Bu yolculuk Türkiye'nin utancı

Bu yolculuk Türkiye'nin utancı
Bu yolculuk Türkiye'nin utancı

74 yaşındaki Ali Aras, torunuyla sayısız kez kaza tehlikesi atlattıktan sonra okula ulaşıyor. Yolları üzerinde engelliler için tek bir kolaylık yok. Fotoğraf: HARUN KAYMAZ / aa

BURSA - Engellilere hiç saygı gösterilmeden düzenlenen kentin içinde hasta bir dede, haftanın beş günü tekerlekli sandalyedeki torununu okula ulaştırma mücadelesi veriyor.
74 yaşındaki Ali Aras, her sabah tekerlekli iskemledeki torunu 12 yaşındaki Engin’le birlikte Bursa’nın Panayır Mahallesi’ndeki evinden çıkıp 1.5 kilometre uzaklıktaki okula doğru zorlu bir yolculuğa çıkıyor.
Evden ayrılıp mahallede bir süre ilerledikten sonra Bursa-İstanbul kara yoluna geliyorlar. Burada trafik çok yoğun. Uzun bir süre karşıya geçmek için beklemek zorundalar. Yakınlardaki üst geçitte bedensel engelliler için bir rampa ya da asansör akıl edilemediği için dede-torun adeta cambazlık yapmaya çalışarak karşıya geçiyor. Daha önce bir kaç kez burada hızla gelip geçen araçlar tarafından ezilme tehlikesi yaşamışlar. 
Engin’in babası Aziz Aras bir fabrikada gece bekçisi. Bu nedenle Engin’i okula gitirip götürme işi, dedenin görevi. Aziz Aras, “Daha önceleri babam oğlumu sırtında okula getirip götürüyordu. Soğolsun bir hayırsever tekerlekli sandalye hediye etti. Sevindik. Ama yine de her gün ölüm tehlikesiyle dolu bir yolculuk yapıyorlar” dedi. Engin’in annesi Meryem Aras ise çaresiz: “Çocuğum kas düşüklüğü hastalığı nedeniyle yürüyemiyor. Tuvaletini tutamıyor. Bu yüzden belinde ödem oluştu. Gerekirse benim sinirlerimi alıp ona versinler. Kendimiz için hiçbir şey istemiyoruz. Sadece oğlum iyi olsun, en iyi doktorlar ona baksın...”
Türkiye’de ilköğretim 8. sınıfa kadar okumak zorunlu. Ayrıca Anayasal bir hak. Ama yoksul bir ailenin tekerlekli sandalyeye mahkum çocuğu için ‘haklar’ bile, öncelikle çile. (aa)