Bu yara kanıyor

Bugün tarihe 'Sivas katliamı',
'Şeriat kalkışması' olarak geçen 2 Temmuz olaylarının 8'inci yıldönümü.
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

İSTANBUL - Bugün tarihe 'Sivas katliamı',
'Şeriat kalkışması' olarak geçen 2 Temmuz olaylarının 8'inci yıldönümü. Sivas'taki Madımak Oteli önüne toplanan 20 bin kişinin oteli ateşe vermesi sonucu yaşamını yitiren 37 kişi, bugün yine törenlerle, tazelenen acılarla anılacak. Ülke tarihindeki en büyük katliamlardan biri olan Sivas katliamının etkileri uzun süre silinemeyeceğe benziyor. 37 canın ölümününe neden olan katliamın kısa öyküsü şöyle: Her yıl Sivas'ın Banaz ilçesinde yapılan Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri'nin 1993'te adresi Sivas olarak değiştirildi. Pek çok aydın, yazar ve sanatçının katıldığı etkinliklerin dikkat çeken önemli isimlerinden biri yazar Aziz Nesin'di. Dinci kesimde bu isim bile yalnız başına hareketliliğe neden oldu. Şenliklerin ilk günü olan 1 Temmuz'da 'Müslümanlar' imzasıyla yayımlanan bir bildiride Nesin'in Kuran'a dil uzattığı yazıldı ve 'Salman Rüşdü'nin yerli uşağı 'olarak nitelendirildi.
Nesin bu şekilde suçlanmakla kalmıyor, bildiriyi kaleme alanlar Müslümanları
'dinlerinin gereklerini yerine getirmelerini' istiyordu. Etkinliklerin bu şekilde 'muhalefet' ve 'suçlamalara' sahne olması her ne kadar kötü gelişmelerin habercisi olsa da hiç kimse olayların boyutunu tahmin edemedi.
'Şeriat isteriz'
Aziz Nesin'in yaptığı konuşmalar dinci basında, 'Müslüman mahallesinde salyangoz satıyor' ve 'Müslümanlara hakaret' başlıklarıyla çıkınca cuma namazı öncesi dinci gruplar harekete geçti. Sivas sokaklarını turlamaya başlayan gruplar, namazdan sonra Paşa Camii önünde toplanarak valiliğe yöneldi. Hareketli topluluğun attığı 'Şeriat istiyoruz' sloganı, ayaklanmanın amacını gösterir nitelikteydi.
Hedeflerini, şenlik için şehre gelen sanatçı, aydın ve yazarların kaldığı Madımak Oteli olarak belirleyen topluluğa polis müdahale etmeyince olayların önü alınamadı. Müdahale edilmemesinden cesaret alan topluluk Nesin'i hedef alan sloganlar attı. Akşam saatlerine yaklaşıldığında kalabalık 20 bine yaklaşmıştı.
Dönemin belediye başkanı ve sonradan RP'den TBMM'ye giren Temel Karamollaoğlu da şeriat isteyen topluluğun dağılmalarını istemek yerine, onlardan yana tavır sergiledi. Karamollaoğlu, itfaiye araçlarının göstericilere su sıkmasını engelledi.
'Yaşasın Hİzbullah'
Saat 19.00'a yaklaştığında öfkeli grup çevredeki araçları ateşe verdi ve otelin telefon ile elektriklerini kesti. Bu arada sloganlar daha da sertleşmişti: 'Yaşasın Hizbullah', 'Laik düzen yıkılacak',
'Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak', 'Kanımız aksa da zafer
İslam'ın'. RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan daha sonra olayı şenlik için giden aydın, yazar ve sanatçılara yükleyecek ve 'Sivas'a giden ekibin tahriki' olarak değerlendirecekti. Sivas'ta yaşanan ve otelde kalanları hedef alan, özünde ise Maraş, Çorum katliamlarının tekrarı olan şeriat kalkışmasında Alevi gelenek ve kültürünü taşıyanlara yönelik saldırı sonucu 37 kişi yaşamını yitirdi, 56 kişi de yaralandı. Katliamcılar, alevler yükseldiğinde 'gazalarını' alkış ve ıslıklarla kutladı.
Çok uzun bir dava
