Bu işin fıtratında ölüm var mı?

Bu işin fıtratında ölüm var mı?
Bu işin fıtratında ölüm var mı?
New York Üniversitesi'nde İstatistik ve Davranış Bilimleri dersi veren, hürriyet.com.tr yazarı Selçuk Şirin, önde gelen ülkeleri karşılaştırdı. Sonuç: Türkiye dışındaki ülkeler bu işin 'fıtratı'nı değiştirdi.
Haber: SELÇUK ŞİRİN / Arşivi

“Madenciliğin doğasında ölüm var!...” Soma’ya giden öykücü arkadaşım Ahmet Büke babalarını kaybeden bir grup küçük çocuğun bahçede her şeyden habersiz oyunlarına devam ettiğini söylediğinde bir kere daha hatırladım bu sözü. Gerçekten de madencilikte ölüm kaçınılmaz mı? Dünyanın başka yerlerinde de bizdeki kadar can alıyor mu taş ocakları?
TEPAV’ın bilgi notu tam da bu soruya yanıt vermek için hazırlanmış. Ancak oradaki veriler son 5 yılı kapsamadığı için acaba madencilerimizin can güvenliğinde bir iyileşme var mı diye merak edip yeni bir analiz yaptım. Sonuçlar şaşırtıcı!
Dünyada en fazla kömür üreten iki ülke Çin ve ABD . İlki işçi güvenliğinde son derece kötü bir sicile sahip olan bu iki ülke ile kıyasladığımızda bizdeki madencilerin durumu nedir? TEPAV raporunda olduğu gibi ben de kıyaslamayı bir milyon ton taş kömürü üretimi sürecinde hayatını kaybeden işçi sayısı üzerinden yaptım. Elimizdeki en son veriye göre 2012 yılında milyon ton taş kömürü üretmek için Türkiye ’de ortalama 4.33 işçi hayatını kaybederken, Çin’de bu oran 0.34’e düşmüş durumda. Bir başka ifadeyle, aynı miktar kömürü üretmek için ölen her bir Çinli madenciye karşılık, Türkiye’de ortalama 12.73 işçi hayatını kaybediyor! Bu hesabı 2011 verileriyle yaptığınızda ise ortaya daha vahim bir sonuç çıkıyor: 1 milyon ton taş kömürü için 1 Çinli madenci ölümüne karşılık 25 ve 1 Amerikalı işçi ölümüne karşılık tam 528 madencimiz hayatını kaybediyor. Soma’dan sonra 2014 verileriyle bu hesabın yapılmasının ise bir anlamı yok artık. (Tablo 1)
Aynı verilere trend grafiği eşliğinde baktığımızda (Tablo 2) ise işçilerimize sunduğumuz çalışma ortamının, özellikle 2006’dan sonra nasıl kötüye doğru gittiğini net bir şekilde görebiliriz. 2000-2012 arasında geçen 12 yılda Çinliler her yıl işçi güvenliğini biraz daha arttırarak madenci ölümlerini ciddi oranda azaltmayı başarmış. Türkiye ise 2000-2006 döneminde görece bir iyileşme trendi yakalamış gibi görünse de sonraki yıllarda ton başına madenci ölümlerinde ciddi bir artış kaydetmiş. TÜİK’in birkaç ay önce yayımladığı kazaları raporuna baktığımızda da taş kömür işletmelerindeki bu artışın, madencilik sektöründeki özel bir güvenlik zafiyetinden kaynaklandığını görüyoruz. TÜİK’e göre 2007-2013 döneminde kazaların arttığı tek sektör madencilik! Peki neden? Neden aynı işkolunda aynı üretim seviyesi için biz daha çok madenciyi ölüme gönderiyoruz? İşçi güvenliği konusunda en şaibeli ülkelerden biri olan Çin’de ne oldu da madenci ölümleri ciddi bir azalma gösterdi?
Çin nasıl başardı, biz niye başaramıyoruz?
Bu soruya benim yanıtım yalın: Teşvik edilen yani ödüllendirilen davranışlar artarak devam ederken, nahoş karşılanan ya da cezalandırılan davranışlar tamamen sönmese de seyrekleşir. Madenlerde meydana gelen ölümler doğal bir felaket değil, insanların yol açtığı ihmallerden kaynaklı bir kaza ise bu kural trendleri anlamada işimize yarayabilir. Bir başka ifadeyle yukarıdaki soruya, her iki ülkede gerçekleşen maden kazalarına gösterilen tepkiye bakarak bir yanıt verebiliriz. Açaba Çin’de son yıllarda maden kazalarındaki ölüm sayısının ciddi bir şekilde azalmasında, kazalardan kazalara toplumun verdiği tepkinin değişmesinin bir etkisi oldu mu? Ya da bizde kazalarda bir azalma olmamasının nedeni kazaların doğal bir felakete indirgenmesi yani cezai sonuç doğurmaması mıdır?
