Bu bir insanlık davasıdır!..

Bu bir insanlık davasıdır!..
Bu bir insanlık davasıdır!..
Kamuoyunda 'Eşcinsel hakem' olarak bilinen Halil İbrahim Dinçdağ'ın gasp edilen haklarının geri alınması konusunda açılan dava yarın saat 11.00'de Çağlayan Adliyesi'nde görülecek. Dinçdağ, yaşadıklarını ve gelinen süreci Radikal için kaleme aldı.
Haber: HALİL İBRAHİM DİNÇDAĞ / Arşivi

Biz milletce kimin kiminle yattığına, kimin yatakta neler yaptığına pek bir merak duyar olduk. Bunun nedeni medya, toplumsal güdüleme, yozlaşma vs olabilir; işin bu kısmı toplum bilimcilerin bileceği şey. Beni ilgilendiren kısmı ise, benim kiminle yatıp kalktığım konusunun ortalığa saçılması, senaryolar üretilmesi ve yargısız şekilde tüm mesleki haklarımın elimden alınmış olması. ‘Eşcinselim’ diye koydular beni ortaya, biri o yandan çekeliyor biri bu yandan. Güler misin, ağlar mısın?

Belki okurlarımız arasında bilmeyenler vardır diye özetle bahsedeyim. Uzun yıllar TFF hakemliği yaptım. Askere çağırdılar. Eşcinsel olduğum ortaya çıkınca da askerlikten muaf bıraktılar. Ardından bu muafiyet belgesini çalıştığım kurum istedi, verdim. Bir sabah uyandım ki tüm gazeteler beni yazıyor! Eşcinsel hakem olarak şöhrete kavuştum; hem de ne şöhret! Hayatım bir gün içerisinde değişti. İşsiz, parasız ve arkadaşsız kaldım. Şükürler olsun ki ailem destek çıktı, manevi olarak hep yanımda oldular. Futbol camiasından tanıdıklarım ise bir anda bana düşman kesildi. ‘Vurun kahpeye’ dediler, vurdular. Bir de destek olacağız diye benden ve hikâyemden faydalananlar oldu. Derken gün bugün oldu. TFF’ye açtığım tazminat davaları, hakkımda çekilmiş belgeseller, yazılmış kitaplar ve yine parasız halimle yuvarlanıp gidiyorum. Tablo kötü gibi görünse de çok şanslı bir insanım. Çok sevenim, hayır duası edenim var. Öteki tarafta da benden fersah fersah kaçanlar var. Neden mi? Çünkü ben onların hangi toplarla, nasıl futbol oynadıklarını çok iyi biliyorum da ondan. Beni kendileri gibi sanıyorlar; ifşa ederim de hayatları altüst olur diye korkuyorlar. Çok şey biliyorum da edebimden susuyorum. Yıllarca hakemlik yaptım, toplarla oynadım, topumla oynadılar, hep beraber top oynadık. Neden günah keçisi ben oldum? Beni aralarından attılar da temizlenip aklandılar mı acaba çok merak ediyorum.

‘Futbol yalnızca heteroseksüellerin sporudur’ gibi bir algı var insanlarda. ‘Top oynuyorsan eşcinsel olamazsın’ gibi bir tabu oluşmuş. İlgisi yok. Yıllarca neler gördük, neler yaşadık... Futbol atmosferi zaten eşcinsel ya da biseksüeller için en ideal ortam. O kadar düzgün vucutlu, eli yüzü güzel ve yüksek testosteronlu adam biraraya gelince kaçınılmaz son; büyük patlama! Ateşle barut yanyana durmaz derler, patlar. Ateşle ateş hiç yanyana durmaz; öyle bir alev sarar ki ortalığı, söndürebilene aşkolsun. İşte futbol camiasında, soyunma odalarından, kulüp binalarına kadar alev ateş yanıyor heryer de kimse görmüyor. Beni ifşa ettiler de söndü mü yangın? Eşcinselliğiniz, biseksüelliğiniz mi bitti? Allah akıl fikir versin diyorum, başka da bir şey demiyorum. Bunun adı ayrımcılık da değil, insaniyetsizlik. Ben de bazilari gibi insaniyetsiz olsaydim, isim isim açıklar, ifşa ederdim. Ama ben insanim. Herkesin yatağı, döşeği kendine diyorum ve susuyorum.

Serüvenim boyunca hep dua ettim ve Allah karşıma hep iyi insanlar çıkardı. İnşallah da en kısa zamanda hukuksal süreç benim lehime sonuçlanacak. Yeri gelmişken belirteyim; 10 Aralık 2013 tarihinde, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde, saat 11.00’de duruşmamız var. Desteklemek isteyenleri beklerim. Gelmek isteyenler endişelenmesin, duruşmaya gelene cinsel tercihlerini sormayacak kimse; ve de kimseye eşcinsellik enjekte etmeyeceğim! ‘Bu bir eşcinsellik davası değil, insanlık davasıdır.’ Vicdani olan herkesi bekliyorum duruşmaya.
Yaşadığım olayları konu alan, Burcu Karakaş ve Bawer Çakır’ın yazdığı, ‘Erkeklik Ofsayta Düşünce’ isimli kitap da okurlarla buluştu. Sizlerin de okumasını tavsiye ederim.

Hepinize teşekkürlerimi, sevgi ve saygılarımı iletiyorum.