"Bu kâbus bitebilir"

Başbakan: Çok acı
F tipi cezaevlerinde sürdürülen ve 13 can kaybına yol açan ölüm oruçlarında hükümetin 'geri adım atmama' kararı sürüyor. "Terör eylemi uğruna insanların canına kıyması çok acı" diyen Başbakan Ecevit, sivil toplum örgütlerine ve ailelere çok büyük görev düştüğünü söyledi.
'Yasa çıkana kadar'
İstanbul Barosu Başkanı Sayman, Terörle Mücadele Yasası'nın 16. maddesinden kaynaklanan tecrit uygulamasının, Adalet Bakanlığı'nın alacağı idari bir kararla sona erdirilebileceğini ifade etti. Sayman, "Yasa çıkana kadar çözüm yolu açılarak ölümler durdurulabilir" dedi.
Doktorlar rahatsız
Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu'ndan ise şu açıklama geldi: Hekimlerin görevlerini yapmaları, hiçbir şekilde ölüm oruçlarını destekledikleri anlamına gelmez. Hekimlik baskı aracı olarak kullanılamaz. İnsani çözüm şart.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

İSTANBUL - F tipi cezaevlerine karşı başlatılan ve 181. gününe giren ölüm oruçlarında şu ana kadar 11'i tutuklu 13 kişi ölmesine karşın hükümetten olumlu bir adım atılmadı. Başbakan Bülent Ecevit de, dünkü açıklamasında "Böyle bir terör eylemini sürdürebilmek uğruna insanların canına kıyması çok acı. Ailelerine ve sivil toplum örgütlerine büyük görev düşüyor" diyerek topu mahkûm ailelerine attı.
Türk sözünü tutmadı
'Hayata Dönüş' operasyonları öncesinde, 9 Aralık 2000'deki basın toplantısında, TMY'nin 16. maddesinin değiştirileceği ve
F tiplerinin kötü şartlar düzeltilinceye kadar uygulamaya sokulmayacağına dair söz veren Adalet Bakanı Türk, daha sonraki açıklamalarında, gerekli değişikliklere
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ile MHP'li Devlet Bakanı Faruk Bal'ın karşı çıktığını söyledi. Bakan Türk önceki gün ise "Tutuklularla görüşme yapmam olanaksız" diyerek tüm yolları kapattı.
Yüzlerce kişi ölümü beklerken, İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, alınacak idari bir kararla tecrit uygulamasına yol açan Terörle Mücadale Yasası'nın 16. Maddesi'nin aşılabileceğini vurguladı. Sayman, "İnsanların ölümüne yol açan bir kanun maddesinin uygulanmasında direnilmesi, her şeyden önce insani değil. Birileri ölüyorsa, bu yasayı uygulamazsınız. Bakan Türk, değişikler için diğer bakanların karşı çıktığını söylüyor ancak bu idari bir kararla aşılabilir" diye konuştu.
Bakanlıkta hareket
Adalet Bakanlığı, dün ölüm orucundaki mahkûmların bulunduğu hastanelerden, mahkûmların sağlık durumları, tedaviyi kabul edip etmedikleri, kaç kişilik odalarda kaldıkları ve ellerinin kelepçeli olup olmadığı bilgilerini istedi. Cezaevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun, Radikal'in gelinen aşamayla ilgili sorularına "Bunları sayın bakana sorun. Bu iş devlet sorunu haline gelmiştir" yanıtıyla yetinirken, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün birkaç gün içinde, yapılabileceklerle ilgili yeni bir açıklama yapabileceği öne sürüldü. Bu arada Adalet, İçişleri ve Sağlık bakanlıkları müsteşarlarının önceki gün yaptığı toplantıda gündeme gelen mahkûmlara müdahale önerisinin İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesi'nde uygulandığı ileri sürüldü. Yoğun bakımdaki yedi mahkumun ellerinin ve ayaklarının zincirlenerek yatağa bağlandıkları ve kollarına serum takıldığı iddia edildi.
Doktorlar rahatsız
Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu'nun açıklamasında ise zorla tedavinin 'insanlık trajedisine yol açma riski taşıdığına' dikkat çekildi. Açıklamada, "Hekimlerin görevlerini yapmaları, ölüm oruçlarını destekledikleri anlamına gelmez. Hekimlik baskı aracı olarak kullanılamaz" denildi.