Biz inandık, siz de inanın

İğde kokulu sokaklarında, geniş kalçalı genç kızların motosiklet kullandığı şirin bir kentti Ksanthi ya da eski adıyla İskeçe. Olağanüstü bir gün yaşanıyordu Ksanthi'nin sokaklarında.
Haber: Celal BAŞLANGIÇ / Arşivi

İğde kokulu sokaklarında, geniş kalçalı genç kızların motosiklet kullandığı şirin bir kentti Ksanthi ya da eski adıyla İskeçe. Olağanüstü bir gün yaşanıyordu Ksanthi'nin sokaklarında.
Kimi Litvanya'dan, kimi Almanya'dan, kimi Suriye'den, kimi İsrail'den, kimi Pakistan'dan, kimi Guatemala'dan göndermişti çocukluk düşleriyle renk renk çoğalttığı resimlerini.
18 ülkeden 100'ü aşkın resim Türk ve Yunan çocuklarının gözetiminde İskeçe'de buluştu. Sergide İskeçe'de yaşayan kimine göre Pomak, kimine göre Türk çocuklarının resimleri de vardı.
O gün Türkiye 'yle Yunanistan arasında İzmir Ticaret Odası Vakfı ve Lita Mavrogeni'nin Çocuk Müzesi ve Çocuk Sanat Akademisi Vakfı aracılığıyla oluşturulan 'Sevgi Köprüsü'nün yeni bir etkinliği vardı. 1. Uluslararası Çocuk Resimleri Sergisi açılacaktı.
Din adamlarının dostluğu
Açılış için Lita'nın akademisinin bulunduğu sokağa kırmızı halılar serildi. Sergiyi açmak için Fener Rum Patriği Bartolomeos geldi. Yanında kentin Metropoliti ve İskeçe Müftüsü vardı.
Sergi için Türkiye'den Özel Çamlaraltı Koleji Müdürü Engin Dirikal, okulun resim öğretmenleri Fahamet Canbul ve Filiz Çubuk da beş öğrenciyle birlikte gelmişti. Çamlaraltı Koleji öğrencileri 13 resimle katılmıştı sergiye ve Türkiye için salonda özel bir 'Barış ve Dostluk Köşesi' oluşturulmuştu.
Lita'dan örnek mesaj
Açılışta ilk konuşmacı olan Lita bu özel köşeyi "Türkiye ve Yunanistan dünyaya bir mesaj versin istedik. Biz barışa ve dostluğa inandık, bunu çocuklarımıza da öğretiyoruz" diye açıklarken, 'yarının yolu'nun sevgiden ve barıştan geçtiğini vurguluyordu.
Konuşmasının bir bölümünde Lübnan asıllı, ABD'li felsefeci Halil Cibran'a da göndermeler yapıyordu Lita:
"Bu dünyaya kızları ve oğlanları getiriyorsunuz. Göreviniz yalnızca onları dünyaya getirmek değil. Sizin vazifeniz onlara sevgiyi ve barışı öğretmek. Onları yarına hazırlayın. Çocuklar yepyeni bir filiz. Onu hangi bahçeye dikerseniz ona göre meyve toplarsınız. Sevgiyi öğretmek kolay değil. Çünkü önce sen öyle yaşayıp, örnek olacaksın. Çocukları öyle bir yetiştireceksin ki, yalana tapmasınlar, doğrudan korkmasınlar."
Bartolomeos'tan destek
Lita, akademisini 15 yıl önce kurmuş. Yıllarca 4-15 yaş arasındaki çocuklara resim eğitimi vermiş. Oluşturduğu çocuk resimleri müzesinde şu an beş bin resim var. Lita'nın akademisindeki çocuklar ulusal ve uluslararası yarışmalarda toplam 20 ödül almış.
Fener Rum Patriği Bartolomeos serginin açılışındaki konuşmasında Lita'nın çalışmalarını övüyor, Türkiye ile Yunanistan arasında kurulan 'Sevgi Köprüsü'ne her türlü desteği vermeye hazır olduğunu söylüyordu.
'Sevgi Köprüsü'nün Türkiye ayağını oluşturan İzmir Ticaret Odası Vakfı Genel Sekreteri Hülya Dinçer, Xanthi'deki Çocuk Müzesi ve Çocuk Sanat Akademisi Vakfı'nın bir benzerinin İzmir'de kurulacağını, Selanik ve Efes Antik Tiyatro'da ortaklaşa bir Nana Muskuri konseri gerçekleştirileceğini söyledi.
Bu ayın 16'sında Lita'nın Ankara'da ressam Yaşar Çallı ile ortak bir resim sergisi açacağını belirten Dinçer, "Her Türk'ün içinde bir Yunanlı, her Yunanlının içinde bir Türk vardır" dedi.
Lita'nın gönüllü arkadaşları sergi salonunun mutfağında, konukların en iyi biçimde ağırlanması için çabalıyor. Zoi bir yandan koşturuyor, Evita diğer yandan. Tek kelime Türkçe bilmeyen Zoi, Türkiye'den gelenlere öylesine sıcak, öylesine dostça davranıyor ki, gören aynı dili konuşuyorlar sanır.
Dostluk ne güzel şey!
Akşama yemek var. Türkiye'den gelen Özel Çamlaraltı Koleji öğrencileriyle Ksanthi'li öğrenciler birlikte yemek yiyip, eğlenecek. Önce aynı masanın çevresini dolduruyor çocuklar. Hepsi birlikte büyümüş sanki. Dilleri farklı olsa da oyunları, şakaları aynı. Sonra sergi salonuna iniyorlar. Gecenin sanatçısı yöre Türklerinden Mehmet. Türkçe ve Yunanca şarkılar çalıyor bağlamayla. Çok sayıda ortak şarkı var. 'Kâtibim' ile birlikte hep beraber oynuyor Türk çocuklarla Yunan çocuklar.
