Bu İstanbul hep krizde

İki gün süren yoğun kar yağışında 15 saatlik trafik çilesi ve elektrik kesintileri İstanbul'un şehir merkezini felç etti, ama kentin bazı semtlerinde bu çile bir istisna değil, kaide.
Haber: SELİM EFE ERDEM / Arşivi

İSTANBUL - İki gün süren yoğun kar yağışında 15 saatlik trafik çilesi ve elektrik kesintileri İstanbul'un şehir merkezini felç etti, ama kentin bazı semtlerinde bu çile bir istisna değil, kaide. 'Öteki İstanbul'da elektrik, su ve yol zaten hiç yok. Ayda 100 milyon lirayla geçinen beş-altı çocuklu aileler, bulduğu çalı çırpıyı yakıyor, mumla aydınlanıyor.
İnsanlar neredeyse oturdukları evden hiç çıkmadan, suyunu kuyudan çekerek, ekmeğini de kendi pişirerek yaşıyor. Sultanahmet, Taksim, Boğaz nerede, bilen yok. 10 yıl önce memleketten göç ederken Boğaziçi Köprüsü'nden izlenilmişti, hepsi o.
'Elektrik iki aydır kesik'
TEM otoyolu Mahmutbey gişelerinin birkaç yüz metre ilerisinde, İstanbul metropol sınırının bitip büyükşehir belediyesi dışında kalan
'belde'lerdeyiz. TEM'den geçerken yakın görünse de, buradaki evlere ulaşmak için önce en yakın bağlantı yoluna girmek, ardından patikada en az 30 dakika yürümek gerekiyor. Çünkü yol yok.
Ekmek pişiren Şerife Köse ve Hatice Menteş, İstanbul'u saatlerce elektriksiz bırakan beyaz afette ne yaşadıkları sorulunca, gülüyorlar:
"Bizim zaten iki aydır elektriğimiz yok!"
Toprağa gömülü tuğlaların içinde Erzurum usulü lavaş ekmeği hazırlayan Hatice Menteş, Siirtli. Ama ekmek alacak parası olmadığı için Erzurumlu komşularından ekmek yapmayı öğrenmiş. 'Kaçak elektrik kullandığınız için mi elektrik yok' denilince, "Vallahi hiç kaçak kullanmadık. Aboneyiz ama yine de tüm bölgeyle birlikte bizimki de kesildi. Oruç bayramından beri elektriğimiz yok. 1 milyar lira da ceza kesildi. Taksitle ödüyoruz yine de elektrik verilmedi" diyor.
'Köy daha iyiydi'
Doğalgaz, tüpgaz bir yana yakacak kömürleri de yok, kırsaldan topladıkları kuru ağaç ve odun parçalarıyla ısınıyorlar. Hatice Menteş anlatıyor:
"Karda yollar da kapalıydı. Kömür sobası yakarak ısınıyoruz ama kömür de yok. Altı çocuk var, en büyüğü 10 yaşında. İnşaat işçisi kocam bazen çalışıyor bazen evde ama şimdi kardan dışarı çıkamıyor. Aylık 100 milyonla geçiniyoruz. Onun için ekmeğimizi kendimiz pişiriyoruz. Bakkaldan alsan dünyanın parası. Burada her gün böyle geçiyor. Ne yapalım, mecburuz. Burada 10 yıldır böyle yaşıyoruz. Ama köydeyken böyle değildi".
'Kar yağdı, karne alamadım'
Annesinden sözü alan 10 yaşındaki Hayrettin Menteş, "Burası da köy zaten, Ayazma Köyü. Ama ne elektrik, ne su, ne yol var" diye başlıyor söze. Dördüncü sınıf öğrencisi Hayrettin, kızgın: "Kar yolu kapatınca okula gidip karne alamadım. Alsaydım karnem çok iyiydi. İkitelli Mehmet Yaren Güreli İlköğretim Okulu'nda okuyorum. Evden okula yürüyerek bir saatte gidiyorum. Hep derse geç kalıyorum, öğretmenim kızıyor. Ben de evimin uzak olduğunu söylüyorum. Sınıfta 60 öğrenci var. Hepsi zengin mengin, okul da onlara yakın." Nasıl ders çalıştığına gelince, akşamları mum ışığında.
30 metrekarede sekiz kişi
Metin Menteş, 35 yaşında, altı çocuk babası ve Hatice'nin eşi. İki odalı, 30 metrekarelik bir evde yaşıyor. Taşı toprağı altın diyerek İstanbul'a gelen, inşaatlarda çalışarak geçimini sağlayan 'gurbetçilerden'.
Ancak kar patika yolu da kapattığı için çarşamba gününden beri dışarı çıkamamış ve işsiz. Yol ve suyun yokluğunu o kadar aramıyor, ama 'elektrik'
diyor: "Aboneyiz, parasını ödüyoruz. Niye herkesle beraber bizimkini de kesiyorlar. Bari elektriği verseler. Mum ışığında oturuyoruz akşamları..."
Altınşehir, Ayazma, İkitelli, Sultanbeyli, Sultançiftiliği, Eyüp, Kâğıthane... İstanbul kent merkezine otomobille yarım saat uzaklıkta, ama elektriği, suyu, yolu olmayan, 30-40 metrakarelik tek katlı derme çatma binalarda oturan yüz binlerce İstanbullu. Beş-altı çocuklu, aylık 100-150 milyon lirayla geçinen sayısız aile.
İki ay sonra beş yıl süreyle İstanbul'u yönetecek büyükşehir belediye başkanı seçilecek. Yarışa katılan çok sayıda aday adayının ortak hedefi, 'İstanbul'u gücüyle ve güzelliğiyle dünyanın ilk 10 şehri arasına sokmak, kültür, finans ve sanat merkezi yapmak...' 'Göç etmeselerdi', 'Bu kadar çocuk yapmasalardı' da diyen çıkabilir. Ama İstanbul'u yönetecek yeni başkanı bekleyen ilk sorun, dünya kenti İstanbul'dan önce, yüz binlerce insana temel altyapı hizmetleri götürmek, kar yağdığında mahsur kalınmayan bir şehir yaratmak gibi görünüyor.