Bombalar ne yana düşerse düşsün kaygılıyız

Bombalar ne yana düşerse düşsün kaygılıyız
Bombalar ne yana düşerse düşsün kaygılıyız
Ceylanpınar Belediye Başkanı İsmail Arslan yaşanan ölümlere rağmen devletin PYD ile yaptığı görüşmelerden sonra "Ben son dönemde daha umutluyum" dedi.

Serekaniye’de PYD’ye bağlı Halk Savunma Güçleri (YPG) ile El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi arasındaki son çatışmalarda 3 kişinin yaşamını yitirdiği Ceylanpınar halkı tedirgin. Evrensel gazetesinden Cumhur Daş’a konuşan BDP ’li Ceylanpınar Belediye Başkanı İsmail Arslan, “Devletin son günlerde PYD ile görüşmelerini akılcı buluyoruz. Bu anlamda bu tehlikeyi önleyecek bir pozisyon olduğunu düşünüyorum. Ben son dönemde daha umutluyum” dedi.

Ceylanpınar’daki son durumu özetler misiniz? Neler oluyor ilçede?
16 Temmuz’dan bu yana çatışmalarda üç kişi hayatını kaybetti. Mehmet Gündüz, Muhsin Ertuğrul ve Şükrü Kahraman sınırın öte yanından gelen kurşunların, bombaların hedefi oldu. 15 yaralımız var. Aslında 9 aydır şarapnel parçalarından tutun, her türlü silahın mermisi Ceylanpınar’a düştü. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Yaşananlar burada büyük bir endişe yaratıyor. Sınırın öbür tarafındaki halklarda burada yaşayan halkların kardeşi. Akrabalık ilişkilerimiz var. Buraya kurşunlar sekmese dahi oradan etkileniyoruz. Ceylanpınar halkı biran önce çatışmaların durmasını istiyor.

Ceylanpınar’da günlük yaşam tüm bu olanlardan nasıl etkileniyor?
Şöyle anlatayım; Belediye personelimiz geceleri can güvenlikleri olmadığı için çöpleri toplayamadı. İlaçlama yapamıyoruz. Biz ilaçlama yapamazsak, çöp toplayamazsak gerisini siz düşünün. Sınıra yakın parklarımız bom boş. Esnafın zararı çok büyük. Zaten kendi yağında kavrulan bir ekonomiye sahibiz. Toplam 38 köyümüz var. Büyük bir tedirginlik var. İnsanların uykusu kaçıyor, psikolojisi bozuluyor. Kaymakamlığın talebi üzerine ‘Dışarı çıkmayın, sınır boyunda gezmeyin’ anonsları yapıyoruz. Ama ölenlerin çoğu evlerinde otururken kurşunların, bombaların hedefi oldu. Dışarıda gezmeyince ölmemenin garantisi yok. Her top atıldığında ‘nereye düşecek’ diye endişeleniyoruz. Karşıda akrabalarımız var. Aslında bomba oraya da düşse buraya da düşse büyük bir huzursuzluk var. SES’in geçenlerde yaşanabilecek salgın hastalıklarla ilgili bir açıklaması oldu. Biz 3 ay önce kaymakamlığa resmi bir yazı yazdık. ‘Ya siz başka kuruluşlarla ilaçlama, çöp toplama işlemlerini yapın ya da bize bu görevi verin. Belediye olarak gidelim orada bu hizmetleri görelim’ dedik. Çünkü sınırdan çok sık giriş çıkış oluyor. Aynı havayı soluyoruz. Olası bir salgından Ceylanpınar’da nasibini alacaktır. Karşısı bizim bir mahallemiz gibi.

İlçede göç yaşanıyor mu?
Ailelerini başka yerlere gönderebilenler gönderdi. Çevre illere ilçelere geçici olarak bir çok aile gitti. Bir milletvekili ‘Göç edenlere kira yardımı yaptık’ dedi ama böyle bir şey yok. Ama gidemeyen de çok insan var. 50 bin nüfuslu yerin boşalması mümkün değil. Bu kadar insan nereye gidebilir?

Buraya düşen bombalar ve kurşunların kimden geldiğine ilişkin bir tespitiniz var mı?
Bu atışlar el Nusra’dan geliyor. Buna karşı Türkiye ’nin angajman kurallarına pek uyduğunu söyleyemeyiz. Son günlerde biraz karşılık verildi. Biz bunu görebiliyoruz burada. Atışlar nereden geliyor biliniyor ama karşılık verilmiyordu. En son öğretmen evinin yakınına, PTT caddesine top düştü. Bunlara karşı caydırıcı olunması için angajman kurallarını önemsiyoruz.

Bölgede yaşayan Araplarda nasıl bir duygu hakim?
Ceylanpınar’da yüzde 25-30 civarında Arap vardır. Yıllardır Kürt ve Arap halkları iç içe yaşıyor. Bir çatışma yaşanmadı. Serêkaniyê’de de yaşayanların yarısı Kürt, yarısı diğer halklardır. Oradaki Araplar da Kürtler kadar mağdur edilmiştir. Evlerinden yurtlarından edilmiştir. İnsani düşünen Araplar da çeteci grupları desteklemiyor. Ama bütün bunlara rağmen burada siyasi çıkarlar peşinde koşan gruplar var. ‘Acaba biz de oradaki durumdan yararlanarak burada bir şey elde eder miyiz’ diye düşünüyorlar. El Nusra orada bir başarı elde ederse buradaki karanlık güçler de onun benzeri bir harekete girebilirler. İç çatışmaya neden olabilirler. Bu halklar arasındaki bir çatışma değil bir menfaat çatışması olur.

