@ismailsaymaz

Bir fanteziden casus çıkarmak

Bir fanteziden casus çıkarmak
Bir fanteziden casus çıkarmak
Askeri casusluk davasında tartışma yaratacak hususlar: 1 - Özel hayat ihlal edildi mi? 2- Dijital deliller güvenilir mi?
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İzmir’de açılan 88’i tutuklu 357 sanıktan oluşan Askeri Casusluk Davası, şimdiden dev bir tartışmaya kapı aralıyor. Zira bu davada, fuhuş veya casusluk iddiası değil, ‘basit suç örgütü kurmak, devletin gizli belgelerini ele geçirmek ve kişisel verileri kaydetmek’ suçları yöneltiliyor. Öte yandan, genç subaylarla cinsel ilişki yaşadığı anlaşılan dört genç kadının özel hayatlarından tüm aleniyetiyle iddianameye aktarılması ve dosyada yer verilen telefon görüşmesi içeriklerinin sanıkların yüzlerine karşı okunacak olması, ‘özel hayatın ihlali’ anlamına geliyor.

İkinci tartışma, ‘dijital veri’ bağlamında yaşanacak gibi görülüyor. Zira bir iş adamı, 22 ve 23 yaşlarındaki iki genç kadın ve subaylardan oluştuğu iddia edilen suç örgütünün ‘askeri casusluk’ amacıyla fuhuş ve şantaj yapacağı iması da salt ‘dijital verilere’ dayanıyor. Örtüştüğü iddia edilen ‘dijital verilerin, telefon görüşmelerine göre birbiriyle tanışmayan dört aynı kişide nasıl çıktığı izah bekliyor. Ayrıca savcılık tarafından içerikleri tümden doğru kabul edilen bu verilerin başkaca kanıtlarla doğrulanıp doğrulanmadığı bahsi de, yargılama aşamasında açıklık kazanacak.

Askeri Casusluk Davası’nın birinci adımı, 1990 doğumlu N.K.’nin Hava Eğitim Komutanlığı’nda, 1989 doğumlu S.K.’nin Deniz Kuvvetleri’ndeki genç subaylarla yaşadığı cinsel içerikli görüşmelerin takibe alınmasıyla başlıyor. İki kadının askerlerle gerçekleştirdikleri, özel hayat kapsamında kalan görüşmelerin bütün pornografik içeriğiyle ve sansürlenmeksizin iddianameye taşınması hayli dikkat çekiyor. Keza çiftler arasındaki fantezi amaçlı çekildiği anlaşılan seks görüntüleri, Savcı Zafer Kılınç tarafından, “TSK’ya sızma”ya yoruluyor. Teknik takip kapsamında polisin, çiftleri otel kapısına, bazen plaja, bazen de sinema önüne kadar izleyip not aldığı anlaşılıyor. Hatta çiftlerin “yakınlaştıkları” vurgusu da iddianameye geçiriliyor.


TABAK OPERASYONU


Yalnızca kadınların değil, Hava Eğitim Komutanı Albay A.G.K.’nin “çaplıklarının” da takip edildiği görülüyor. Öyle ki Savcı Zafer Kılınç, Albay K.'nin birlikte olduğu Rus kökenli kadını havalimanına uğurlamasını ve hatta armağan tabak göndermesini dahi, kargosu araştırıldığı ve bulunamadığı halde, yabancı ülkeye casusluk bağlamında ele alıyor.

Savcı Kılınç, N.K.’nin görüşmelerinde geçen “Genelkurmay’da elim var” şeklindeki sözü, TSK ile temasa; “Alırlar mı beni MİT’e. Şartlarına baktım” ifadesi, MİT’e sızmaya; bir doğu gezisine ilişkin “Senden fazla OHAL’im var” deyimi, N.K.’nin askeri deneyimine yoruluyor. Yine çiftlerden birinin diğerine “Hainsin” demesi dahi boldlanıp öne çıkarılıyor. Bütün bu takip, Aralık 2010’dan Mayıs’a dek sürüyor.
İzmir Emniyet Müdürlüğü, 9 Mayıs 2012’de düğmeye bastığında gözaltına alınanlar arasında, sadece kadınlar ve bu kadınlarla birlikteliği süren subaylar değil, CHP ’li işadamı Bilgin Özkaynak da gözaltına alınıyor.

Özkaynak’ın evinde yapılan aramada bir harddisk bulunuyor. Hardisk içindeki bilgilerin bir benzerinin Özkaynak’ın yanında çalışan emekli Albay Coşkun Başbuğ’da ve N.K. ve S.K. adlı genç kadınlarda da çıktığı öne sürülüyor. Harddiskte çıktığı iddia edilen ‘Pandora’ adlı şifreli dosya açıldığında, içinden ‘örgüt’ çıktığı savunuluyor.

Özkaynak liderliğindeki bu örgütün, ikisi hayat kadını, biri mali müşavir, altısı subay olmak üzere, dokuz koorditatör tarafından yönetildiği; bu gruba 200 kadar asker ve 52 eskort kız ve travestinin bağlı olduğunu iddia ediliyor. Cinsel ilişki kurma ve şantaj yoluyla örgütün, hem 805 askeri fişlediği, hem de planları Yunanistan’a, Karadeniz’e kıyısı olan bir ülkeye ve PKK ’ya satacağı savunuluyor.


ASIL SORU: O PLANLAR DÖRT KİŞİDE NASIL ÇIKTI?

Kaydetmek gerekiyor ki, 1773 sayfalık iddianamede, sanıkların suçlamalara ilişkin görüşüne hiç yer verilmiyor. Dolayısıyla dijital verileri kabul ya da reddettiklerine ilişkin bir sonuca ulaşılamıyor.

Eldeki iki temel kanıt, dinleme kayıtları ve harddisk içindeki bilgiler yan yana konarak düşünüldüğünde şu sonuca varılıyor: İddialar ciddi olmakla birlikte; örgüt lideri olduğu iddia edilen üniversiteli N.K’nin ev kirasını ödeyebilmek için neden ‘örgütten’ değil de, birlikte olduğu iki kişiden borç para aldığı açıklanamıyor. Yalnızca telefon kayıtlarına bakarak, cinsel birliktelikten öte, şantaja yönelen, hatta bunun ‘casusluk’ için yapıldığı iddiası ikna edici görünmüyor. Sayıları dörde kadar çıkan kadınların kadınlarının birbirleriyle de temaslarının olmadığı düşünülünce, bağımsız bir seks ilişkisinden ötesine gidilemediği anlaşılıyor.

Kaldı ki, örgüt lideri olduğu iddia edilen Bilgin Özkaynak’ın da bu iki hayat kadınıyla bir teması görülmüyor. Ayrıca dijital veride adları anıldığı için sanık yapılan askerlerin de bu örgütle bir ilişkisine dair başkaca kanıt sunulmuyor.

Şu halde, şu sorunun yanıtının verilmesi gerekiyor: Gizli olması gereken askeri plan ve raporlar ve yüzlerce ismi içeren dijital veriler, nasıl oluyor da bir işadamı, onun yanında bir süre çalışmış bir albay ve iki hayat kadınında çıkıyor? Bütün dava burada kilitleniyor