'Bülent ile yaşamayı özledim'

'Bülent ile yaşamayı   özledim'
'Bülent ile yaşamayı   özledim'

Fotoğraflar: MEHMET BİLBER

Rahşan Ecevit, yazacağı kitap ve eşi adına kurulan vakıfla ilgili çalışmalar nedeniyle 'kütüphane ev' diye nitelediği evinin kapılarını Radikal'e açtı. Ecevit, "Bülent ile yaşamayı özledim" diyor.
Haber: YURDAGÜL ŞİMŞEK - yurdagul.simsek@radikal.com.tr / Arşivi

Türk siyasetine damgasını vuran eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit, yoğun bir çalışma temposu içinde. Aktif siyaseti de yakından takip eden Rahşan Ecevit, yazacağı kitap ve eşi adına kurulan vakıfla ilgili yaptığı çalışmalar nedeniyle ‘kütüphane ev’ olarak nitelediği evinin kapılarını Radikal’e açtı. 2006’da kaybettiği eşi Bülent Ecevit ile yaşamayı özlediğini söyleyen Rahşan Ecevit, “Ama Allah’a şükrediyorum, bu kadar mutluluk şansı verdi diye, onunla birlikte olmak suretiyle” diyor. 

Allah CHP ’den razı olsun 
Son günlerde esas işinin ‘Bülent ve Ben’ adını verdiği hayat hikâyesini yazmak olduğunu kaydeden Rahşan Ecevit, ayrıca yeni kurdukları ‘Rahşan ve Bülent Ecevit Bilim Kültür ve Sanat Vakfı’ ile ilgilendiğini anlatıyor. Eski korumaları Recai Birgün’e bağışladıkları ev CHP tarafından satın alınarak Bülent Ecevit Vakfı’na tahsis edilmişti. Bu evi satın almayı isteyen Rahşan Ecevit, “Or-An’daki ilk evimizi ilk fırsatta CHP’den satın almayı düşünüyorum. Bunun en yakın zamanda gerçekleşmesini umut ediyorum. Bana bu iyiliği yaptığı için Allah CHP’den razı olsun. Orasını şimdilik Vakfımızın merkezi olarak kullanıyoruz. İlerde ‘Ecevit’in Evi’ olarak devam edebiliriz” diye konuşuyor.

Ev dağınık çünkü 
Rahşan Ecevit’in zamanın büyük bölümünü ise hem vakıf hem de yazacağı kitap için arşiv çalışmasına ayırmış durumda. Evinin ‘yatak odası’ dışındaki tüm odaları kitap, gazete, belgeler ile dolu olan Rahşan Ecevit, “2 bin küsur klasörlük bir arşivimiz var. Yine kardeşimle birlikte onlara çekidüzen vermeye çalışıyoruz. Evrak söz konusu olunca dağınıklıktan kurtulunmuyor. Bütün raflar, masalar, yerler, kanepeler evrak dolu olunca temizlik de zorlaşıyor. Misafir gelince oturacak yer bulmakta güçlük çekiyoruz” diyor. 

Gelip yardım istiyorlar 

“Ama onun dışında başka işlerin de var; evimi temizlemek, yemek pişirmek gibi” diye devam ediyor Rahşan Ecevit, ev işlerini kardeşi ile birlikte yaptıklarını söylüyor. Hayvan sevgisi özellikle de kedi sevgisini bilmeyen yoktur Rahşan Ecevit’in. Biz konuşurken ‘Beyaz’ adını verdiği kedisi dolaşıyor evin içinde. Rahşan Hanım, evdeki kedilerin yanı sıra bahçeye gelip kendisinden yardım isteyen kediler olduğunu da söylüyor ve “Onlar da değişik zamanlarda geldikleri için çok vaktimi alıyorlar. Hayvanlar kendilerine yardım edecek insanları ne kadar uzakta da olsa bilebiliyorlar. Geliyorlar ve kendilerini onun önüne atıyorlar. Bu konuda çok ilginç hikayeler yaşadım” diyor.
Geçen günlerde hayvanseverlerin toplantısına da katılıp destek veren Rahşan Ecevit, “İnsanlar birbirlerinden sorumludur. Ama, bana göre, Allah insanları hayvanlardan da sorumlu tutmuştur” diyor ve şöyle konuşuyor:
“Ama insanların daha birbirlerine karşı sorumluluklarını yerine getiremezken hayvanlarla ilgilenmeleri mümkün olmuyor. Yabancı ülkelerin hepsinde diyemem ama en azından Avrupa’da sokakta hayvan göremezsiniz. Sokakta bulduklarını bizim gibi öldürdüklerinden mi? Hayır. Sokakta başıboş bir hayvan gördüklerinde hemen ilgilendikleri için. Bugün Türkiye’de hayvanlara kötü muamele etmek suç mudur, kabahat midir diye tartışılabiliyor. Bu geri kalmışlığın göstergelerinden biridir. Tabii ki hayvanlara eziyet suçtur. Bugün televizyonlarda seyrediyoruz, bazı yabancı ülkelerde hayvanlarla ilgili polis bile var. Hayvanlara eziyet edenler cezalandırılıyorlar. Yani oralarda hayvanların da huzurlu yaşamaları için yasalar var.”
İnsanların hayvanları her türlü işlerinde kullandıklarına da dikkat çeken Rahşan Ecevit, hastanalerde bile artık hastalara arkadaşlık etmeleri için köpekler, kediler bulundurulduğunu, ailelerin çocuklarına hem arkadaş olsun hem de sorumluluk duygularının gelişmesine yardımcı olması için bir hayvan aldığını söylüyor. Meclis gündemindeki Hayvan Hakları Yasa Tasarısı’na da karşı çıkan Rahşan Hanım, “Yapılacak değişikliklere göre, belediyelerce sokaktan toplanıp kısırlaştırılan köpekler sahiplendirilemedikleri takdirde alındıkları yerlere bırakılmayıp ‘doğal hayat parkları’ diye adlandırılan ormanlara bırakılacaklarmış. Buna ‘hak’ deniliyor! Bu onların ölümü demek olur” diye konuşuyor. 