Hükümet yetkilileri ya da devlet kurumları sizinle görüşüyor mu hiç?
Bizimle hiçbir diyalog kurulmadı. Buraya vali ya da bir milletvekili, bakan geldiği zaman bizi çağırmıyorlar. Kendi partilileriyle toplanıyorlar. Bugüne kadar görüşümüz sorulmadı. Biz sadece 12 Kasım’da uçak bombardımanı sırasında muhtarları topladık kaymakamlığa gittik. Burada ciddi bir şey yaşanıyor ve belediye muhatap alınmıyor. Bu devletin partimize bakış açısını da gösteriyor.

‘TAM BİR SAVAŞ HALİ YAŞIYORUZ’

İşler bu noktaya geldi?

8 Kasım 2012’de Suriye tarafında çatışmalar başlayınca ÖSO’ya bağlı gruplar Türkiye tarafından rahatlıkla karşıya geçtiler. Kürtler orada bunlara yardım da etmediler tepki de göstermediler. Bu gruplar önce kapı karakolunu ele geçirdiler. Türkiye’nin yardımı olmadan bunu yapamazlardı. Esad’a karşı bir güç oldukları için Ceylanpınar tarafında bir memnuniyet de oldu. Ama Esad güçleri orada yenildikten sonra bu gruplar insanları kesmeye, biçmeye işkence yapmaya başladı. İnsanları kaçırıp fidye istediler, oraya yerleştiler. Oradaki halkın büyük bir tepkisi oldu. Kasım ayında Esad’ın uçaklarının sınıra bomba yağdırmasından kaynaklı olarak da ilk 5 günde Türkiye’ye 10 bin civarında insan geldi. Sonradan çatışmalar devam etti. Oradaki yaralılar sürekli ambulanslarla buraya taşındı. Hastanelere yerleştirildiler. Ağır olanları başka merkezlere götürüldü. YPG güçlerine bir yardım yapılmadı. Bu da hem buradaki hem oradaki Kürtlerin hükümete karşı tepkisine neden oldu. Hastanelerimizi kullanamaz olduk. 16 Temmuz’dan sonra biz burada tam bir savaş halini yaşıyoruz. Özellikle geceleri çatışmalar yoğunlaşıyor.

‘EL NUSRA TÜRKİYE’DEN DESTEK ALMASA BARINAMAZDI’

AKP hükümetinin el Nusra’yı desteklediği ve Kürt bölgesine karşı kullandığı belirtiliyor. Bu konuda neler söylersiniz?

Bu artık tartışılmaz bir şey. Suriye’deki komutanlar bir çok kez Ceylanpınar’da ağırlandı. Çarşıda açık şekilde dolaştılar. Yiyecekler, yardımlar gitti. Toplantılar yapıldı. Yaralıları buraya taşındı. Onlar Türkiye’den bu yardımı görmeseler orada barınamazlardı. Çünkü o tarafta kökleri yok. Ama PYD’nin orada kökü var. Türkiye’nin bunları teşvik etmesi anlaşılmaz bir durum. PYD tabanının akrabaları da Ceylanpınar’da yaşıyor. Şimdi siz bunları görmeyeceksiniz ama nerede geldiği belli olmayan güçlere kapınızı açacaksınız. Herkes bunun anlamını biliyor.

Peki sizce nasıl ilerleyecek süreç? Geleceğe ilişkin öngörünüz nedir?
Burada sosyal ilişkiler de bozuldu. Bazı evlilikler parçalandı. Karşı tarafta zaten bir yıkım var. Ama bunlar telafi edilebilir. Ancak el Nusra’nın ya da ona benzer bir örgütün orada hakimiyeti ele geçirmesi Ceylanpınar’da da bir Kürt-Arap çatışmasına neden olacaktır. Esas olarak biz bundan korkuyoruz. Devletin son günlerde PYD ile görüşmelerini akılcı buluyoruz. Bu anlamda bu tehlikeyi önleyecek bir pozisyon olduğunu düşünüyorum. Aksi halde eski tavrında diretseydi bu yanlış sonuçlar doğuracaktı. Ben son dönemde daha umutluyum.

BASKININ KATMERLİSİ

Ölümlerden sonra ilçe halkının yaptığı eylemlere polisin saldırmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Aslında bir bütün olarak hak arayan insanlara karşı baskı var. Ama bu bölgede katmerlisi yaşanıyor. Gezi Parkı’nda yaşanan şiddeti hep beraber gördük. Biz Suriye’deki durumdan kaynaklı burada bir yıldır demokratik hiçbir hakkımızı kullanmadık. Park açılışlarımıza dahi onlarca TOMA ve yüzlerce polis gönderdiler. Ancak Sayın Öcalan’ın 21 Mart’taki mektubundan sonra biraz nefes aldık. Ama yaşanan ölümlerden sonra tepki gösteren insanlara yine saldırdılar. İnsanlar kurşunlar buraya gelmesin diye eylem yaptı. O kurşunlar polise de gelebilirdi. Kurşun adres sormaz diye bir tabir var. Bunu protesto etmek istediler. Can güvenliğinin sağlanmasını istiyorlar. Sesini hükümete duyurmaya çalışıyorlardı insanlar.