'Bütün suç Emre'nin'

Kız arkadaş da cezaevinde
Misyoner katliamından sonra gözaltına alınan 11 zanlıdan dördü örgüt üyeliğinden tutuklandı. Polisten kaçarken üçüncü kattan düşen Emre Günaydın'ın kız arkadaşı örgüte yardım etmekten cezaevine girdi.
'Dayım mafya' demiş
Zanlılar ifadelerinde tedavi altındaki Günaydın'ı suçladı: Bizi 'Dayım mafya' diyerek korkuttu. İlk başta içeri girmek istemedik ama 'Kafanıza sıkarım' dedi. Emre 'Beni tanırlar' deyip üçünün de boğazını kesti.
Haber: SONER ARIKANOĞLU / Arşivi

MALATYA - Malatya'daki misyoner katliamının kilit ismi konumundaki Emre Günaydın'ın diğer dört zanlıyı "Dayım mafya" diyerek korkuttuğu öne sürüldü. Günaydın'ın "Misyonerleri sorgulayacağız" diye kendilerini olayın gerçekleştiği yayınevine götürdüğünü savunan zanlılar, eylemden vazgeçmek istemelerine karşın Günaydın'ın kendilerini "Kafanıza sıkarım" diye tehdit ettiğini söylediler. Zanlılar, Günaydın'ın asıl hedefinin misyonerlerin kullandığı bilgisayarlardan bilgiler almak olduğunu söylerken, polis olayın ardında bir büyük ağabeyin olup olmadığına dair bir bilgiye henüz ulaşamadı.
Malatya'daki misyoner katliamının gözaltındaki 11 zanlısından beşi tutuklandı. Malatya Terörle Mücadele Şubesi'ndeki sorgusu tamamlanan 11 zanlı, önceki gün, tutuklanmaları talebiyle terör suçlarına bakmakla görevli Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hâkim karşısına çıktı. Ağır Ceza Mahkemesi yedek hâkimi, soruşturmayı yürüten dört savcının tutuklanmasını talep ettiği 11 zanlıdan olay yerinde suçüstü yakalanan Salih Güler, Cuma Özdemir, Hamit Çeker ve Abuzer Yıldırım'ı terör örgütü kurmak, bu örgüte üye olmak ve örgüt faaliyeti çerçevesinde adam öldürmek suçlarından tutukladı. Olay yerinden kaçmaya çalışırken 3. kattan düşerek ağır yaralanan ve katliamın kilit ismi konumunda olan Emre Günaydın'ın kız arkadaşı Tuna Işıklı'yı ise terör örgütüne yardım etmek suçlarından tutuklayan mahkeme, altı zanlıyı da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Savcının tahliye kararlarına itiraz edeceği öğrenildi.
Olay yerinde yakalanan dört zanlı, polise ve savcılığa verdikleri ifadelerde, dershaneden ve kaldıkları yurttan tanıdıkları Günaydın'ın kendilerini 'Dayım mafya' diyerek korkuttuğunu öne sürdü. Zanlılar bu nedenle Emre Günaydın'ın söylediği her şeyi yapmak zorunda kaldıklarını iddia ettiler.
Zanlılar, Günaydın'ın kendilerini "Misyonerleri korkutup sorgulayacağız" diyerek Zirve Yayıncılık'ın Malatya bürosuna götürdüğünü savundu. Dört zanlı da olay yerine misyonerleri öldürme kastıyla gitmediklerini ifade etti.
'Kafanıza sıkarım'
Zanlılardan Salih Güler, yayınevinin bulunduğu binanın kapısına geldiklerinde, "Vazgeçelim, içeri girmeyelim" dediğini, Günaydın dışındaki üç arkadaşının da bu öneriye destek verdiğini söyledi. Güler, Günaydın'ın, bu öneri üzerine, "Hepinizin kafasına sıkarım" diyerek kendilerini
içeri girmeye zorladığını ileri sürdü. Yukarı çıktıklarında Günaydın'ın yayınevinin kapısını çaldığını, misyonerlerin kendilerini içeri alarak Hıristiyanlıkla ilgili bir kitap okuttuklarını anlattı.
Güler, ifadesinde, Günaydın'ın üç misyonerden biri olan Necati Aydın'a, "Hıristiyan olmazsak ne olur" diye sorduğunu Aydın'ın da, "Hristiyan olursanız cennete gidersiniz, olmaz iseniz Müslüman doğan her beş çocuktan üçü öldürülecektir" diye karşılık verdiğini iddia etti. Güler, bu yanıt üzerine Günaydın'la Aydın arasında tartışma çıktığını, Günaydın'ın bıçak çekerek misyonerleri tehdit ettiğini ve kendilerine misyonerleri el ve ayaklarından bağlamaları talimatını verdiğini söyledi. Güler, Emre Günaydın''ın isteği üzerine olaydan bir gece önce namaz kıldıklarını da anlattı.
