Canlı bomba listeden çıktı!

Canlı bomba listeden çıktı!
Canlı bomba listeden çıktı!
Barış mitingine yönelik saldırının ardından canlı bombalardan birinin kimliği netleşti. DNA eşleşmesinin ardından ismi açıklanması beklenen bombacının, istihbarat birimlerinin takibe aldığı eylemci listesindeki şüphelilerden biri olduğu iddia edildi. Bu kişinin Suruç bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz'ün ağabeyi Yunus Emre Alagöz olduğu ve olay yerinde görüntüsüne ulaşıldığı belirtiliyor.

RADİKAL -  Ankara 'daki canlı bomba saldırısının ardından yürütülen soruşturma kapsamında, canlı bomba olduğu değerlendirilen bir kişinin fotoğraflarıyla patlamada parçalanan kafatası ve yüz dokularının eşleştiği bildirildi.

Hürriyet gazetesinden Fevzi Kızılkoyun'un haberine göre, Emniyet kaynakları, “Daha önce istihbarat birimleri tarafından ismi bilinen, IŞİD ile bağlantılı olarak eylem yapacağı noktasında belli süre istihbarat takibinde olan bir kişi. Canlı bombanın bu kişi olacağı noktasında somut deliler var” dedi. Adıyaman nüfusuna kayıtlı şahsın, IŞİD ile bağlantılı olarak Suriye ’ye geçtiği, burada bomba eğitimi aldıktan sonra yasadışı yollarla Türkiye ’ye girdiği öne sürülüyor. MİT’in de takip listesinde olan söz konusu kişinin Türkiye’ye geçtikten sonra izini kaybettirdiği, yapılan istihbarat çalışmalarında bir sonuca ulaşılamadığı belirtildi. Kimliğinin kesin tespiti için aileden alınan DNA eşleşmesinin sonucu bekleniyor.

Milliyet gazetesinden Tolga Şardan'ın haberine göre ise bu şahıs Suruç bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün ağabeyi Yunus Emre Alagöz ve olay yerinde görüntüsüne ulaşıldı. Bu gelişme üzerine canlı bomba eylemcilerinin arta kalan doku örnekleri Alagöz ailesiyle örtüştürülmek amacıyla biyolojik çalışma başlatıldı.
Katliamın ardından bölgedeki kamera kayıtlarını özel kamera izleme sistemi içinde değerlendiren güvenlik birimleri, aranan ipucuna nihayet dün ulaştı. Emniyet ve MİT görevlilerinin birlikte yürüttüğü izleme çalışmaları sırasında, IŞİD içinde değerlendirilen Adıyaman Grubu’nda faaliyet gösterdiği tespit edilen Yunus Emre Alagöz’ün eşkaline uyan bir görüntü elde edildi. 

Suruç’taki canlı bomba eylemini gerçekleştiren Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün ağabeyi olan ve halen polis ve UYAP kayıtlarında aranır konumda bulunan Yunus Emre Alagöz’e ait olduğu belirtilen görüntü çok net olmaması nedeniyle dijital görüntü uygulamalarıyla daha net hale getirildi. Yapılan son düzeltme sonrasında, görüntüdeki şüphelinin çok büyük olasılıkla Yunus Emre Alagöz olduğu anlaşıldı.
Bu gelişme sonrasında, olayın ardından ilk aşamada gündeme gelen IŞİD ve Adıyamanlı Dokumacı Grubu bu kez daha güçlü halde soruşturmanın merkezine oturdu. Suruç eylemi sonrasında adı kamuoyuna gelen ve liderliğini Mustafa Dokumacı’nın yaptığı IŞİD bağlantılı grup içinde yeralan ağabey Yunus Emre Alagöz’ün adı kardeşinin canlı bomba eylemi sonrasında kamuoyuna yansımıştı. Ancak, Polis ve MİT’in yaptığı çalışmalar sonucunda Alagöz’ün Adıyaman’dan ayrıldığı ve büyük ihtimalle Suriye’de olduğu değerlendirmeleri yapılmıştı. Ankara eylemi şüphelisi Alagöz’ün adı ve fotoğrafı Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’nce geçen Temmuz’da hazırlanan listede yeralmıştı.

