Bodrum'u kim yakıyor?

'Ormanı kim yakıyor' sorusu tartışılırken, yöneticiler, sivil örgütler, köylüler, ormancılar ve emlakçılar iki şüpheli gösteriyor: Büyük yatırımcı ve yeni planla mağdur olan arazi sahipleri.
Belediye Başkanı: "Çevre düzeni planları askıya çıktı, yangınlar başladı. Plan küçük arsası olanı çivi çakamaz hale getiriyor." Kaymakam: "Yapılaşmaya asla izin vermeyiz."
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

BODRUM - Turizm sezonunu alevler, is ve duman arasında geçiren Bodrum'da günün sorusu belli: Ormanları kim yakıyor? Ortada delil yok, ama yarımadanın adım adım betona dönüşünü kendi gözleriyle gören sivil toplum örgütlerinin, ormancıların, emlakçıların gözünde iki 'şüpheli' var:
1) Yeni çıkarılan Çevre Düzeni Planı'yla 'mağdur' olan öfkeli arazi sahipleri. 2) Büyük yatırımcılar.
En gözde turizm bölgelerinden Bodrum'u kavuran orman yangınlarına bakarken bugüne değil, filmi başa sarıp geçen yıla dönmek gerekiyor.
Turizm Bakanlığı, geçen yıl Bodrum'da planlama yetkisini yerel yönetimin elinden aldığını açıkladı. Yeni plan öncesi yarımadada yatırım için büyük hareketlilik başladı. Yeni imar izinleri çıkacağı haberleri kulaktan kulağa yayılırken en çok rağbet gören bölgelerden biri Kızılağaç civarıydı. Emlakçılar satışları katladı. Fiyatlar kanatlandı. Derken Bakanlık 7 Mayıs 2007 tarihinde 1/25000'lik çevre düzeni planını askıya çıkardı.
Sonuç şok oldu. Konuşulanların aksine, turizm tesis alanı belirlenen birkaç bölgede betonlaşmanın önü açılırken diğer alanlarda yapılaşma oranı daha da düşürülmüştü. Tarım ve sit alanlarında 1 hektardan az arazisi olanlar, yeni bina yapamayacaktı.
Köylüler, "Çocuğumuzu evlendirsek, ev yapmaya izin yok" diye homurdanmaya başladı. Küçük yatırımcının aldığı arazi, elinde patladı. Planın askıya çıkmasından kısa bir süre sonra 7 Temmuz günü Kızılağaç'tan dumanlar yükselmeye başladı.
'Kızılağaç çok değerli'
Bodrum'da 28 yıldır emlakçılık yapan Hikmet Topan, Kızılağaç'ın önemini şöyle anlattı: "Kızılağaç çok değerli. Çünkü kırsal gelişim alanı dışında, imarsız bölgedeydi. Bir süredir burada araziler toplanıyordu. Arsaların metrekaresi 50-100 YTL arasında değişiyordu. Ancak çevre düzenleme planı bölgeyi imara açmadı. "
Maviyol Girişimi üyelerinden Filiz Dizdar da bölgede emlâkta büyük hareketlilik yaşandığını söyledi ve ekledi, "İmar oranlarının artırılacağı söyleniyordu. Ancak öyle olmadı. Sonra bu alanların yanması dikkat çekici!"
Yasalara göre, yanan devlet ormanları ağaçlandırılıyor. Ama sit alanı içine alınan özel orman arazileri, zeytinlikler, bağlar için böyle bir zorunluluk yok. Orman Bölge Müdürlüğü'nün tespitlerine göre; Kızılağaç'ta yanan alanın 308 hektarı devlet ormanı, 180 hektarsa çam, zeytin veya meyve ağaçlarıyla kaplı tapulu özel mülkler.
Bodrum'da konuşulan senaryolardan ilkine göre arazi sahipleri kesmelerine izin verilmeyen ağaçlardan yakarak kurtuldu. İkinci adımsa üzerinde artık 'korunacak bir şey kalmayan' özel arazilerinde, imar yasağının kalkmasını beklemek olacak.
12 yıldır Bodrum'da yaşayan mimar Tevfik Bilgin de yeni çevre planının bölgede tepki yarattığını söyledi:
"Planda bir arazi için sıfır yapılaşma kararı varken komşusuna ciddi yapılaşma izni verilebiliyor. Elbette bir sınır çizilmek zorunda. Ancak daha adaletli davranılmalı. Plan iyi niyetli ama gerçeklikle örtüşmüyor. Sit alanlarında, birinci, ikinci, üçüncü derece ayrımı yapılmadan imar düşürüldü." Bilgin, tepki doğurmuş olsa bile özel mülk sahiplerinin orman yakmaya kalkacağını düşünmüyor.
Bodrum'da konuşulan ikinci senaryoyu Bodrum Yurttaş İnisiyatifi sorumlusu Avukat Ahmet Aksüt anlattı:
"Bodrum coğrafi olarak, Antalya gibi büyük, beş yıldızlı yatırımlara müsait değil. Bu yangınlar, bu tür alanların açılması projesinin parçası olabilir. Türkiye'de defalarca yaşanan bir gerçek var. Sit ilan edilen alanların değeri düşer. Buralarını düşük değerden büyük yatırımcılar toplar ve sonra sit kararları değişir ya da kaldırılır. Çünkü orman vasıflarını yitirmişlerdir. Yine böyle bir rant operasyonu olup olmadığı herkesin aklında soru işareti."
Bir ihtimal daha var...
Tabii bir olasılık daha var; ihmal ve dikkatsizlik. Belki de bir otomobilden atılan izmarit ya da kırılan bir bira şişesinin mercek vazifesi görmesi binlerce ağacı ve doğayı yok etti.



