Boğazda yüzmek her şeye değer

Boğazda yüzmek her şeye değer
Boğazda yüzmek her şeye değer
21. düzenlenen Asya'dan Avrupa'ya Uluslararası Boğaziçi Yüzme Yarışması dün İstanbulluları Boğaz'da buluşturdu, '700 boneli' Boğaz'ın serin sularında kulaç attı



SERKAN OCAK 


İSTANBUL - Her gün yüzlerce geminin geçtiği boğaz üç saat gemi trafiğine kapalı. Boğazın serin sularının üzerinde yalnız martılar uçuyor. Deniz polisi, deniz ambulansı, can kurtaranlar, sahil güvenlik botlarından oluşan tam 55 tekne, boğazın her iki yakasında hazır bekliyor. Başlangıç düdüğüyle birlikte 700 kırmızı beyaz boneli yüzücü, yalıların arasından, köprünün altından heyecanlı bir yarışa başlıyor.
Bu hazırlıklar dün İstanbul Bağazı’nda gerçekleştirilen 21. Asya’dan Avrupa’ya Uluslararası Boğaziçi Yarışmaları için yapıldı. Radikal muhabiri yarışmayı hem bir haberci hem de yüzücü gözüyle izledi.

Başvuru kaosu
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından düzenlenen yarışların ilk koşuşturmacası daha başvurular zamanında yaşandı. Başvurular için belirlenen tarihte Ataköy Yüzme Havuzu’nda büyük bir izdiham yaşandı. İstanbul için 100 kontenjan öngörülmüştü ancak elemelere katılarak başvuru yapmak için yüzlerce insan gelince işler değişti. Seçmelerin saat 10’da başlayacağı açıklanmıştı. Ancak saat 10.00’da eleme yerine gidildiğinde başvuruların sona erdiği açıklandı. Bir iki sorumlu yüzlerce insanın sorularını karşılayamayınca tam bir kaos yaşanmıştı. Gün sonuna doğru kantenjan sınırı kaldırıldı ve yüzme yarışları için yaklaşık 700 yarışmacı belirlendi.

Bütçe arttı, sorunlar çözüldü
Geçen yıla göre yarış sabahı yani dün Yarış her şey daha organizeydi. Geçen yıl yarışmacılarla, izleyiciler birbirine karışmış, kimi soyunma kabini arıyor, kimiyse yarışma alanında bir tuvalet olmadığı için Kuruçeşme Parkı’nın karışındaki benzin istasyonuna tuvalete gidiyordu. Bu yıl ise, komite organizasyonu bir firma aracılığıyla tertipledi. Türkiye Milli olimpiyat Komitesi üyelerinden Gürsel Şen, bu yıl bütçenin iki üç kat arttığını ve sponsorlarında daha fazla ilgi gösterdiğini belirtti. Geçen yılki organizasyonsuzluk bu yıl çözülmüşe benziyordu.
Yarış alanı Kuruçeşmeydi. Buradan iki tekne yarışmacıları Anadolu yakası’ndaki Kanlıca İskelesi’ne taşıdı. Sporcular bir yandan ısınma hareketleri yapıyor, diğer yandan da birbirlerine izlemesi gereken rotayı anlatıyordu. Zira yüzmenin dışında, dalga ve kuvvetli akıntıyla da sporcular başetmek zorundaydı. Çünkü yanlış bir akıntıya girmenin sonucu, Çengelköy’den çıkmak veya Bebek Koyu’na sürüklenmekle sonuçlanabilirdi. Yüzülecek mesafe harita üzerinden bakıldığında yaklaşık 600 m. ancak akıntının etkisiyle yüzücüler bin 500, iki bin metre yüzmüş oluyor. Kanlıca’ya seyir halindeyken, boğazda bir yunus sürüsü belirdi. Tüm dikkatler bir anda yunuslara çevrildi. ‘001’ numaralı bonesiyle bu yıl 15. kez kıtalararası yüzme yarışlarına katılan eski Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen’in ise yunuslarla ilgili yorumu şu oldu: “Yunuslar varsa poyraz var anlamına geliyor. Bu da bizim için zor olacak demektir.” Bilirkişi Tüzmen’in bu yorumunun doğruluğu yarış bittiğinde anlaşılacaktı. Yüzücülerin sayısal çokluğu nedeniyle yüzücüler bone numaralarına göre ikiye ayrıldı. İlk grup başlangıç alanına programın yaklaşık 10 -15 dakika gerisinde vardı. Bu nedenle ‘start düdüğü’ yüzücüleri taşıyan vapur iskeleden ayrılmadan verildi ve küçük çaplı bir tehlike atlatıldı. Yüzücülerin bir kısmı vapurun arkasından kimi de önünden geçmek zorunda kaldı.

Boğazda yüzmek her şeye değer
Başlangıç düdüğüyle birlikte yüzlerce yüzücü suya atladı. İlk anda serin gelen su, kulaçlar arttıkça ısınmaya başladı. Dışarıdan bakıldığında manzarasına doyulamayan boğazın, sularının içinden manzarayı seyretmek izse bir başka güzeldi. hele ikinci köprünün altında sırt üstü yüzmek ise az insana nasip olacak bir keyif olsa gerek.

BBC programcısı naklen yayında
Yarışma esnasında en alışılmadık görüntülerden biri de BBC televizyonun özel çekimiydi. BBC’nin Blue Peter adlı programının ekibi üç haftadır Türkiye’yi geziyor. Özel bir program için hazırlanan ekibin sunucuları Helen Skelton ve Joel Defries de boğazda yüzenler arasındaydı. En son Türkiye’ye 1976’da gelen ekip bir zodyak botla sunucuları Defries’i çekiyordu. Defries bir yandan kulaç atıyor bir yandan da boğazda yüzmenin nasıl bir duygu olduğunu bottan uzatılan mini su geçirmez kameraya anlatıyordu.
Tüzmen’in yunus yorumu doğru çıktı ve yüzücüler akıntı ve yer yer yarım metreyi bulan dalgalar nedeniyle bitişe geçen yıla kıyasla en az 10 dakika daha geç vardı. 700 sporcunun katıldığı yarışma 12 ayrı kategoriye ayrıldı. Ancak genel kılasmanda en iyi 54.01’lik derecisiyle Bulgaristan’dan gelen Dimitor Metodiev Videnov birinciliği elde ederken, Türkiye’den Abdulhalim Lafçı ikinci, Fransa’dan da Denis Turan üçüncü oldu. Yelken, kürek ve kano yarışlarında da dereceye girenler için ödül töreni yapıldı. Yarışın en yaşlı sporcusu eski bir yüzücü olan 79 yaşındaki Levent Aksüt, kazandığı kupasıyla uzun süre izleyicilerin odağı haline geldi.