. İlk duruşmada, işçinin eşi ve babası, şirketle tazminat konusunda anlaştıklarını belirterek, şikâyetçi olmadıklarını söyledi.

İstanbul Tuzla’da faaliyet gösteren Tuzla Gemi Endüstri Anonim Şirketi’ne ait tersanede, 23 Şubat 2014’te meydana gelen kazada 34 yaşındaki Tamer Şeyhun adlı işçi, havuzlanan geminin güvertesine lastik asarken, ayaklarının arasında bulunan gezer vincin aniden hareket etmesi sonucu vinçle kızak havuzu arasındaki korkuluklara sıkışmış, ardından da dört buçuk metre yükseklikten havuz güvertesine düşerek ağır yaralanmıştı.

Şeyhun, kaldırıldığı hastanede 15 Mart 2014’te ölmüştü. Bilirkişi incelemesi sonucu, tersanede iş sağlığı ve güvenliği kültürü ve iş organizasyonunun oluşturulamadığı, ikaz-uyarı cihazları ve gezer vincin bakımlarının yapılmadığı için Seyhun’un ölümüne sebebiyet verildiği anlaşıldı. Bu nedenle işveren vekili Mustafa Torbalı, lojistik sorumlusu Özgür Akın, iş güvenlik uzmanı Sait Öztürk, armadör Veysel Sarğut, koordinasyon sorumlusu Ahmet Ata, iş güvenliği ve sağlığı formeni Metin Yılmaz ve proje müdürü Güney Erhan hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesine göre “taksirle ölüme sebep olma” iddiasıyla iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

İLK DURUŞMADA İTİRAF: ÖLENİ SUÇLADIK

İstanbul Anadolu 65. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşması geçen 23 Ocak’ta görüldü. Sanık Veysel Sartuğ kazadan bir gün sonra Tuzla Polis Merkezi’nde alınan ifadesini reddederek “İşverenin avukatının kurguladığı senaryoyla ifade verdim. Suçu Tamer’e atmak istediler. Vincin sirenleri çalışmıyordu. Operatör, Tamer görüş sahası içerisindeyken başka işle meşguldü. Operatör bakmış olsa ya da vincin sirenleri çalışsaydı kaza olmazdı. İşverenle hareket etmediğim için baskıya maruz kalmaktayım. Bunun da mahkeme tarafından bilinmesini istiyorum” dedi.

Ahmet Ata ise vinç operatörünün bulunduğu kabinin yerden 60 metre yüksekte olduğunu, göremediği noktalarda telsizle kumanda verilmesi gerektiğini belirterek, Sartuğ’u suçladı. Ata, “Telsiz, Veysel Sartuğ’daydı. Kazanın olduğu bölgenin operatör kabininden görülebileceğini zannetmiyorum. Vincin kumanda edecek telsizi, Veysel gönüllü olarak almıştı” dedi. Mustafa Torbalı ise sirenlerin bakımının yapıldığını ve çalıştığını savunarak, “Bu ekipmanlar bağımsız kuruluşlar tarafından kontrol edilmektedir. Kazadan iki gün önce kontrol görmüştür. Sirenler dahil vinçin tüm fonksiyonlarının eksiksiz çalıştığı sabittir. Kaza beşeri hata sonucu meydana gelmiştir” diyerek, ölen işçiyi suçladı. Metin Yılmaz da pazar günü olduğu için tersanedeki tüm çalışmaları kendisinin kontrol ettiğini anlatarak, “Yapılacak işi, iş sağlığı ve güvenliği açısından denetlemekle görevliyim. Kontrolleri yaptım. Aykırı bir şey görmedim. O gün niçin böyle olduğunu bilmiyorum” dedi. 

TAZMİNATI ALIP DAVADAN ÇEKİLDİLER
Ölen işçinin eşi Sitem Sinem Şeyhun, “Kusur yönünden bir şeyler olduğunun farkındayım. Tazminat hususunda anlaştık. Bu sebeple şikâyetçi değilim. Davaya katılmak istemiyorum. Suç varsa cezalandırılmalarını talep ediyorum“ dedi. Baba Hasan Şeyhun da “Maddi manevi tazminat hususunda şirket ile anlaştık, şikâyetçi değilim. Davaya katılmak istemiyorum. Kusur oranı değerlendirilerek gerekli cezanın verilmesinde takdir mahkemenindir. Suç varsa cezalandırılmalarını istiyorum” dedi. Bir sonraki duruşma, 27 Şubat 2015’e bırakıldı.