Çanakkale hâlâ geçilmez

Çanakkale, geçen perşembe günü yağan kar ve şiddetli fırtınanın etkisini atlatamadı.
Haber: İBRAHİM GÜNEL / Arşivi

ÇANAKKALE - Çanakkale, geçen perşembe günü yağan kar ve şiddetli fırtınanın etkisini atlatamadı. Fırtınada elektrik direkleri devrilince karanlıkta kalan ve dünyayla iletişimi kopan Çanakkale, yavaş yavaş hayata dönmeye çalışırken, dün de lodos vurdu.
Eceabat ilçesi önceki gece saat 23.00 sularında elektriğe kavuştu. Ezine'ye bağlı Geyikli beldesinde hâlâ elektrik ve su yok. Bozcaada ve Gökçeada da sekiz gündür karanlıkta. Bozcaada'ya su da verilemiyor. İl genelinde birçok zeytin ağacı hasar gördü. Yetkililer afetin etkilerini azaltmaya çalışırken, kenti bu kez de lodos fırtınası vurdu. Adalara sefer yapılamıyor.
'30 yılda bir olur'
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, il genelinde böyle bir fırtınaya ancak 30 yılda bir rastlanabileceğini söyledi. Gökhan, "Deprem olsaydı halimiz haraptı. Çanakkale birinci dereceden deprem bölgesi. Böyle bir afetin bir daha olmamasını diliyoruz. Bundan sonraki çalışmaları depreme göre yürütmeliyiz" dedi. Fırtınanın başladığı perşembe gününden sonraki iki gün boyunca kriz masasının toplanamadığını belirten Gökhan, zor günleri şöyle anlattı:
"Tipide Köy Hizmetleri bile mahsur kaldı. Elektriğin uzun süre gelmeyeceğini ilk günün akşamı öğrenebildik. Afete hazırlıklı olmadığımız ortaya çıktı. Elektrik olmadığı için suyu ancak beş-altı gün sonra kente verebildik. Belediyenin araç parkı yeterli ama devletin elindeki makineler kış şartlarına hazırlıklı değildi."
Bu olumsuz şartların yanı sıra halkın da paniğe kapıldığını belirten Gökhan, şöyle devam etti:
Pil, mum, tüpe hücum
"Kent içindeki elektrik direkleri ve ağaçlar devrildi. En önemlisi, insanlar bilgi edinemedi. Elektrik olmadığı için ne televizyon seyredebildi ne radyo dinleyebildi. Halkımız tecrit edildiği hissine kapıldı. Hem ekmek fabrikamızı, hem Çanakkale Açık Cezaevi fırınını çalıştırarak 5 bin ekmeği hazır ettik. İki gün sonra bakkallar 'Artık ekmek getirmeyin' dedi, ama ekmek arabaları kara saplandı.
Yiyecek değil ama pil ve mum sıkıntısıyaşadık.Tüpdağıtım merkezi ve ekmek fabrikasının yolunu açtık. Tüplerin sağlıklı dağıtımını sağladık ama bu kez de tüp ısınma ile aydınlatma için kullanıldığı için hızla tükendi. Bazı hemşerilerimiz de karanlıkta kalırım hissiyle yedek aldı. Enerji yokluğundan dolayı su kesintisi üç-dört gün sürdü. Kente su sağlayan altı pompamız var. Elimizde yalnız iki jeneratörümüz vardı. Pompalardan yalnız ikisini çalıştırabildik. Şu anda ancak kentin yüzde 60'ına su verebiliyoruz. Her ihtimale karşın depolarımıza yedek jeneratörler koyduk. Mesela Karacaören depomuza jenaratör götürmek için tarlada yol açtık.
Ana arterleri açmaya greyder ve kepçeler yetmedi. Yol açarken, önce telleri sonra yıkılan ağaçları kaldırmak zorunda kaldık. Daha sonra elektrik direklerini kaldırdık."
Kente acil eylem planı gerektiğini söyleyen Gökhan, "Vilayetle koordineli olarak kriz merkezi kurulmalı. Artık kar yağdığında ne yapılması gerekir onu bileceğiz. Kriz merkezi çalışanları, bir afette çağırılmadan yerinde olacak" dedi.
17 saatte 12 kilometre
Çanakkale Demirdöküm ve Lipetgaz bayii Ahmet Kırmacı da tipide 17 saat yolda mahsur kalmalarının öyküsünü şöyle anlattı:
"Antalya'ya seminere gitmiştik. Çarşamba gecesi saat 21.00 sularında Biga ilçesinden yola çıktım. Sabah saat 04.00'te Lapseki'ye varabildim. Lapseki'yi geçtikten sonra Suluca Köyü'ndeki benzin istasyonuna park ettim. Çünkü zincirim yoktu. Perşembe sabahı saat 07.30'da öğrenci servisine bindim.
'Ne su ne yiyecek vardı'
Çanakkale'ye 10 kilometre kala, Özbek Rampası'nda saat 09.00'da mahsur kaldık. Araçta 30 kişiydik, tipi yüzünden dışarı da çıkamıyorduk. Suyumuz, yiyeceğimiz yoktu. Perşembe gecesi saat 23.00'te Lapseki'den bir greyder ile ambulans yola çıktı. Ancak onlar da rampada kaldı. Yolda kalmamızın sebebi, bizden önce yola çıkan araçların zincirsiz olması nedeniyle karayolunu tıkamasıydı. Gece ancak saat 01.00'de Karayolları'nın Ünimog'u bize ulaştı. Araçtakilerle birlikte yolda kalan arabaları kenara çektik. Saat 02.00'de rampayı çıktığımızda, bu kez de şehirlerarası otobüslerin kaldığını gördük.
Yolumuza devam ettik. Ancak şehir girişinde üç metre karla karşılaştık. Karayolları, belediye ve Köy Hizmetleri araçları bir saat sonra yolumuzu açtı. 12 kilometreyi 17 saatte aşabildik. Bundan sonra arabamdan zincir, yiyecek ve suyu eksik etmeyeceğim."