scorecardresearch.com

Bir zamanlar İbrahim Tatlıses'le sahnedeydi

Bir zamanlar İbrahim Tatlıses'le sahnedeydi
05/02/2013 00:00
Perküsyon sanatçısı Mehmet İdiç, İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur, Kibariye gibi isimlerle aynı sahneyi paylaştı. Şimdi kesilmiş ayağı ve felçli kardeşi ile sefalet içinde yaşam savaşı veriyor.

MERSİN - Bir dönem ünlü şarkıcılarla birlikte sahneye çıkan perküsyon sanatçısı 61 yaşındaki Mehmet İdiç’in yaşamı Mersin’de drama dönüştü. 3 ay önce sağ ayağında oluşan kangren nedeni ile yatağa mahkum olan Mehmet İdiç, engelli kardeşi Ahmet İdiç ile birlikte bir huzurevine yerleştirilmek için yardım istedi.
İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur ve Kibariye ile birlikte aynı sahnede perküsyon çalan Mehmet İdiç, vücudunun sol tarafı felçli olan kardeşi Ahmet İdiç’le ilgilenmek için 15 yıl önce mesleği bırakmak zorunda kaldı. Kardeşi gibi hiç evlenmeyen ve geçinmek için inşaatlarda bekçilik yapan Mehmet İdiç’in sağ ayağındaki yara kangrene dönüştü. Kaldırıldığı hastanede sağ ayağı diz altından kesilen Mehmet İdiç, taburcu olduktan sonra felçli kardeşiyle birlikte Merkez Akdeniz İlçesi Bahçe Mahallesi 4510 Sokak’ta terk edilmiş bir evde sefalet içinde yaşamaya başladı. Zaman zaman farelerin gezdiği, elektriği, suyu olmayan, yağmur yağdığında damlayan evde sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi veren Mehmet İdiç’in hali yürek sızlattı.

’BİZİ HUZUREVİNE YERLEŞTİRSİNLER’ 
Yatağa mahkum olan Mehmet İdiç, gidecek yerleri olmadığı için buraya yerleştiklerini belirterek şunları söyledi, "Daha önce çalıştığım inşaatlarda kalabiliyordum. Ama şimdi, her türlü haşerenin yuva yaptığı yerde, yatağa mahkum olarak öleceğim günü bekliyorum. Benim burada kaldığımı görenler zaman zaman yiyecek bir şeyler getiriyor. Birileri bir şey getirirse karnım doyuyor. Yoksa o gün öyle geçiyor. Bazen de ayağımın tedavisine yardım ediyorlar. Tek dileğim engelli kardeşimle birlikte bir huzurevine yerleşebilmek. İlgililerden bu konuda yardım istiyorum. Bari ömrümüzün son günlerinde rahat edelim." (Mustafa ERCAN/DHA)

http://www.radikal.com.tr/1120004112000410

YORUMLAR
(10 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

@Clear - 727272

"Şimdi deyiver bakalım bana" gibi efelenerek konuşmalarınızdan anlaşılıyorki: geleneksel değerlerin yüklediği misyonla gönüllü olarak ailenin ve ya genel anlamada insanların birbirini koruyup kollaması sizin için devletin resmi koruyuculuğundan daha değerli... Ancak, hem örnekler üzerinden bir tartışma sürdürmenin hem de her mecranın her tartışma için uygun olmadığını hesaba katarak, size ancak şunu söyleyebilirim: Normların sağladığı lüks ile kanunların sağladığı lüks arasında bir tercih yapmak zorunda değiliz. Zira, sizin ima etmeye çalıştığınız gibi kanunların, normları geçersiz kılmak üzere yapıldığını yada onlara zarar verdiğini düşünmüyorum. Aksi takdir de töre cinayetleri de normlar üzerinden işliyor diye hoşgörü ile karşılanmalıydı...Hukukçu değilim ama temel hukuk derslerinden bildiğim kadarıyla, özellikle sulhu ilgilendiren konularda, olumlu normlardan feyz alınarak yapılan kanunlar sayesinde, kanunların topluma uygun olması da hedeflenir... Bu anlamda, örneklediğiniz ebeveynlerin çocuklarına anne-baba davası açarak bakımlarını yaptırma ya da onları mirastan mahrum bırakma hakları olabilir. Fakat bizde malumunuz bu konularda kol kırılır yen içinde kalır diye düşünür ebeveynler. Bu tutumun altında biraz da çevreye karşı anne-baba olarak başarısızlıklarını ortaya dökmeme kaygısı da olabilir. Ben yine de ebeveynlerine bakarken onları hastaneye götürmek için, sırtında taşımak yerine, ücretsiz ambulansın makul sürede kapıda olabildiği, dolayısıyla herkes için hem kanunların hem de olumlu normaların sürdürülebildiği bir toplumda yaşamamızı dilerim..

