Biz sürecin tıkayıcısı olmayacağız

Biz sürecin tıkayıcısı olmayacağız
Biz sürecin tıkayıcısı olmayacağız
BDP Eşbaşkanı Demirtaş. Kandil ve Öcalan'ın umudunu kestiğini söyledi. Demirtaş, "Heyet için ısrarcı olmayız. BDP gitmezse süreç biter" dedi.
Haber: RİFAT BAŞARAN - rifat.basaran@radikal.com.tr / Arşivi

Demokratik çözüm sürecinde Hükümet ile gerilen ilişkilerini değerlendiren BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş bu kez umutsuz konuştu. Demirtaş, yakın zamanda Kandil’den BDP heyetinin “tutumun sertleştiği, bazı kararlaşmaların arifesinde olduğu” yönünde izlenim aktardığını belirterek, Öcalan’ın da “pozitif mesaj vermesine rağmen umudunun sona geldiğini” anlattı. Hükümetin sürece ‘koparsa kopsun’ şeklinde yaklaştığını ifade eden Demirtaş, bunun nedeninin yaklaşan yerel seçimler ve Rojava olduğunu ifade etti. TBMM’de bir grup gazetdeci ile sohbet eden Demirtaş şunları söyledi:
BU VEBALİN ALTINA GİRMEYİZ: Başbakan tavrını gördünüz. ‘Biz kimi istersek onu göndeririz, gidip gitmeyeceğine biz karar veririz’ falan diyor. Katı ve kestirmeci, tıkayıcı tutum içinde olmayacağız. İlla da şu giderse gider, gitmezse gitmeyiz tavrı içerisinde olmayız, çünkü BDP heyetlerinin gitmemesi demek sürecin fiilen bitmesi demektir. Biz bu vebal altında kalmayız.
SİVİL TOPLUM BASINÇ YAPMALI: Süreç kritik. KCK’nin açıklaması var, Cemil Bayık’ın açıklamaları var. Sürecin iyi bir noktaya gitmediği ortada. Bu hep birlikte karamsar olup, ‘süreci kaybettik artık, yapacak bir şey yok’ şeklinde bir durum yaratmamalı. Tam tersine, bugüne kadar barış için çaba sarfeden herkes açısından daha hızlı ve daha aktif harekete geçme zamanıdır. Süreçten hiç kimse kolay kolay vazgeçmemeli, Başbakan vazgeçse de. Taraflar süreçle ilgili sert açıklamalar yapsa da sivil toplum, akil insanlar, medya, halkın bütünü sürecin devam etmesi yönünde basınç yaratmalı.
KANDİL UMUDUNU YİTİRDİ: Yakın zamanda bir heyetimiz Kandil’e gitti, geldi. Pervin Buldan ve İdris Baluken, İmralı’dan sonra Kandil’e gitti. Onların da gözlemi öyle. Orada tutumun sertleştiği, bazı kararlaşmaların arifesinde olduğu şeklinde izlenimleri vardı. Biz de hasbelkadar buradan uyarı yapıyoruz ama o uyarılarımız hükümet tarafından tehdit ve şantaj olarak algılandı. İmralı ve Kandil’de yaptığımız izlenimlerimizi de hükümete doğrudan aktarıyoruz. Durum nedir, oradaki hissiyat nedir, tansiyon nedir; bunu da aktarıyoruz. Öyle gizli kapaklı yapmıyoruz. bilsinler istiyoruz, sadece basından takip etmesinler; birebir de gözlemlerimizi, izlenimlerimizi aktarıyoruz. Açıklama çok ciddi ve önemlidir. ÖCALAN POZİTİF AMA...: “Geri çekildim, çekileceğim” gibi kavramları çok sık telafuz etmiyor ama biz hissediyoriz ki kendisi de uğraşlarının, çabasının, bu konudaki umutlarının sonuna doğru geliyor. O yüzden dışarıya hep yumuşak, pozitif mesajlar veriyor. Çünkü hükümete şans tanımak istiyor. Hükümetin süreci ilerletebileceği desteği sunuyor. Hükümette bunu ‘Öcalan bize mecbur’ gibi algılıyor. Oysa öyle değil. Devlet heyeti de iyi biliyor ki durum öyle değil.