Geçmişi unuttular
Sergiye Yunanistan'dan katılan çocuklar arasında Batı Trakyalı Türk çocukları da var. Yakın zamana kadar her şey bu kadar güllük gülistanlık değilmiş. Ancak özellikle son birkaç yıldır Batı Trakya'daki azınlığa ilişkin politik değişimleri Ksanthi'de her adımda gözlemlemek olası. Sergiye bir resimle katılan Batı Trakyalı çocuklardan Hüseyin'in babası Mümin Bağlamacı bu kentte bir halı fabrikasının müdürü.
ODTÜ Makine mezunu. Yaşanan olumsuzlukların yerini karşılıklı anlayışa bıraktığını söylüyor. Bunda bir yandan AB'nin azınlık haklarına dönük ilkeleri, diğer yandan Türkiye ile Yunanistan arasındaki barış ve dostluk süreci etkili olmuş. Bağlamacı, "Artık bize kibar davranıyorlar. Türkiye'ye gidip gelirken sorun yok" diyor.
Sergi açıldıktan sonra sıra 100 bin kişinin yaşadığı, bunlardan 42 bininin Türk ve Müslüman olduğu kenti tanımaya gelmişti. Bunun için Tasos bulunmaz bir fırsat. Tasos, ressam Lita'nın oğlu. Ksanthi'de bir turizm acentesi var. Kente gelenlere alternatif turistik geziler düzenliyor Tasos. Raftingten ok atmaya, Nestos nehri deltasından, Rodop dağlarına tırmanmaya kadar her şey var programda.
Geziye kentin ilk kurulduğu eski İskeçe'den başlıyoruz. Burada Türkçe sorulara, Türkçe yanıt alabilirsiniz. Orta yaş ve üzerindeki Türk kadınlarını başlarındaki örtüden ayırt etmek mümkün. Ancak, Türk genç kızlarını Yunanlılardan ayırt etmek olanaksız.
Mübadele sürprizleri
Eski ama restore edilmiş cumbalı evleri, daracık sokakları, camileri, parkları, Türkçe bağrışan çocuklarıyla Rodop dağlarına dayanmış çok şirin bir yerleşim merkezi eski İskeçe. Oradan Rodop dağlarına doğru vuruyoruz. Bulgaristan'dan doğan Nestos Nehri yol boyunca yanımızdan akıyor. İlk molayı Neohori köyünde bir kahvede veriyoruz. Çay ve su içeceğiz.
Biz derdimizi birkaç sözcüklük Yunanca ile anlatmaya çalışırken Lefter Asisarilis ve karısı Olga bizimle Türkçe konuşmaya başlıyor. Türkiye'den mübadeleyle gelmişler. Babaları Samsun'un Bafra ilçesinden. Ancak Olga'nın ailesi mübadele sonrası Anadolu'dan Rusya'ya gitmiş. Orada doğmuş Olga. 1937'de gelebilmişler Yunanistan'a. Lefter, "Babamın tarlasını ancak 12 çift öküz sürebiliyormuş. Birkaç kez niyetlendim gidip görmeye. Babam gitmemi istemedi, vazgeçtim" diyor.
Acılar da, öyküler de aynı
Ksanthi'ye dönünce Tasos ile bir tavernada oturuyoruz. Tasos'un nişanlısı Cristina da geliyor masaya. Cristina da üçüncü kuşak mübadil. Dedeleri Gümüşhane'den. Onlar da Rusya üzerinden gelebilmişler Yunanistan'a. Dedesinin ilginç bir öyküsü var:
"Dedem Hristo Anadolu'dan ayrılırken halamı kaybediyorlar. Uzun saçlarını buluyorlar ormanda. Öldürüldüğünü düşünüyorlar. 1981'de dedem Türkiye'ye, doğup büyüdüğü Yeditepe Köyü'ne gitti. Evini bulmuş. Ancak, komşu evde anlayamadığı bir telaş yaşanmış. Sonra geri döndü. Üç yıl önce o köyden biri geldi. Dedeme 'Sen geldiğinde bir telaş oldu ya yan evde, onun nedeni öldüğünü zannettiğiniz kız kardeşinizin yaşaması ve o sırada yan evde olmasıydı. Aileleri dağılır, sen kardeşini alır gidersin diye korkmuş yan evdekiler. Kardeşini sana göstermemişler' dedi. Dedem gitti Türkiye'ye. Ama kardeşi artık yaşamıyordu. Bir fotoğrafıyla geri geldi."
Anadolu burnunda tütüyor
Tasos'un anne tarafı Bafra, baba tarafı Havza'dan göçmüş. Trabzonspor'lu.
İşyerinde 'Tonya' oynayan Karadenizli Rumlara ait bir fotoğraf var 1800'lerden kalma. Tasos, İstanbul'a çok gelmiş ama, dedelerinin yurdu Bafra'yı, Havza'yı hiç görmemiş. "Günde en az bir kez aklıma geliyor dedelerimin doğup büyüdüğü toprakları görmek" diyor.
Sanat bir köprü iki ülke arasında. Çocukların içlerindeki barışı, sevgiyi, dostluğu rengârenk dışa vurmaları büyükleri de harekete geçiriyor. Bir resim sergisinin açılışı, bir dostluk, bir sevgi şöleni oluyor. Dünya çocukları barışı çağırırken içimizdeki ses uyanıyor.