Beden kadına aittir 
Hükümetin kadın politikasını da eleştiriyor Rahşan Ecevit. “Beden kadının kendisine aittir. Onu dilediği gibi kullanır. İster kürtaj yapar, ister sezaryan” diyen Rahşan Ecevit, ‘üç çocuk’ lafının da gülünç olduğunu söylüyor. Rahşan Ecevit, “İster üç çocuk doğurur, ister beş, isterse hiç çocuk yapmaz. Buna eşiyle birlikte karar verir” diyor. Doğum izni arttırılması tartışmalarını da değerlendiren Rahşan Ecevit, “İsveç’te şöyle bir durum vardır: İlkokulda kız çocuk da erkek çocuk da hem dikiş öğrenir, hem marangozluk. Ayrıca her ikisi de bebek bakımı öğrenir. Böylece ilerde bebeği olan çiftler evde kalıp bebeğe bakmak için işyerinden münavebeyle izin alır ve işverene daha az rahatsızlık vermiş olur” diye konuşuyor. 

Suçlu değiller ki 

Rahşan Ecevit, devam eden Ergenekon, Balyoz gibi davalar, uzun tutukluluk süreleri ve genel af tartışmalarıyla ilgili de şöyle diyor: “Bugün süregelmekte olan soruşturmalar ve davalarda uzun tutukluluk süreleri önemli olduğu kadar suçlamalar da önemlidir. Suçlamalar yanlış yapılmıştır. Bugün hapiste olanların büyük çoğunluğu işbaşında oldukları dönemde irtica ile mücadele etmiş olan kimselerdir. Genel aftan söz ediliyor. Onlar suçlu değiller ki affa tabi tutulsunlar.” 

‘Kürt değil Kürtçü sorunu var’ 

Aktif siyaseti de yakından takip eden Rahşan Ecevit, Türkiye’de Kürt değil Kürtçü sorunu olduğunu savunuyor. Ecevit, “Türkiye Cumhuriyeti topraklarından bir parçayı koparıp almayı hedeflemiştir. Baş çekenleri de maalesef TBMM’dedir. Ancak sayıları az olduğu için TBMM’de sorun yaratmayabilirler. Güneydoğu’da sıkıntı çıkar mı, orası bilinmez” diyor. Partilerin üzerinde uzlaşabileceği yeni bir anayasadan da umudu olmadığını söyleyen Ecevit, şöyle devam ediyor: “Çoğunluk AKP ’de olduğu için onların istekleri gibi bir anayasa çıkacaktır ortaya, yani şeriat düzenini yansıtacaktır. Ve böyle bir anayasa ile yönetilecek ülkenin başındaki kimseye de ‘Başkan’ demek mümkün olmayacaktır. Ancak ‘Padişah’ denebilecektir. Yani bugün, iktidarın başındaki kimse ‘hükümdar’, halkımız da ‘reaya’ (bir hükümdarın yönetimindeki halk) olacaktır.” Rahşan Hanım, başkanlık sisteminin de Türkiye’ye uygun bir sistem olmadığını vurguluyor.


‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ izliyor

Televizyondaki tartışma programı ve haberleri izlediğini anlatan Ecevit, severek takip ettiği tek dizinin ise Kanal D’de yayımlanan 1960’lı yıllardan, günümüze uzanan bir hikâyeyi anlatan, ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ olduğunu söylüyor. Evdeki bazı tabloların kendisine ait olduğunu ifade eden Rahşan Hanım, “Resim de yaptım, bazı resimlerim de sergilendi” diyor. Bize Semilh Balcıoğlu’nun Bülent Ecevit’e imzalayıp hediye ettiği karikatürleri gösteren Ecevit, bunları vakfa asacağını da söylüyor.