Bu tartışmanın sonucu dünyamızı değiştirecek

Bilim insanlarının çoğu iklim değişikliğinin tehlikeli bir safhaya geldiğine dikkat çekiyor. Onlara göre çevre için ayrılan bütçe artmalı ve gereken önlemler alınmalı.

'Felakete çok az kaldı'
İSTANBUL - Bilim insanlarının çoğu iklim değişikliğinin tehlikeli bir safhaya geldiğine dikkat çekiyor. Onlara göre çevre için ayrılan bütçe artmalı ve gereken önlemler alınmalı.
Britanyalı Profesör James Lovelock: Hepimiz yakın zamanda hoş olmayan şeyler yaşanacağını düşünüyoruz ama bu konuda neler yapılabileceği konusunda kafamız karışık. Kyoto Protokolü'yle hükümetler bir yanıt verdiklerini gösterdi ama bu da gerçekte biraz zaman kazanmaktan başka bir anlama gelmedi. Küresel ısınmanın sonuçları insanlık için bir savaştan bile kötü olacak.
ABD'li Prof. John Holdren: İklim değişikliği tahmin edilenden çok daha hızlı oluyor. Grönland buzullarının erimesiyle bile dünya çapında deniz seviyesi yedi metre yükselebilir. Şehirler su altında kalabilir.

'Türkiye alarm veriyor'
Türkiye'deki çevre örgütlerinin temsilcileri küresel ısınmanın en büyük sorunlarından biri olacağına dikkat çekiyor.
Doğa Savaşçıları Derneği Zafer Murat Çetintaş: Türkiye'de de ısının değişmesi, bazı bölgelerin kuraklıkla karşı karşıya kalması alarm verdiğini gösteriyor. Önlem almak şart.
Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Hilal Atıcı: Türkiye'nin artık iklim değişikliğini konuşması gerekiyor. Karbondioksit salımını düşürmek için hedefler koyulmalı.
Tema Eğitim Bölüm Başkanı Celal Ergün: Küresel iklim değişikliğiyle Türkiye'nin ekolojik sistemi, gıda üretim düzeni bozulacak. Sel baskınları, çölleşmeler olacak. Biyolojik çeşitlilik tarihe karışacak.
Türkiye'nin kesin bir strateji belirlemesi gerekiyor.



Kyoto yürürlükte ama ABD imzalamıyor
İSTANBUL/ANKARA - 1988 yılında Birleşmiş Milletler'e bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından
Küresel İklim Değişikliği Paneli (IPCC) düzenlendi. Panelin amacı, insanın sebep olduğu iklim değişikliği riskine, potansiyel etkilerine ve dönüşümüne çözüm olabilecek adımlar atmak olarak belirlenmişti. İlk değerlendirme raporunu 1990 yılında yayımlayan IPCC, 1992, 1995, 2001 tarihli raporlarının ardından iklim değişikliği üzerine yeni bir rapor yayımlamaya hazırlanıyor.
Sera etkisi yaratan gazların salınımını sınırlamayı ve azaltmayı hedefleyen uluslararası bir anlaşma olan Kyoto Protokolü, 11 Aralık 1997 tarihinde Japonya'nın Kyoto kentinde düzenlenen bir zirvede oluşturuldu. Protokol, 9 Mayıs 1992'de New York'ta kabul edilen, İklim Değişikliğine Yönelik Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi'nin belirlediği ilkelere dayanıyor. Protokole göre, sanayileşmiş ülkelerle piyasa ekonomisine geçiş sürecindeki ülkeler atmosfere saldıkları sera gazı miktarlarında indirime gitmeyi kabul ediyorlar. Fakat anlaşma ancak 2005 yılının Şubat ayında yürürlüğe girebildi. Çünkü Kyoto Protokolü, sera gazı emisyonlarının en az yüzde 55'inden sorumlu olan 55 ülkenin onayını gerektiriyordu. Rusya'yla birlikte bu rakamlara ulaşıldı ve protokol yürürlüğe girdi. Kyoto Protokolü bir dizi sorunu ve anlaşmazlığı da beraberinde getirdi.
Atmosfere en fazla sera gazı salan Amerika Birleşik Devletleri ve sanayileşmiş ülkelerden olan Avustralya, Kyoto Protokolü'nü imzalamadı.

Türkiye 2004'te imzaladı
Türkiye, 24 Mayıs 2004'te BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf oldu. Türkiye İstatistik Kurumu'nun hesaplamalarına göre; Türkiye, 1990-2004 yılları arasında, küresel ısınmada büyük payı olan sera gazı emisyonları artış trendinde olan ülkeler sıralamasında başı çekti.
Ülkelerin 2003 yılı kişi başına düşen toplam karbondioksit emisyonları karşılaştırıldığında, OECD ülkeleri ortalaması 11.1 ton, dünya ortalaması
4 ton, AB 25 (tüm üyeler) ortalaması 25 ton ve AB 15 ülkeleri (eski üyeler) ortalaması 9 ton iken, Türkiye ortalaması 3.3 ton oldu.


'Geleceği göremezsiniz'
İSTANBUL - Küçük de olsa bir grup bilim insanı ve kuruluş küresel
ısınmadaki insan faktörünü reddediyor. Dev enerji şirketlerinin destek verdiği bu kişi ve kuruluşlar da arasında ayrılmış durumda. Kimi küresel ısınma değil küresel soğuma olduğunu söylüyor, kimiyse kimiyse küresel ısınma olduğunu kabul ediyor ama bunu insana bağlamıyor.
ABD Hava Uydu Servisi'nin (Weather Satellite Service) eski yöneticilerinden Prof. Fred Singer: Küresel ısınma alarm seviyesinde tehlike arz eden bir durum değil. Artan gaz emisyonlarının yarattığı sera gazı etkisi önemsiz boyutlarda. Bir yüzyıl sonrasını şimdiden öngörmek mümkün değil. İklim Konferansı'nın öngörüleri tamamen modeller üzerine kurulu, gözlemler üzerine değil. Ya modellerin geliştirilmesi ya da gözlemlerin güçlü olduğunun ispatlanması lazım.
Winnipeg Üniversitesi'nden emekli Kanadalı iklim profesörü Tim Ball: Yerküre esasında 1940 yılından beri soğuyor. İklim Paneli'nin aldığı küresel ısınma kararı ise rapordaki gerçekler değiştirildiği için yanlıştır.
Massachusetts Institute of Technology'den meteoroloji profesörü Dr. Richard S. Lindzen: Bilim insanları anlamsız ya da muğlak açıklamalar yapıyor. Medya da bu açıklamaları alarm veren duyurulara çeviriyor. Politikacılar da bu alarma bilim insanlarına ödeme yaparak yanıt veriyor. Ortada görünen büyük bir problem yok. İklim değişikliği konusunda, üzerinde bir konsensüse varılmış tek nokta olan Kyoto'nun da küresel iklim değişikliği üzerine fark edilebilir bir etkisi olmayacak. "