Bunları gidin Hatice'nin ailesine anlatın

'Hatalı beklentiler'
12 yaşındaki Hatice'nin ölümüne yol açan cinli perili dizilere karşı Diyanet herkesi 2004'te uyarmış. Diyanet, TRT ve RTÜK'le yayıncı ve yönetmenlerin katıldığı toplantıda, "Bu diziler halkı mucize ve keramet beklentilerine sokuyor... Özellikle çocuklar kötü etkileniyor" demiş. RTÜK'ün eski yetkilisi Cengiz Özdiker 2001'de, 'hurafeye dayalı yayınların zararları'nı açıkça sıralamış.
RTÜK kıpırdamadı
Uyarılar RTÜK'ü etkilemedi, TV'ler de bildiğini okudu. İş işten geçtikten sonra Zaman gazetesi, "Hatice'yi etkileyen Samanyolu'ndaki 'Sırlar Dünyası' değil, Show TV'deki 'Yaralı Yürek'ti" diye yazdı. 'Kurtlar Vadisi' nedeniyle RTÜK'ü suçlayan Show TV'yle aynı gruptaki Akşam gazetesiyse 'Sırlar Dünyası'nı hedef gösterdi.
Haber: TARIK IŞIK / Arşivi

ANKARA - Televizyonda izlediği 'cinli perili' programdaki ölüp de yeniden dirilme sahnesini deneyen 12 yaşındaki Hatice Demir, şu anda yaşamıyor. Onu bu tehlikeli deneye sürükleyen ortamı engelleyebilecek uyarılarsa, çekmecelerde, masalarda tozlanıyor.
Her ay yayınlara ceza yağdıran, son olarak 'Kurtlar Vadisi'yle ilgili hassassiyeti ve Cumhuriyet gazetesinin 'Tehlikenin farkında mısınız' sloganlı reklamına yönelik incelemesiyle gündeme gelen RTÜK 'cinler, sırlar ve hurafelerle ilgili' dizilere karşı sessiz.
Akman sordu: İslam'da yeri var mı?
RTÜK'ün bu konuda son olarak 2006 Mart ayında ikaz edildiği ortaya çıktı. RTÜK Başkanı Zahit Akman, vatandaşlardan gelen yoğun tepkiler üzerine Samanyolu kanalında yayımlanan 'Sırlar Dünyası' yapımı için Diyanet İşleri Başkanlığı'na başvurdu. Akman'ın Diyanet'e gönderdiği yazıda, "Bu tür dizilerin İslamiyet'te yeri var mıdır? Dine uygun mudur?" sorusunu yönelttiği belirtildi.
Ancak RTÜK Başkanı Akman'ın Diyanet'e başvururken kurulun diğer üyelerine danışmadığı, CHP'li üyelerin 'fetva' olarak nitelendirilen görüşü bugün yapılması beklenen toplantıda gündeme getireceği öğrenildi.
Diyanet zaten uyarmıştı
Oysa Diyanet, daha 2004 tarihinde, konuyla ilgili uyarısını yapmıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 5-7 Kasım 2004'te düzenlediği 2. Dini Yayınlar Kongresi'nin ana gündem maddesini 'sesli ve görüntülü dini yayıncılık' oluşturmuştu.
Kongrenin sonuç bildirgesinde, 'sır diziler'le ilgili şu görüşlere yer verildi:
"Son yıllarda ilgi gösterilen ve çoğunlukla gerçek hayattan kesitlerin sıra dışı öykülerle anlatıldığı sır dizileri; yer yer dini ilkeleri göz ardı eden pasif dindarlık anlayışını beraberinde getirmektedir. Bu diziler, insanları mucize, keramet gibi beklentilere sokmakta, Sünnetullah dediğimiz kuralların geçerli olduğu bir dünyanın dışında olağanüstü tesadüflere şartlandırmaktadır. Bu dizilerin yapımcıları yukarıdaki hususları göz önünde bulundurmalı; şiddet içerikli ve ürkütücü söylem ve sahnelere yer vermemeli, büyük ölçüde çocuk ve ailenin ıslahına yönelik eğitici-öğretici mesajlar vermeye özen göstermelidir."
RTÜK'e bir uyarı da kendi içinden gelmişti. Dönemin RTÜK'e bağlı Kamuoyu ve Yayın Araştırmaları Dairesi Başkanı Cengiz Özdiker, Ocak 2001 tarihinde RTÜK İletişim Dergisi'nde yayımlanan makalesinde şöyle diyordu:
"(Yayınlarda) Kaynağı ve amacı ne olursa olsun, gerçeklerden uzak, amaçsız, dayanaksız ve 'hurafe' niteliğindeki olgulara kesinlikle yer verilmemeli, infial yaratacak ölçüde (türbelerde kesik baş, kesik kol gibi) özellikle çocukların etkileneceği sansasyonel haberlerle, haber-şovlarda dikkatli olunmalı."



'Vaka değil prensipler önemli'
AKP grup toplantısı öncesi gazeteciler, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'ya 12'sinde bir çocuğun TV dizisine özenerek kendini astığı yönündeki haberleri hatırlattı. Daha önce konuyla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yaptığını belirten Çubukçu'ysa "Bu meseleleri vakalar üzerinden değil, prensipler üzerinden konuşalım. Çocukların yayınları izledikleri saatlerdeki programlar çok dikkatli seçilmeli. Çocukları korumak hepimizin görevi, bunun da prensipleri var. İlkeleri konuşmayı daha çok tercih ediyorum" diye yanıt verdi. "İlkeler olarak konuşursak, bu tür yayınların kaldırılması gerektiğini düşünüyor musunuz?" sorusunaysa Çubukçu bu konuyu ayaküstü, vaka üzerinden yanıt vermeyeceğini belirtti.
Halihazırdaki 'prensip'lere bakılacak olursa: Son olayla gündeme gelen 'cin, peri, öte dünya' konulu 'canlandırma'lar haftanın üç günü, çoğunlukla çocukların da ekran başında olduğu 19.50-19.55 sularında, yani 'primetime' tabir edilen kuşağın başlamasından beş on dakika önce ekrana geliyor.
Uzmanlara göre bu tür programlar, ölüm kavramına sahip olmayan çocukları vakitsiz yakalayabilir. Psikolog Doç. Dr. Armağan Samancı, çocukların altı yaşında ölüm kavramını öğrenmeye başladıklarını belirterek, "Çocuğun bireysel gelişimine göre ölüm kavramı zaman içinde şekilleniyor. Yetişkin bireyler programı izlerken gerçekten uzak olduğunu biliyor. Ama gerçek kavramları şekillenmeyen çocuklar çok fazla etkileniyorlar" dedi.