Bir yıl sonra liseye gidecekler ama okuma-yazma bilmiyorlar

Çelişkili beyanlar
İstanbul'da, Sultanbeyli Milli Eğitim Müdürlüğü dört gün önce, ilçede 50'den çoğu 8. sınıfta, 1000 çocuğun okuma-yazma bilmediğini açıkladı. Milli Eğitim Bakanlığı'na göre bunlar, eğitimleri yarıda kalmış, kampanyalarla okula döndürülmüş çocuklardı.
İki vahim örnek
Radikal, 50 bin öğrencisi bulunan Sultanbeyli'deki durumu araştırdı, işte manzara: Göç veya diğer nedenlerle okula gitmemiş ya da ara vermiş çocuklar da vardı ama örneğin 11 yaşındaki M.Ö., okula giderek 'eğitimsiz' kalmıştı. Tıpkı 13 yaşındaki M.K. gibi.
Sınıf geçme zordu
Söz eğitimcinin: "Yoksul çocuklar dersten işe gidiyor. Öğretmen çok sık değişiyor. Sınıfta bırakmak zordu, aileler, masraf çıkmasın diye sınıfta kalmalarını istemiyor." Bu yılki gelişme: Artık sınıfta bırakmak daha kolay.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi

İSTANBUL - Sultanbeyli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, dört gün önce ilçedeki ilköğretim okullarında okuyan ve aralarında 50'yi aşkın sekizinci sınıf öğrencilerinin bile bulunduğu yaklaşık 1000 öğrencinin okuma-yazma bilmediğini açıkladı. Müdürlük, bu nedenle söz konusu öğrenciler için ders saatleri dışında okuma-yazma kursu açıldığı bilgisini de verdi. Medya, ilköğretim okulu öğrencilerinin okuma-yazma öğrenemeden 8. sınıfa kadar geçebildikleri haberini büyütmeye hazırlanırken Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden açıklama geldi.
Buna göre söz konusu öğrenciler çeşitli gerekçelerle okullarından ayrılmış ancak 'Ulusal Eğitime Destek Kampanyası' ve 'Haydi Kızlar Okula Kampanyası' çerçevesinde eğitimlerine dönmüştü. Ayrıca çoğu başka illerden göç eden ailelerin çocuklarıydı. Ancak İstanbul'un eğitim açısından en sorunlu bölgelerinden biri olan Sultanbeyli'deki öğrenci portreleri yetkililerin yaptıkları açıklamanın eksik olduğunu gösteriyor. Eğitimine İstanbul'da başlayan öğrenciler arasında da okuma-yazma bilmeyen pek çok öğrenci var. Öğretmenlere göre bu öğrencilerin başarısız oluşunun en büyük nedeni hükümetin sınıfta kalmayı kaldırması.
Toplam 50 bin öğrenci bulunan Sultanbeyli'de 28 okul var. 11 yaşındaki M. Ö. Sultanbeyli'deki 20 ilköğretim okulunun birinde okuyor. M. Ö. altıncı sınıfa gitmesine karşın okuma-yazma bilmiyor. M. Ö'nün annesi de okuma-yazma bilmiyor. 17 ve 14 yaşlarında iki ağabeyi ve üç yaşında bir kardeşi olan Öner, okuldan sonra haftada iki-üç gün 17 yaşındaki ağabeyinin yanında araba yıkıyor.
Hepsi yoksul
13 yaşındaki M. K. ise Sultanbeyli'nin başka bir ilköğretim okulunda öğrenci. Beş yıl boyunca kendi okuluna giden M. K., okul binası deprem yüzünden hasar görünce altıncı sınıfa başka bir okulda gitmek zorunda kalmış. Ancak ders yılının başında M. K.'nın okuma-yazma bilmediği ortaya çıkmış. Dört kardeşi olan M. K.'nın babası çalışmıyor. Evi, temizlikçilik yapan annesi ve sekiz yıllık zorunlu eğitimi bitirmeden okuldan ayrılıp konfeksiyonda çalışan ağabeyi ile ablası geçindiriyor. M. K., hafta sonları pazarda soğan satıyor.
Evde ders çalışamadığını ve annesinin de okuma-yazma bilmediğini anlatan İ. T. de altıncı sınıfa gidiyor. Beş yıl boyunca okuma yazma öğrenemeyen İ. T.'nın babası su tesisatçılığı yaparak dört çocuğunu okutmaya çalışıyor.
Sorun yönetmelikte
Okul yetkilileri ve öğretmenler ise isim vermek istemiyor ama anlattıklarıyla eğitimin sorunlarını gözler önüne seriyor: "Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıklaması gerçekleri tam olarak yansıtmıyor. Okuma-yazma bilmeyenler sadece eğitimine bir süre ara verenler ya da sadece şehir dışından göç eden ailelerin çocukları arasında görülmüyor. İstanbul içinden Sultanbeyli'ye taşınanların çocukları arasında da okuma-yazma bilmeyenlere rastlıyoruz. Bizler okuma-yazmayı öğrenemeyen çocukların farkındayız. Bu öğrencilere doğal olarak zayıf not veriyoruz. Ama yönetmelik gereği kimse sınıfta kalmıyor. Öğrencinin sekiz zayıfı bile olsa kurul kararıyla sınıfını geçiyor. Aileler de masraf olmasın diye çocuklarının sınıfı geçmesini istiyor."