'Bazı hainler...'
Orman Bakanı Osman Pepe'ye göre biri bitmeden diğeri başlayan yangınları 'Bazı hainler' çıkardı. Dün Kocaeli'nde bir kahvaltıya katılan Pepe, "Bazı hain eller, ruhu kapkara, vicdanı dumura uğramış bazı hainler ormanlarımızı ateşe veriyor. Bir yangının dört-beş ayrı yerden çıkmasının başka izahı olamaz" dedi. Yanan orman alanlarını kesinlikle ağaçlandıracaklarını ve bugüne kadar da hep ağaçlandırdıklarını vurgulayan Pepe'ye göre bazı yangınların ardında 'rant' değil, seçim fırsatçılığı var: "Onlar Türkiye'de tedirginlik panik havası olsun istiyorlar. Seçim öncesi öyle bir panik arzuluyorlar."
Bodrum Kaymakamı Abdullah Kalkan da yerleşimlerin, yolların uzağında çıkan yangınların akla sabotajı getirdiğini söyledi. Ancak yangınları Bodrum'un doğal dokusunu koruyan çevre düzenleme planına bağlanmamak gerektiğini vurguladı. Kaymakam, "Buralarda daha önceki yıllarda yanan alanların tamamı ağaçlandırılıyor. Son yanan yerlerde ağaçlandırma yapılması için valilikten kesin talimat aldım" dedi.


1 SMS 1 fidan
Yanan orman alanlarını RTÜK ağaçlandıracak. RTÜK önderliğinde Televizyon Yayıncıları Derneği'nin işbirliğiyle başlatılan '1 SMS 1 Fidan-Orman Yangınlarının İzlerini Silelim' kampanyasına, 1 Ocak'tan bu yana 71 bin 590 SMS mesaj gönderildi. Banka hesabında toplanan 327 bin 789 YTL 3 YKr'yle Antalya Kemer'de 19 Mayıs'ta yanan 387 bin hektara 702 bin 100 fidan dikilecek. 300'er tonluk iki yangın söndürme havuzu yapılacak. 2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu çerçevesinde yürütülen ve yasal süresi bir yıl olan kampanya, 2007 yılı sonuna kadar sürdürülecek.


Belediye: Yeni plan sorunlu
Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan, yangınların çıkış zamanını çok anlamlı buluyor: "Çok ilginç, bu yangınlar bakanlık tarafından onanan yeni çevre düzeni planları belediyelerde askıdayken başladı. Ayrıca yangının hızlı yayılmasını sağlayan rüzgârın olduğu günlerde hep yangın çıkıyor." Ağan Bodrum'da yerel yönetimin planlama yetkisini merkeze, Ankara'ya alan düzenlemeye başından beri karşıydı, yine karşı: "Bizim itirazlarımıza karşın bakanlık tarafından bu çevre düzenleme planı hazırlandı. Pek çok insan mağdur oldu. Bu planla küçük arsa sahipleri, arazilerine çivi bile çakamayacak duruma gelirken turizm tesis alanı olarak belirlenen yerlerin sayısı arttı ve buralara lüks villar yapılmasının önü açıldı. Bu betonlaşan Bodrum için daha yoğun bir yapılaşma tehdidi oluşturuyor."


Köylü: Biz niye yakalım ki?
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın hazırladığı yeni Çevre Düzenleme Planı'yla Bodrum'da pek çok köylünün arazisinin değeri düştü, yeni yasaklarla pek çok kişi 'kendi arazisi'ne çoluğu çocuğu için bile ev yapamaz hale geldi. Kızılağaç köylüsü Ali Özalp yine de köylünün ormanı yakma ihtimalinin olmadığını düşünüyor: "Köylü, ormandan beslenir. Şimdi ormanla birlikte benim yıllardır baktığım hayvanlarım, bahçem, evi güzelleştiren ağaçlar yandı. Buraları köylü yakmaz. Ama ben bilmem; birileri mi yaktı, kendi mi yandı? Çünkü buralar imara açılsa zaten köylüye kalmaz. Zenginler gelir..."


180 hektarı özel mülk
7 Temmuz'da başlayan yangında Bodrum Kızılağaç'ta 488 hektar alan kül oldu (kırmızı çizgiyle çevrelenen alan). Bunun 308 hektarı devlet ormanı, 180 hektarıysa çam, zeytin ve meyve ağaçlarıyla kaplı özel arazilerdi. Kızılağaç yeni plan açıklanmadan önce emlakçıların akınına uğramıştı.