Zanlılardan Hamit Çeker, misyonerleri bağladıktan sonra Salih Güler'in kendisine "Çıkalım buradan" dediğini, kendisinin de bu öneriye destek verdiğini, ancak Günaydın'dan korktukları için dışarıya çıkamadıklarını öne sürdü. Çeker, bağladıkları misyonerlerin "Buradan çıkamazsınız, sizi yakalarlar" diyerek kendilerini uyardığını da ifade etti. Zanlı Salih Güler, yayınevini terk etme önerisi üzerine Günaydın'ın "Beni tanıyorlar. Hepimizi öldürürler" diyerek ilk önce Necati Aydın'ın boğazını kestiğini ileri sürdü. Güler, Günaydın'ın sonra Alman uyruklu Tilman Geske ve son olarak da Uğur Polat'ın boğazlarını kestiğini, Polat'ın boğazı kesildikten birkaç saniye sonra da polisin kapıyı çaldığını ifade etti.
Tutuklu zanlılardan T.I. da ifadesinde, iddia edildiğini gibi Günaydın'ın sevgilisi değil arkadaşı olduğunu söyledi. Günaydın'la aynı lise ve aynı dershaneye gittiklerini söyleyen T.I., Günaydın'ın geçen aralık ayında bir arkadaşıyla, "Ona âşığım" diye mesaj gönderdiğini belirtti. Işıklı, arkadaşlık teklifini geri çevirdiği Günaydın'ın "Gideceğim buralardan" diye de bir mesaj attığını söyledi. T.I., Günaydın'ın misyoner katliamından bir gece önce de kendisine "Hakkını helal et" diye mesaj attığını belirterek "Son zamanlarda çok dengesizdi" dedi.
Zanlıların verdiği ifadeler, Günaydın'ın asıl amacının misyonerlerin bilgisayarını ele geçirmek olduğunu ortaya koydu. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan bilgisayarcı Mehmet Gökçe, katliamdan bir süre önce Günaydın'ın kendisine "Bir bilgisayar getirsem içindekileri kopyalayabilir misin" diye sorduğunu, kendisinin de olumlu yanıt verdiğini söyledi. Olay yerinde suçüstü yakalanan dört zanlı da Emre Günaydın'ın, polis gelmeden az önce yayınevindeki bilgisayarı kurcaladığını, polis kapıyı çalınca bilgisayarı bırakıp kaçmak için balkona yöneldiğini söylediler.
Zanlılar, harçlıklarından biriktirdikleri paralarla kurusıkı silahları aldıklarını, ancak bunları baskın sırasında kullanmadıklarını anlattılar. Zanlıların olay yerine gittikleri arabayı ise sadece bir günlüğüne kiraladıkları saptandı.
Günaydın'ın 'Sorgulayacağız' diyerek arkadaşlarını götürdüğü Zirve Yayıncılık'ta kurbanlarına hiç soru sormaması dikkat çekti. Zanlılar ifadelerinde Günaydın'ın misyonerlere özel bir bilgi edinmeye yönelik herhangi bir soru sormadığını belirttiler. Zanlıların olayda kullandıkları beş bıçak yayınevinde poşet içerisinde bulundu. Üzeri kanlı üç bıçağı Günaydın, Yıldırım ve Güler'in kullandığı saptandı. Zanlıların üzerlerinde çok az para bulunduğu gibi, banka hesaplarında da kayda değer bir nakit girişi belirlenemedi.
'Büyük abi'ye ulaşılamadı
Günaydın ve dört suç ortağının, telefon ve bilgisayar haberleşmelerini de mercek altına alan polis, katliamın kilit ismi Günaydın'ı yönlendiren biri veya birilerinin varlığını kanıtlayacak bir bilgi ya da bulgu elde edemedi. Olay yerinde yakalanan dört zanlının polis, savcı ve hâkime ifade verirken sık sık ağladıkları ve olaydan büyük pişmanlık duyduklarını söyledikleri belirtildi.
Bu arada Günaydın'ın kısa süre önce kavga çıkardığı gerekçesiyle kovulduğu İhlas Yurdu'ndaki öğrencilerden haraç aldığı, kovulmasına neden olan kavganın da bu yüzden çıktığı öğrenildi. Zanlıların üzerinde bulunan notları da Günaydın'ın yazdırdığı ortaya çıktı. Günaydın'ın olaydan önce dört arkadaşına, "Ailelerinize bir şeyler yazın" diyerek yazılması için birkaç cümle söylediği, ancak notlardaki cümlelerin birbiriyle örtüşmediği öğrenildi.