@ismailsaymaz

Bu devlet seni unutur mu!

Bu devlet seni unutur mu!
Bu devlet seni unutur mu!

Vatan Gazetesi çalışanları, 155 günden beri tutuklu olan çalışma arkadaşlarına destek veriyor. FOTOĞRAF: ELVAN EZBER

Örgüt üyeliğiyle suçlanan gazeteci Aylin Duruoğlu'nun 1 Mayıs 1989'da gözaltına alınıp bırakılması iddianamede yer aldı
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İddianamede delil: 80’lerde bir kez gözaltına alınıp bırakıldı...
İSTANBUL - Yasadışı Devrimci Karargâh İddianamesi’ne tutuklu sanık Aylin Duruoğlu’nun 1989’da izinsiz 1 Mayıs gösterisinde gözaltına alınması konuldu.  Üstelik Duruoğlu  hakkında hiçbir adli işlem yapılmadan serbest bırakılmıştı. İddianamede yasal dergi çıkaran başka bir sol grubun çalışanı Mehmet Yeşiltepe, ‘örgüt kurucusu’ sayılıyor. Buna kanıt olarak, “Küba Konsolosluğu’na” başlıklı, Küba’yı  öven bir yazı bile gösteriliyor.   
Yasadışı Devrimci Karargâh (DK) iddianamesinde 17 sanık var. Susma haklarını kullanan Fatih Aydın, Cemal Bozkurt ve Özgür Dinçer’in örgüt ilişkisine ve eylemlere katıldıklarına ilişkin somut kanıtlar sunulurken, 14 sanık hakkındaki ilginç deliller dikkat çekiyor.       

Özel bir fotoğraf
Vatan Gazetesi İnternet Direktörü Aylin Duruoğlu için, 1989’daki 1 Mayıs gösterilerinde gözaltına alınıp bırakıldığı bilgisi veriliyor. Ayrıca, nedense, Duruoğlu’nun özel yaşamına ait bir fotorafta, elinde para destesi olduğu aktarılıyor.
Yasal ‘Devrimci Hareket’ adlı, başka bir sol gruba ait derginin çalışanı Mehmet Yeşiltepe ise örgüt kurucusu olmakla suçlanıyor. ‘Kanıt’ olarak, kimi yazıları gösteriliyor. İddianameye konulan  yazılarda ‘Devrimci Karargâh’ adı geçmediği gibi, ‘Küba Konsolosluğu’na’ başlıklı yazıda, Komünist Küba övülüyor. Savcılık, ‘Devrimci Hareket’ ibaresinin bulunduğu bu yazı için, “Devrimci Karargâh’la ilgili örgütsel nitelikli doküman” yorumunu yapıyor.

‘Evinde, parmak izin çıktı!’
Bostancı’da, çatışmanın çıktığı evin sahibi olan Necdet Öztürk, zaman zaman bu evde kalan Öztürk’ün sevgilisi Melek Seven ve Seven’in okul arkadaşı Metin Akdemir için gösterilen kanıt da enteresan: Kendi evlerinde çıkan parmak ve avuç izleri... Evde parmak izi bulunan son kişiyse, Orhan Yılmazkaya’nın okuldan arkadaşı olan avukat Nail Arıkan. 

İnsan unutur, devlet unutmaz
İddianamede Arıkan’a 1990’da üniversite öğrencisiyken ‘basın açıklaması ve slogan atmak’tan, 1989’da ‘izinsiz eylem’den, 1988’de ‘İHD’nin pankartını asmak’tan, 1987’de ‘DİSK’e Özgürlük’ sloganı atarak taşkınlık yapmak’tan işlem yapıldığı bilgisine yer veriliyor.
Susma hakkını kullanan Özgür Dinçer’in eski ve yeni ev arkadaşları Muhammet Çetin’e ve Süleyman Gürkan Anıl’a yöneltilen suçlamaysa, Dinçer’i evlerinde barındırarak örgüte yardım... Yine Dinçer’le ilişkilendirilen Filistin kökenli Türkiye yurttaşı Abdusselam Sultan’ın ‘suç kanıtları’ da şöyle: Che resimleri, Arapça belgeler, Dinçer’e borç vermek, siyasi içerikli görüşme..

Ergenekon iddiası
İddianamede; Orhan Yılmazkaya ve 10 sanığın Ergenekon şüphelileriyle telefon irtibatlarının bulunduğu öne sürülüyor. Bu iddia sadece Terörle Mücadele Şubesi’nin bir tutanağına dayandırılıyor. Ancak, iddiayı doğrulacak bir telefon kaydı gösterilmiyor. Ayrıca, kimden ve nasıl elde edildiği belirtilmeyen ‘Nisan Bülteni’ başlıklı yazıya atfen İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’in talimatıyla Aylin Duruoğlu’na yönelik kampanyayı teğmenlerin destekleyeceği savunuluyor.