@ismailsaymaz

Bu intihar göre göre geldi

Bu intihar göre göre geldi
Bu intihar göre göre geldi
Madde bağımlısı Turgut Aydoğan 2010'da 'uyuşturucu kullandığı' ailesi tarafından bildirilmesine rağmen askere alındı. 45. gününde intihar etti.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - İstanbul’da yaşayan Aydoğan ailesinin oğulları Turgut, 20 yaşında basıp askerlik için çağrıldığında babası itiraz etti: “Oğlum uyuşturucu madde bağımlısıdır.” Biri polisle gidilen iki kontrolden, “Askere elverişlidir” raporu çıkınca teslim oldu. 12 gün sonra jiletle boynunu kesip intihara kalkıştı. Uyuşturucu bağımlılığı bilindiği halde terhis edilmedi. Edilmediği gibi komutanı, önce tekmeledi, sonra ceza diye jiletle kaşlarını kestirdi. Askerlikteki 45. gününde, 15 Temmuz 2010’da, sabah mıntıka temizliğine çıkan askerler Turgut’u bir ağacın dalında asılı halde buldu. Ceza soruşturması takipsizlikle biterken, idare mahkemesi Milli Savunma Bakanlığı’nı (MSB) kusurlu buldu. 20 yaşındaki oğul için babaya 8 bin 800 TL, anneye de 9 bin 300 TL maddi, “oluşan elem ve üzüntü karşısında” ise 3 biner TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildi. Buna karşılık mahkeme, MSB’nin 7 bin 772 TL tutan avukatlık harcamasını aileden kesti.

Aydoğan ailesi, 2005’te Van’dan İstanbul’a göçtü. Mehmet ve Nilüfer çiftinin sekiz çocuğu vardı. Dördüncü çocukları olan Turgut, 17 yaşından beri uyuşturucu kullanıyordu. Mayıs 2010’da Avcılar Askerlik Şubesi’ne çağrıldı. Baba Mehmet Aydoğan, 17 Mayıs’ta oğluyla gittiği şubede, Turgut’un uyuşturucu kullandığını söyledi. 20 Mayıs’ta Kasımpaşa Askeri Hastanesi’ne sevk edildi. Aydoğan, ”Madde bağımlısı olduğunu, vücuduna jilet attığını” söyleyince GATA’ya gönderildi. GATA, 3 Haziran’da “Askerliğe elverişli” raporu verdi. 7 Haziran’da Manisa Kırkağaç Jandarma Eğitim Komutanlığı’na teslim oldu.


45 günde intihar
Aydoğan, 12 gün sonra ise, 19 Haziran’da boynuna jilet atıp intihara kalkıştı. Manisa Askeri Hastanesi’ne sevk edildi. Teşhis kısmında, “Madde kötüye kullanım+antisosyal kişilik bozukluğu” yazıyordu. Muayene sonucu, “Aylık psikiyatrik kontrolü uygundur” önerisiyle birliğe sevk edildi.

Oysa ‘Kırmızı Pazartesi’ yaşanıyordu. Revir sorumlusu Enver Ekinci, görüşmede Aydoğan’ın “Uyuşturucu bağımlısıyım. Vücudumun maddeye isteği nedeniyle günlük aktivitelerimi yerine getiremiyorum” dediğini anlatıyordu. Ekinci, “Aydoğan’ın konuşmakta zorluk çektiğini” not almıştı. Böyle olduğu halde terhis edilmediği gibi, iddiya göre, Bölük Komutanı Üsteğmen Mustafa Mandar, jiletli intihardan sonra revire gelip Aydoğan’ı tekmelemiş; ‘ceza’ olarak kaşlarını jiletle kestirmişti. Ve 15 Temmuz’da saat 05.00’te mıntıka temizliği için kalkan arkadaşları bir ağaçta Aydoğan’ı asılı halde buldu. Ölümünden sonraki tahkikat raporunda, “intiharın meydana geliş nedenleri arasında; madde kullanma, antisosyal kişilik bozukluğu” bulunduğu belirtiliyordu ki; artık çok geçti.

Askeri Savcılık, ölümün intihardan kaynaklandığını savunarak, 10 Şubat 2011’de takipsizlik verdi. İtiraz da reddedilince dosya AİHM’e taşındı. Bu arada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açıldı. 2. Daire Başkanlığı, 14 Kasım 2012’de, “Rahatsızlığı ailesince bildirilen müteveffa ile ilgili etkili önlemlerin alınması gerekirken bu hususun tam olarak yerine getirilmediği kanaatine” vardı. Baba Mehmet’e 8 bin 800, anne Nilüfer’e 9 bin 300 TL maddi, 3 biner TL de manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Buna karşılık, ilgili yasaya göre, hükmedilen değil, reddedilen 50 bin TL’lik tazminat üzerinden hesaplama yapılarak, davalı idare olan MSB’ye 7 bin 772 TL’lik avukatlık ücreti ödenmesi karara bağlandı. Oğluna karşılık 8 bin 800 TL maddi tazminat atalan baba Aydoğan, bunun 7 bin 772 TL’sini bakanlığa geri ödedi.

Avukat Nezahat Paşa Bayraktar, “Ölüm karşısında manevi tazminat 3 bin TL olabilir mi? İnsanların duygularıyla dalga geçmektir. Bu kişinin er olamayacağı açıkken askere almışlar. İlk ihtihardan sonra kliğine yatırılması gerekirken, askerliğin devamına karar verilmiş. Bu ülkede insanların yaşamı bu kadar ucuz” diyor. Baba Mehmet Aydoğan da ikaz ettiği halde oğlunun askere alındığını belirterek, “7 Haziran’da teslim ettim, 16 Temmuz’da cenazesini aldım. Ben hastanede söyledim, ‘Çocuk hastadır, göndermeyin, yatırın’ dedim. Fakat gönderdiler. İlk intihardan sonra beni arayıp ‘Bana baskı yapıyorlar’ dedi. Şahitleri de var. Başkaları mı, kendisi mi astı, bilemiyorum. Bu parayı kabul etmiyorum” diyor. 
 

İşte askerdeki ‘can dostlar’

SK, intihar, intihara teşebbüs, kendini yaralama ve firar gibi olaylara karşı ‘can dostu’ uygulaması başlatmıştı. Anadolu Ajansı bu kapsamda, Isparta İç Güvenlik Eğitim ve Tatbikat Merkezi Komutanlığı’nda askerlik yapan ‘can dost’lar Fatih Mert Yanık ve Talha Akcan’ın dayanışmasını görüntüledi. Akcan ve Yanık, eğitimler sırasında, yeme-içme ve dinlenme anlarında birbirlerinden ayrılmıyor. Can dostundan, kardeşi gibi ilgi gördüğünü söyleyen Yanık, sıkıntılı zamanlarında birbirlerini teselli ettiklerini kaydetti. { ANKARA /AA}