Can kıyımına işleyen zamanaşımı, 2 TL'lik cam parasına işlemedi

Can kıyımına işleyen zamanaşımı, 2 TL'lik cam parasına işlemedi
Can kıyımına işleyen zamanaşımı, 2 TL'lik cam parasına işlemedi
Haber: İSMAİL - SAYMAZ / Arşivi

Faili meçhul cinayetlerin bir bir kapanmasına yol açan zamanaşımı süresi uygulaması ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ sırasında, aynı cezaevinde arkadaşlarının ölüm orucunda hayatını kaybetmesi üzerine koğuş camını kırıp 2 TL’lik maddi zarara yol açtıkları iddia edilen iki mahkuma işlemedi! Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin “Cam kırarak mala zarar suçunun zamanaşımı süresi beş yıldır, dava düşürülmelidir” şeklindeki şeklindeki kararı Yargıta’dan döndü. Yargıtay, “Beş değil, on yıldır” diyerek, kararı bozdu ve iki mahkuma birer yıl hapis cezası verdi. Mahkemenin, “Edinilen kanaate göre, ileride pişmanlık duyup suç işlemekten çekinmezler” diyerek, cezayı indirme ve erteleme yoluna gitmedi. O iki sanıktan biri olan Savaş Kör, yıllardır Wernice Korsakoff (WK) hastalığıyla boğuşuyor, gözleri görmüyor, annesinin yardımıyla hayata tutunuyor. 

Cezaevlerine yönelik ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ öncesinde yüzlerce tutuklu ölüm orucuna başlamış, ilk ölüm haberi Sincan F Tipi Cezaevi’nden gelmişti. Cengiz Soydaş adlı tutuklu 21 Mart 2011’de hayatını kaybetmişti. Bunun üzerine aynı cezaevinde kalan bir grup tutuklu ve hükümlü, arkadaşlarının ölümünü protesto ederek, koğuş camını kırdı. Oluşan iki TL’lik zarar üzerine Hazine, şikayetçi oldu ve 11 tutuklu hakkında suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde eski TCK’nın 516. maddesinde düzenlenen “mala zarar verme” suçundan dava açıldı. 

Dava 10 Nisan 2008’de bitti ve mahkeme, iki sanık hakkında beraata, dokuz sanık hakkında ise davanın zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesine hükmetti. Gerekçeli kararda, “Zamanaşımını kesen son işlem olan ifadelerin alındığı tarihte itibaren beş yıllık sürenin dolduğu” belirtilerek, dava ortadan kaldırıldı. 

Hazine’nin itirazı üzerine dosya, Yargıtay’a gitti. 9. Ceza Dairesi, 30 Kasım 2011’de verdiği kararında, suçun zamanaşımı süresinin beş değil, on yıl olduğunu; “odanın giriş kapısına vuran” Savaş Kör, “pencere camını kıran” Ersin Erdoğlu, Ali Şahmo ve Selahattin Hıra’nın cezalandırılması gerektiğini savundu. Dosya tekrar Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesi’ne döndü. 

Mahkeme, 10 Eylül 2013’te kararını açıkladı. Sanıkların 2 TL’lik kurum zararını karşılamadıklarını belirterek, Kör ve Şahmo’ya birer yıl hapis cezası verildi. Mahkeme, “Sanıklarnı geçmişi, sabıkalı oluşları, olumsuz kişilikleri, eylem anı ve sonraki davranışları ile suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak” verdiği cezayı indirmedi ve ertelemedi. Ayrıca “Sanıkların sabıkalı olmaları, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile yargılama sürecinde edinilen kanaate göre ileride bir daha pişmanlık duyup suç işlemekten çekineceklerine dair yeterli ve olumlu knaat oluşmadığından” hükmün açıklanması geri de bırakılmadı.

Mahkemenin “Edinilen kanaate göre suç işlemekten çekinmeyeceğini” savunduğu Savaş Kör, 1999’da yasadışı TKP-ML/TİKKO’nun yöneticisi olduğu gerekçesiyle tutuklanıp Bayrampaşa Cezaevi’ne konulduğunda 23 yaşındaydı. ‘ Hayat Dönüş’ adlı operasyondan sonra ölüm orucuna başladı. Eyleminin 153. günü geldiğinde müdahale edildi. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 17 Temmuz 2001’deki raporuna göre bulgular Wernice Korsakoff’a (WK) işaretti ve Kör’ün cezasının infazı ertelenmeliydi. Bunun üzerine İstanbul 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, talebi kabul etti. Ve Savaş Kör salıverildi. Psikolojisi düzelmeyen Kör bağırıyor, camları kırıyor, evinden çıkmak istemiyordu. Üç yılı böyle geçti. 

Bu arada, Ankara 1 No’lu DGM, Kör’ün de bulunduğu örgüt üyeleriyle ilgili davayı 26 Ağustos 2003’te bitirdi. Kör’ün cezası indirimlerle 1.5 yıldı. Kör, 12 Ocak 2004’te Bayrampaşa Cezaevi’ne konuldu. 17 Şubat’ta Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatırıldı. Hastane, raporunu 16 Haziran’da verdi: “Bir ay yürümedi, tuvalete gidemediği için altı bezlendi, birden konuşmaya ve yürümeye başladı, sonra camları kırdı...”
Kör cezaevine dönerken, annesi her kapıyı aşındırıyordu. Bunun üzerine Cezaevi İzleme Komitesi, Ağustos 2004 tarihinde cezaevine gittiğinde Kör’ü çıplak halde buldu. Tutanakta, “...Anadan doğma yere serilmiş bir yatak üzerinde bütün vücudunu bir örtü ile örten ve dış dünyayla irtibatını kesmiş, sadece sağ kolunu ve elini dışarda tutan bir tutuklu ile karşılaşıldı” diye yazmaktaydı. Bu arada, geçirdiği psikolojik rahatsızlık nedeniyle iki gözünü sürekli kapatarak, bütün görme yetilerini de kaybetmişti. Avukatlar AİHM’ye ulaşınca Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı Kör. 14 Eylül’de verilen raporda WK tanısı konuldu. Ardından 16 Kasım 2006’da tahliye edildi.