Bu sorulara yanıt vermek için dilerseniz önce Çin’i inceleyelim. Dünyadaki kömürün neredeyse yarısını üreten Çin, en fazla madenci ölümü olan ülke. Dünyanın en ölümcül 10 maden kazasından ikisi de burada gerçekleşmiş. Çin’deki kazaların fazlalığı ve yüksek ölüm oranları yıllarca kazaların üstünün örtülmesi ile açıklanmış. Aynı zamanda Komünist Parti yöneticisi de olan kömür işletmeleri yöneticileri kazalara rağmen koltuklarını korumuş. Son yıllarda Çin’deki en önemli değişiklik, daha önceki dönemlerde faili meçhul kalan kazaların son dönemlerde hesabının sorulmuş olması. Tablo 3’te 2000-2013 yıllarında Çin’de ölen madenci sayıları var. Bu tabloya bakınca 2005’e kadar sabit, hatta artış gösteren ölümlerin sonraki yıllarda düşüşe geçtiğini görebiliyoruz. Peki 2005 yılında ne oldu? 2005,Çin’in son yıllarda yaşadığı en büyük kazalardan birinin gerçekleştiği yıl. . 214 kişinin ölümüyle sonuçlanan Sunjiawan kazası sonrası olanlar, bu kırılmayı anlamak için yeterince öğretici oldu. Bu kazaya halkın gösterdiği tepki, Çin Başbakanı Wen Jiabao’ya doğrudan kendisinin başkanlık ettiği bir soruşturma komisyonu kurduruyor. Üç ayda sonuçlanan soruşturma sonucu başta eyalet valisi olmak üzere toplam 31 yönetici, bir kısmı hapis cezası olmak üzere, çeşitli idari cezalara çarpıtılıyor. Kazanın olduğu yerin idari ve mülki amirleri kendi kusurlarını ortaya koyan bir özeleştiri raporu hazırlıyor. Çin’de kazaların üstünün örtülmesi geleneği bu ve benzeri kazalarla tarihe gömülürken aşağıdaki grafikte gördüğünüz tablo ortaya çıkıyor. 2005’e kadar artarak devam eden ölümler o seneden sonra azalmaya başlıyor. Peki bu dönemde kömür üretimi de azalıyor mu? Tam tersine 2005’te 2.1 milyar ton olan üretim 2013 yılında 3.7 milyar tona ulaşıyor! Yani Çin daha az ölümle daha çok kömür üretmeyi başarıyor.
Peki aynı dönemde Türkiye taş kömürü madenlerinde ne oluyor? Tablo 4’teki sayılara baktığımızda 2000-2006 döneminde görece bir azalma ivmesi olduğunu ancak son yıllarda bu ivmenin tersine döndüğünü ve ölümlerin arttığını görüyoruz.
Bu tabloya 2014 verilerini, yani Soma’yı eklediğimizde ortaya çıkacak tabloyu ise anlatmaya gerek yok. 2007’den sonraki süreçte gözlemlenen bu artışın rödevans uygulamalarındaki artışla bir ilgisi olabilir muhakkak ancak benim bu analizdeki derdim, kaynakları ne olursa olsun kazalardan sonra nasıl bir tepki verdiğimiz ve bu tepkinin daha sonraki kazaları belirlediği prensibi.
Bu yazıda paylaştığım verilerin hiçbirinde henüz Soma verisi yok. Soma’nın da hesaba katıldığı her analiz doğal olarak tüm bu tabloları altüst edecek nitelikte. İşte tam da bu nedenle, Soma’da yitirdiğimiz canların hesabının sorulması bundan sonra gerçekleşmesi olası bir Soma’yı önlemenin en iyi yolu. Amerika’nın bir asır evvel, Çin gibi her türlü çalışan hakkını gasp eden sicili bozuk bir ülkenin geçen yıllarda yaptığını, Türkiye 2014’te yapabilmeli. Çin’in ya da Amerika’nın teknik olarak işçi güvenliğini nasıl iyileştirdiği bu yazının konusu değil, zira benim dikkat çekmek istediğim nokta bir kazaya toplumun gösterdiği tepkinin sonraki kazalara olan etkisi.
Biz toplum olarak Soma’yı bir milat yapamaz, ölen canların hesabını hakkıyla soramaz isek ikinci Soma kazasında babalarını yitirecek çocuklara yeni masallar anlatmamız gerekecek.