2. KİŞİ İÇİN 3 BOYUTLU YÜZLENDİRME

İkinci saldırgan konusunda ise henüz bir görüntüye ulaşılamadı. Daha önce çocukları ve yakınlarının IŞİD’e katıldığı gerekçesiyle polise başvuran ailelerden alınan DNA örneklerinden de henüz sonuç alınamadı. 2’nci canlı bombanın yabancı olup olmadığı ise Kriminal Daire’de Anadolu halkı popülasyonuna ait ‘yüz doku’ veri bankasıyla eşleme yapılarak ortaya çıkarılacak. Kimliksiz kişinin Türk vatandaşı mı yabancı mı olduğu Anadolu insanının yüz-doku yapısını ortaya çıkartan veri bankasından yararlanarak belirlenecek.


HAZIRLIK UYUYAN HÜCREDE

Canlı bombaların eyleme nasıl hazırlandıkları, Ankara’ya geliş tarihleri, bağlantıları, alana gelirken kimseyle temas kurup kurmadıklarının belirlenmesi için geriye dönük incelenen kamera kayıtlarından da henüz bir sonuca varılamadı. HTS kayıtlarından da geriye dönük yapılan incelemede somut bilgiye ulaşılamazken, canlı bombaların örgütün “uyuyan hücrelerinde” eyleme hazırlandığı, olay günü Ankara’ya geldikleri, kimseyle temasa geçmedikleri, telefon veya benzeri iletişim aracı kullanmadıkları ihtimali ağırlık kazandı.


PATLAYICI YURTDIŞINDAN

Canlı bombaların kullandığı TNT patlayıcısının fabrikasyon olduğu belirlendi. Fabrikasyon patlayıcıların sadece devletlerin kontrolünde üretilmesi nedeniyle saldırganların farklı devlet bağlantıları da araştırılıyor. Bu noktada yapılan değerlendirmede saldırganların patlayıcıyı yasadışı yollardan Türkiye’ye soktuğu da kaydedildi.


‘GÖREVLENDİRME’YE EL KONULDU

Ankara’daki terör saldırısıyla ilgili başlatılan “güvenlik zafiyeti” soruşturmasıyla ilgili müfettişlerin incelemesi devam ediyor. İçişleri Bakanlığı 2 mülkiye müfettişi, EGM ise 2 polis başmüfettişi görevlendirdi. Miting günü yapılan görevlendirme yazılarına el koyarak incelemeye alan müfettişler, alandaki sorumlu emniyet müdürü, müdür yardımcıları, istihbarat ve terör ekibinin bilgisine başvuruyor. Müfettişler, saldırı öncesi paylaşılan istihbarat bilgileri ve saldırı olabileceğine yönelik gelen uyarı yazılarıyla ilgili yapılan işlemleri de inceliyor. Emniyet kaynakları, “Canlı bomba eylemlerinde kritik ve önemli olan husus, eylemi yapacak kişiyle ilgili önceden istihbarat sağlamak ve eylem yapacağı noktaya yaklaşmadan yakalamaktır. Canlı bomba o alana kadar geldiyse artık 10 bin polis dikseniz de bir anlam ifade etmez. Yasadışı yollardan Türkiye’ye geldilerse MİT, Türkiye içerisine girdikten sonra da takip yapılmadıysa istihbarat birimleri sorgulanmalı” yorumunu yaptı. (Hürriyet/Milliyet)





HEPSİ ‘DOKUMACILAR’DAN

Diyarbakır, Suruç ve Ankara’da meydana gelen bombalı saldırıların ardından gözler IŞİD terör örgütüne çevrildi. IŞİD içerisindeki Dokumacılar Grubu’nun 21 üyesinin ismi belirlendi ve 19’unun fotoğrafına ulaşıldı. Yabancı uyruklu 2 kadının fotoğrafına ise ulaşılamadı. Bu kişilerden 18’inin Adıyamanlı, 3’ünün ise bu kişilerle evlilik yapan yabancı kadınlar olduğu ifade edildi. İstihbarat birimleri bombalı eylem eğitimi alan 21 kişilik listedeki bazı isimlerin Türkiye’ye geçip, ‘uyuyan hücre’ olarak adlandırılan evlerde kaldığını saptadı. (DHA)