Yetkililere göre ailelerin de okuma-yazma bilmemesi, çocuklarının dersleriyle yeterince ilgilenememesi ve maddi durumlarının kötü olması nedeniyle birçok öğrencinin ders saatleri dışında bir işte çalışması çocukların eğitimini kötü etkiliyor. Öğretmenlerin sık sık değişmesi de eğitime sekte vuran başka bir etken.
Öte yandan Sultanbeyli'de bakanlık açıklamasında olduğu gibi göç yüzünden okuma-yazma öğrenemeyen öğrenciler de var. Onlar kalabalık ailelerinde tek bir kişinin maaşıyla geçinmeye çalışıyor. Kimi ders çalışmak yerine kardeşlerine bakmak zorunda kiminin evde ders çalışabileceği bir masası bile yok. 12 yaşındaki A. B. ve ailesi Kars'tan göç etmiş İstanbul'a. Birinci ve ikinci sınıfı Kars'ta okuyan, üçüncü sınıfa ise Sultanbeyli'de başlayan A. B. dördüncü sınıf derslerinde zorlandığını söylüyor. Beş kardeşi olan ve anne-babası çalışmayan A.B. 'Evde çalışamıyorum' diyor. Ailesi Ordu'dan göç eden ve dört kardeşi olan dördüncü sınıf öğrencisi İ. B. "Annem de okuma bilmiyor. Bana yardım edemiyor" diye konuşuyor. Bitlis'ten gelen 11 yaşındaki M. G. ise "Kardeşlerime baktığım için ders çalışamıyorum" diye açıklıyor okuma-yazma öğrenememesinin nedenini.
Sistem değişmeli
Eğitim-Sen 3 No'lu Şube Başkanı ve 27 yıllık öğretmen Ekber Işık, hükümetin bir yıl önce sınıfta kalan öğrencilerin ekonomiye yük olduğu gerekçesiyle sınıf geçmeyi kolaylaştırdığını söyledi.
Işık, şunları anlattı: "Bu düzenlemeden sonra kurul toplandığında, aslında sınıfta kalması gereken öğrencinin velisine bir form veriliyor ve şu soruluyordu: 'Çocuğunuz şu kadar dersten başarısız oldı. Yani derslerini tam olarak öğrenemedi. sınıfı geçsin mi, kalsın mı?' Şimdiye kadar ben, 'Çocuğum madem başarısız oldu, sınıfta kalsın' diyen veli görmedim. Sekiz zayıfı olan çocuğun, 'Sekiz zayıfım var yine de geçtim' diye düşünmemesi için öğretmenler içlerine sinmese de kanaat notu kullanıp zayıf sayısını dörde indiriyordu. Kısacası öğrenci devamsızlıktan kalmamışsa kaç zayıfı olursa olsun geçiyordu.
'Baskı yapılıyor'
İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerini de eleştiren Işık, "Yönetmelik böyle. Mümkün olduğunca çocuğu geçirin arkadaşlar' diyerek öğretmenlere baskı yapılıyordu. Öğretmenler de dersleri zayıf olan çocuğu sınıfı geçiriyordu. Şimdi hükümet yeni bir yönetmelik yayımlayarak bazı sınırlamalar getirdi. Ama eğitim sisteminin tümden reforma ihtiyacı var" dedi.
'Sınıfta kalma' geri geldi
Öğrencilere, okuma-yazma bile öğrenmedikleri halde bir üst sınıfa geçme hakkı sağlayan yönetmelik, Liselere Giriş Sınavı'nda 64 bin öğrencinin sıfır almasından sonra ekim ayında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından değiştirildi.
Eski yönetmeliğe göre:

  • İlköğretim 1, 2 ve 3. sınıfta okuyan öğrencilerinin sınıf tekrarı yapıp yapmayacakları sadece velilerine soruluyordu.
  • 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıftaki öğrencilere ise yetiştirme kursuna katılma hakkı sınırsız sayıda dersten tanınıyordu.
    Yeni yönetmeliğe göre ise:
  • Yıl sonunda oluşturulacak heyet, üst sınıfta güçlük çekeceği sanılan öğrencinin ya sınıfı geçmesine ya da yetiştirme kursuna alınmasına karar verecek. Sınıf tekrarı konusunda veliye danışılmayacak.
  • 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinden en fazla üç dersten başarısız olanlar yetiştirme kursuna katılma hakkı kazanacak. Kursta başarısız olanlara sınıf tekrarı kararı çıkacak.