Bir okul üç kuşak

Bir okul üç kuşak
Bir okul üç kuşak
Sabahat Sezin 1962'de kızının kolej sınavı için öğretmen arayışına girerken, bugün üçüncü kuşakla devam eden bir okulun da temelini attı.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN - umay.aktas@radikal.com.tr / Arşivi

Bu hikâye sınavlara hazırlanmak için dershanelerin olmadığı bir dönemde geçiyor. Komşu çocuklarının birlikte çalıştığı, kimin puanının daha yüksek olduğu hesaplarının yapılmadığı zamanlarda Caddebostan’daki Sezinler Apartmanı’nın bir katında toplanan çocuklar can kulağıyla öğretmenlerini dinliyordu. Sabahat Sezin’in 1962’de büyük kızı Pelin’in eğitimini desteklemek için attığı bir adım tüm ailenin hayatını değiştirirken İstanbul ’un en eski özel okullarından Sezin Okulu’nun da temelini attı. Sabahat Sezin’in kızları Pelin ve Gülin, anneleri vefat ettikten sonra okulu devam ettirdi. Şimdi ise üçüncü kuşak olarak torunlar Can ve Nedim okulda bayrağı devraldı.
Sezin ailesinin eğitimle iç içe hikâyesi İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu Sabahat Sezin’in, büyük kızı Pelin ilkokulun son sınıftayken kolej sınavlarına hazırlık için öğretmen arayışına girmesiyle başladı. Anne Sezin, Erenköy İlkokulu’nun tanınmış öğretmenlerinden Ümran Yorulmaz ile tanıştı. Yorulmaz her öğlen eve derse gelmeye başladı. Bunu gören aile dostları ve komşular kendi çocuklarının da bu derslere katılmasını rica edince zamanla öğrenci sayısı 10-15’i buldu.
1962’de ailenin oturduğu Sezinler Apartmanı bir dershaneye döndü. Pelin ve diğer çocukların sınavlarda elde ettiği başarılar Erenköy’de kulaktan kulağa yayılınca birçok kişi ailenin kapısını çaldı. Sabahat Sezin, kursu resmiyete dökmek için Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurdu. O sıralar 4 yaşında olan oğlu Ali’yi de düşünerek dershanenin yanında anaokulu için de izin aldı. Özel Sezin Okulu’nun resmi temelleri böylece sekiz öğrenciyle atılmış oldu.
1963’te Sezinler Apartmanı’nın yanındaki küçük ev bu eğitimler için yeniden düzenlendi. İki sene sonra eğitim kurumu ilkokul oldu. Anne Sezin’in çocukları hem ev hem okul olan bir ortamda büyüyordu. Gülin Sezin o yılları şöyle anlatıyor:
“Veliler geliyor, bizim evde sohbet ediyorlardı. Çıraklıktan yetişmiş gibi olduk. İlk anaokulu öğretmenimiz şimdi okulöncesi öğretmenliği dalında profesör olan Ayla Oktay’dı. Ben de ortaokula gidiyordum. Okuldan çıkar çıkmaz eve gelir, Ayla Hanım’ın ve çocukların yanına giderdim. Ayla Hanım’ın stajyeri gibiydim.”
Böylece Gülin Sezin daha ortaokul çağında gelecekteki mesleğinin sinyallerini vermiş oldu. Liseyi bitirdikten sonra Fransa’da Sorbonne Üniversitesi’nde eğitim bilimi ve psikolojisi okumaya başladı. Bu arada Gülin Sezin de üniversitede resim bölümünde okuyor, bir yandan da konservatuvarda piyano eğitimi alıyordu. Kariyerine ise piyano üzerine devam etmek istiyordu. Ancak bu arada anneleri Sabahat Sezin öldü.
Biri 21, diğeri 23 yaşında olan Sezin kardeşler, okulu devam ettirmeye kararlıydı. Gülin Sezin eğitimine devam ettiği için abla Pelin Sezin bayrağı devraldı. Gülin Sezin üniversiteden mezun olunca okulun başına geçtiğinde çok gençti:
“Üzerimde pilili eteğim, öğrenci gibi duruyordum. Ancak okulun öğretmenleri bana her zaman hem saygı duydu hem yardımcı oldu. Bir yandan ders programları geliştiriyor, öğretmenlere öneriler yapıyordum. Öğrenmeyi keyifli bir oyun haline getirmek için çalışıyordum.”
Pelin Sezin ise annesinin vefatıyla piyano kariyerini bırakıp eğitimci olmuş ama bundan pişmanlık duymamış. Sezin “Okul bebeğimiz gibi. Şimdi oğullarımız da var, gözümüz arkada değil” diyor.
Sabahat Hanım ile başlayan eğitim yolculuğu bugün üçüncü kuşağın katılımıyla da sürüyor. Pelin ve Gülin kardeşlerin çocukları da Sezin Okulu’nda okudu. Gülin Sezin’in daha 50 günlük iken okula adım atan oğlu Nedim Güzel, üniversitede sosyoloji eğitimini tamamladıktan sonra okula dönmüş. Okulun Profesyonel Gelişim ve Kalite Yönetimi Sorumlusu olan Güzel, “Burası hâlâ anneannem kokuyor” diyor: “Bizim tohumumuz böyle serpildi. Burası değil ait olduğunuz yer gibi.”
Pelin Sezin’in oğlu Can Vuran ise lise kurucu temsilcisi. Bilgisayar mühendisi olan Vuran, yedi sene önce okula gelir gelmez bilgi işlem bölümünü kurmuş. Vuran “Okul içinde doğmak, büyümek en büyük şansım oldu” diye konuşuyor.