BAŞBAKAN İMRALI’YA GİTSİN: Keşke Başbakan’ın kendisi gidebilse. Samimiyetle söylüyorum, bu ülkenin Başbakanıdır, Türkiye’nin herhangi bir cezaevinde herhangi bir mahkumla görüşme hakkı yok mu? Bu ters bir şey midir? Koskoca müzakere, süreç yürüyor. Gitsin bir defacık kendisi de bir görüşsün, yüz yüze tartışsınlar. Ben çok şeyin değişeceğini düşünüyorum. AKP ya da Başbakan bunu kafadan reddetmek yerine, veya provokatif bir teklif gibi düşünmek yerine ciddi düşünmelidir.
HÜKÜMET KOPARMAK İSTİYOR: Hükümet son bir aydır ‘koparsa da kopsun’ havasında. Aslında heyetimize müdahale bizim için gitmeme gerekçesiydi. Fakat biz yine de bu konuda fedakarlık yaptık, heyetimizi gönderdik. Aslında hükümetin de bizden beklentisi heyetimizi göndermememizdi. Bunu tahmin ediyorlardı. Dolayısıyla BDP süreci akamete uğratmış olacaktı. Heyetimiz gitmeden önce bir hafta boyunca hükümetle görüşme ve tartışmalarımız oldu. O sırada devlet heyetinin de bir kaç defa adaya gidip geldiğini biliyoruz. Bütün bu görüşme trafiği içerisinde hükümet en azından Öcalan’a olumlu bir cevap versin diye uğraştık. Ama o cevap henüz verilmiş değil. Hükümet de bu cevabın verilmemesi durumunda sürecin kesintiye uğrayacağını biliyor. Bunu bile bile şu anda adım atmıyor. Şunu yapmaya çalışıyor; süreç kesilirse suçu karşı tarafa nasıl yıkabilirim, biraz bunun ön hazırlıkları yapılıyor gibi hissediyoruz.
GERİLİM, SEÇİM STRATEJİSİ: Hükümet niye bunu yapıyor? Bence bölgesel ve Türkiye’deki iç siyasi gelişmeleri üst üste koyduğunda şu anda süreçle ilgili somut bir adım atmasa da, süreci Öcalan’ın, PKK ’nın bozmayacağını düşünüyor. İkincisi seçim yaklaşıyor, PKK ve Kürt tarafı ile gerilim kendisinin seçim stratejisinin parçası olacak. Bunun yatırımlarını yapıyor. Kış koşullarıdır zaten çatışma olmaz. Hükümet “Bu işi seçime kadar kotarırız, götürürüz, seçimden sonra da bakarız. Görüşmeleri tekrar başlatabiliriz, yürütürüz” gibi düşünüyor olabilir. Bu da sürecin tümüyle heba olması anlamına gelir ki facia bir şey.
ESKİYE DÖNÜŞ YAŞANIYOR: Dışarıda ve içeride Kürtlerle ilgili politikalarda eski statükoya dönüş var.
Çünkü şu da farkedildi ki; Kürtler Rojava’da statüye doğru gidiyor. Özellikle Rusya’nın çok açık desteği oldu. Cenevre’ye Kürtlerin kendi kimliği ile katılması... ÖSO, Kürtlerin haklarını tanıyacaklarına dair açıklama yaptı. Esat da aynı pozisyona geldi. Kürtler şu veya bu şekilde kazanan pozisyonuna girdi. Bu da AKP’yi rahatsız eden bir şey, bunu engellemeye çalışıyor. İçeride çözümü konuşuyor olmak, masada olmak oraya doğrudan müdahaleyi engelliyordu.

Hedef AK Parti’yi silmek değil HDP’yi büyütmek

CHP ile resmi görüşmemiz yok. Meclis kulisinde, tabanda, kadrolarda tartışılıyor. Seçimdeki hedefimiz AK Parti’yi devirmek, silmek değil, HDP’yi, BDP’yi büyütmek. BDP yönetimi olarak HDP’nin adayının Sırrı Süreyya Önder olmasına hiç soğuk bakmadık. İlkesel çerçevede ittifakları da tartışırız. Kimse sadece CHP ittifakı olarak da düşünmesin. Bizim destekleyeceğimiz herhangi bir adaya karşılık adayımız ve adaylarımız nerede, ne kazanacak, nasıl destek verecek, bütün bunları görüşürüz tabi. Hedefimiz sonuçta yerel yönetimlerde daha fazla yönetim alanı sağlayabilmek. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de adayımızla halkın karşısına çıkma kararımız var.