Bu mahallelere sadece hasta ve yaşlılar girebiliyor

Bu mahallelere sadece hasta ve yaşlılar girebiliyor
Bu mahallelere sadece hasta ve yaşlılar girebiliyor
Batman'ın Sason ilçesine bağlı Yücebağ beldesinde kan davası yüzünden mahalleler ikiye bölündü. Belediye Başkanı da 'hasımlarının' bulunduğu mahaleye giremiyor. Herkes tedirgin


Arif ARSLAN

BATMAN'dan Sason İlçesi'ne bağlı Yücebağ Beldesi'nde 1994 yılındaki Belediye Başkanlığı seçimlerinde aralarında eski Belediye Başkanı Abdullah Çetinkaya'nın da bulunduğu 6 kişinin ölümü, 17 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan olayla başlayan gerginlik yıllar sonra halen devam ediyor. Mahalleleri ikiye bölen, belirlenen hattın sınırını hasta ve yaşlıların dışında kimse geçemiyor. Öldürülen Abdullah Çetinkaya'nın oğlu olan ve Saadet Partisi'nden Başkan seçilen Atilla Çetinkaya, oy aldığı beldenin iki mahallesine gidemiyor.
Sason'a bağlı 135 haneli 1300 nüfuslu Yücebağ Beldesi'nde 15 yıl önceki seçimlerde 6 kişinin ölümü, 17 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan olayın gerginliği halen devam ediyor. Belde sakinlerinin belirledikleri ‘Yeşil hat’ sınırını hasta ve yaşlılar dışında kimse geçemiyor. Öldürülen eski belediye Başkanı Abdullah Çetinkaya'nın yerine 15 yıl sonra Saadet Partisi'nden seçilen oğlu Atilla Çetinkaya da oy aldığı beldenin diğer iki mahallesine gidemiyor. 29 Mart seçimlerinde beldedeki 430 oydan 237 oyla başkanlığa seçilen Atilla Çetinkaya, “Beldemizdeki sorun gün gibi ortada. 4 mahallenin yarısına gidemiyorum. Orada hasımlarımız var. Onlardan bana oy çıktı, ama gitmek, sorunlarına ortak olmak neredeyse imkansız” dedi.
Bayramlaşma, taziye, düğünlere gidemeyen 4 mahalle sakinleri içinde bulundukları durumu, İsrail- Filistin örneğine benzetiyorlar. Öldürülen babasının yerine seçilen Belediye Başkanı Atilla Çetinkaya, “Babam yıllar önce boş yere öldürüldü. O olay, beldemizi 50 yıl geriye götürdü. Taraflarımızın oturduğu Yıldız ve Tepe mahallesinde seçim kampanyamı sürdürdüm. Ancak kan davalı olduğumuz Barış ve Karşıyaka mahallesine gidemedim. Oralarda seçim kampanyası yürütemediğime rağmen bana oy çıktı” diye konuştu.
Yücebağ Beldesi'nin Tepe, Yıldız, Barış ve Karşıyaka mahallelerinde oturan belde sakinlerinin 1994 yılında patlak veren olayın ardından birbirleriyle olan diyalogları da kesildi. Düşmanlığın aralarına girdiği ailelerin Yücebağ belde ortasına belirledikleri ‘yeşil hat’ da belde sakinlerini bezdirdi. Dünya ile bağlantılarının kesildiğini söyleyen Barış Mahallesi Muhtarı Seyfettin Tunç, "Kan davası yüzünden dört mahalle bir birine gidip gelemiyor. Ölülerimiz olduğunda bile birbirimizin taziyesine gidemiyoruz. Daha önce birçok kişi akrabaydı, o olayla birlikte düşmanlık başladı. Acil hastalarımızı karşı mahallenin sağlık ocağı yerine tuttuğumuz özel araçla Sason İlçesi'ne götürmek zorunda kalıyoruz. Yaşlılarımız ile acil hastaların geçiş yapabildiği Yeşil Hat’ta araçlarımız fren bile yapamıyor. Yıllardır perişan bir yaşantımız var. Ne olacağını biz de kestiremiyoruz. Muhtarım ama hizmet edemiyorum” dedi.
Karşıyaka Mahallesi'nde koruculuk yapan 21 yaşındaki Emin İçyer ise 1994 yılında yaşanan olayın ardından kendilerine silah verilerek korucu yapıldıklarını ifade ederek, “21 korucu olarak bize belirlenen noktada nöbet tutuyoruz. Bizim kimseyle bir sorunumuz yok. Kimseden de bu silahları almadık. Devlet bize verdi, ancak devlet alır. Başkaları dedi diye de silah bırakmayız. Kimseyle düşmanlığımız yok. Barış mahallesi ile diğer tarafların, kan davası var. Karşıyaka mahallesinde oturan korucuların kimseyle bir sorunu yoktur. Seçim öncesi ve sonrasında da beldedeki korucular sadece yol güzergahı doğrultusunda görev yerlerine gidiyor” dedi. 3 dönem belediye başkanlığı görevini yürüten AKP'li eski başkan Abdullah Bil ise 29 Mart seçimini kaybettiğine üzülmediğini kaydederek şöyle dedi:
“Korucuların ellerindeki silahlar olası olaylara davetiye çıkarabilir. Seçimi kaybettim diye en ufak bir sıkıntım olmadı. Halen akrabalarımızın yaşadığı belde de kaygılı olduğumuzu üst düzey yetkililere duyurmak istiyoruz. Ancak kimse derdimizi anlamak istemiyor. 1994 yılındaki olaya karışanların yakınları ile çocuklarının ellerindeki silahların alınması için İçişleri Bakanlığı’na kadar başvurduk. Konuyu Jandarma Genel Komutanlığı’na kadar götürdük. Her an bir olay patlak verebilir. Can güvenliğimiz yok. Korucuların ellerindeki silahların alınmasıyla Yücebağ nefes alabilir. Bazı yetkililer, bize de silah verilmesi konusunda teklif etti ama, biz silah istemedik.” (dha)