727272 - Clear

Kazın ayağı öyle değil.Masa başında üretilen teoriler,insana bilgelik havası verebilir ama gerçeğe yani pratiğe,yaşama uymazlar.Bak sana olmuş bir hikaye sunuvereyim.Karısı öğretmen,kendisi mühendis,iki çocuğu yetişmiş bir komşumuz...Öğretmen hanım metastatik karaciğer kanserinden vefat etti.Kocası da benzer bir durumdan yatağa bağımlı kaldı.Her ikisinin de DEVLETTEN emekli maaşı vardı.Kendi evlerinde kalıyor ve kira vermiyorlardı.Adamcağız karısı ölünce onun da emekli maaşıyla birlikte çifte maaş almaya başladı.Buraya kadar söyle bakalım devletten istenilen başka bir şey varmı? Ama oğlu evli ve şehir dışında olup arada bir geliyordu.Kızı bekar ama kendi havasındaydı.Komşularının yardımıyla(para değil,yemek ve temizlik) bir süre yaşadı ve rahmetli oldu.Çocukları hemen miras etkinliğine giriştiler,hele kızı kendisine intikal eden avanta emekli maaşlarının peşine düştüğü kadar babasınla ilgilenmemişti.Şimdi bir daha deyiver bakalım bana da eyice bir anlayayım,"Vefa nedir? Devlet nereye kadardır?".

İşşizlik fonu - gokkurt

Bu memlekette Maliye Bakanı Sn. Mehmet Şimşek zorunlu deprem sigortası kesintileri ile otoyol yapıldığını anlatmıştı gülerek, hepimiz kullanıyormuş. 2012 Mayıs ayı itibariyle işşizlik fonu 56 milyar ile imiş, iki günlük reposunu düşkün vatandaşlara versinler. http://ekonomi.milliyet.com.tr/issizlik-fonu-55-8-milyar-liraya-ulasti/ekonomi/ekonomidetay/09.05.2012/1538184/default.htm

@Clear e cevaptır... - 727272

Rumuzu Clear olan okura, dilinden esinlendiği Birleşik Krallığın sosyal devlet modelini incelemesini öneriyorum! Üstelik, bu toprakların hem altı hem üstü, UK'nin topraklarından daha verimliyken bu açlık bu sefalet ne olaki.. Hangi yanlış uygulamalar bizi 2012 de saman ithal etme noktasına getirdi aca diye şapkayı önümmüze alıp düşünmemiz gerekir.

Acaba?.. - OZANISIK

Bu kişilere sormak isterim; "Para kazandınız mı?" "Kazandığınız paraları ne yaptınız?" Dünyada kimin ne olacağı belli değil.

vefa devleti kurtarmaz - keryil

unlulerin vefali olup olmamasi bu durumda hicbir seyi degistirmez. bir devlet vatandaslarinin ac, acikta ve hasta olmadigindan, haklarinin cignenmediginden emin olmakla sorumludur. devletin islevi bu zaten. ya bu adamin gecmiste calistigi unlu insanlar olmasaydi, devlet de sorumlu degilse bu adamin sokakta olmasi kimsenin sorumlulugu olmayacak miydi? bu ulkede sosyal guvence icin "unlu tanimak" mi gerekiyor, saka misiniz siz, sosyal devletten bunu mu anliyorsunuz? sokak ortasinda evire cevire adam dovuyorlar diyelim, polis de bakiyor. diyoruz ki, bu durumda polis bakiyorsa adamin dayak yiyor olmasi polisin kabahatidir. evet, aslinda doven polis degil. ama polisin orada bulunma amaci o adami o sekilde dovememeleri zaten. eger dovebiliyorlarsa, eger devlet goz yumuyorsa, o zaman benim esas elestirim beni korumakla gorevli, bunun icin benden para toplayan devlete olacaktir. dovenlerle ilgili bir sey soylemeye gerek yok, onlarin yaptigi ortada. ama dovenlerin yaptigi devletin yapmadigini ortmuyor iste. devlet vatandaslarina karsi sorumludur arkadaslar, yoksa devletin varliginin bir mesruiyeti yoktur. devlet bize katlanan bir sey degildir, bizim kendisine katlandigimiz bir seydir. haddini de bilmelidir bu yuzden.

Sosyal devlet - kkuczbk

Su ulkede maasimizdan kesilen pesin vergisi, OTV'si, KDV'si derken dunyanin vergisini oduyoruz ancak yaslilarimiza, duskunlerimize bakamiyor devletimiz.