Sivas katliamı ne kadar kısa sürede olup bittiyse, davası da onun aksine uzun sürdü. Radikal dinciler, Sivas'ta sergiledikleri tutumu yargılandıkları mahkemenin salonlarında da göstermekten çekinme. 124 kişinin yargılandığı davalar önce Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde birleştirildi. Ardından uzun süreli yargılama maratonu başladı. Sanıkların TCK 146/1 maddesi gereği 'Anayasal düzeni yıkmaya cebren teşebbüs'ten yargılandığı dava 7 yıl 10 ay sürdü ve üç karar çıktı.
Yargıtay ve mahkeme arasında giden dava 6 ay önce üçüncü kez Yargıtay'ca karara bağlandı ve verilen idam cezalarından çoğu onandı. Buna göre mahkemenin verdiği 33 idam kararından 31'i onanırken, ikisi idam cezasına mahkûm edilen toplam üç sanık hakkındaki karar ise bozuldu.
'Vicdanları sızlamadı'
Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi'nin gerekçeli kararında "Aziz Nesin'in düşünce ve davranışları bahane edilerek, anayasal düzen değiştirilmeye, TBMM düşürülmeye teşebbüs edilmiş" denildi. Ankara DGM'nin verdiği son kararda da katliam, 'Türk-İslam tarihinin en vahim olayı' olarak nitelendirildi ve "35 kişi yanarak ölürken, saınkların vicdanların en ufak bir acıma hissi uyanmamıştır" denildi.
'Asıl tertipçiler'
Ölenlerin yakınları ve Alevi dernekleri, ceza alanların katliamı gerçekleştirenler olduğunu, ancak asıl tertipçilerin, perde arkasındaki karanlık güçler ve onların devlet bağlantılarının açığa çıkarılmadığına işaret ediyor. Olayın asıl faillerinden birinin de RP'li Sivas Belediyesi encümen
üyesi Cafer Erçakmak'ın yakalanmadığı, Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun ise yargılanmadığına dikkat çekiliyor.
***
Katliamda ölenler
Asım Bezirci (yazar), Metin Altıok (şair), Behçet Safa Aysan (şair), Muhlis
Akarsu (ozan), Muhibe Akarsu, Nesimi Çimen (ozan), Asaf Koçak (karikatürist), Hasret Gültekin (ozan), Mehmet Atay (tiyatrocu-öğrenci), Sehergül Ateş (semah
ekibinden), Serpil Canik (Pir Sultan Abdal Derneği Halk Oyunları Ekibi'nden), Carina Cuanna (öğrenci), Belkız Çakır (öğrenci), Muammer Çiçek (oyun yazarı), Serkan Doğan (tiyatro ekibinden), Murat Gündüz (semah ekibinden), Gülsüm Karababa (müzik grubundan-öğrenci), Koray Kaya (öğrenci), Menekşe Kaya (tiyatro topluluğundan-öğrenci), Uğur Kaynar (şair), Handan Metin (öğrenci), Sait Metin (tiyatro ve semah grubundan), Huriye Özkan (öğrenci), Yeşim Özkan (tiyatrocu), Ahmet Özyurt (semah ekibinden), Asuman Sivri (öğrenci), Yasemin Sivri (öğrenci),
Edibe Sulari (halk ozanı Davut Sulari'nin
eşi), Nurcan Şahin (öğrenci), Özlem Şahin (öğrenci), İnci Türk (Eczacı), Kenan Yılmaz (Madımak Oteli'nde görevli), Ahmet Öztürk, Ahmet Alan, Hakan Türkgil, Gülender Akça (öğrenci), Erdal Ayrancı.
***
'Türkiye'nin en büyük ayıbı'

  • Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Murteza Demir: Sivas Katliamı yaşandığında aydınlar buna karşı ortak bir tepki gösterebilmişlerdi. Ancak bugün kimisi tepkisini üç beş caniye indirgemiştir, onların arkasındaki güçlerden medet umar hale gelmişlerdir. Katliamcıların arkasındaki güçler, bu güçleri seferber eden örgütler ve bunları devlet içinde himaye edenler hala açığa çıkarılıp cezalandırılabilmiş değil. Bu durum, Cumhuriyet Türkiye'sini yönetenlerin hala en büyük ayıplarından biridir.
  • Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel ekreteri Müslüm Doğan: İnsan hak ve özgürlüklerini esas alan, farklı etnik ve inançları koruyan bir anayasa için 2 Temmuz'u unutmuyoruz. Kısaca ülkemizdeki sorun halinde olan, son süreçte ekonomik krizlerden insanlarımız çok çekti. Bu toplumsal bir başkaldırıya da neden olabilir. Ciddi sorunlar var. Bu sorunları anlatmak için 2 Temmuz miting şeklinde anmaya sahne olacak.