'Canlı canlı yaktılar onları, nasıl kader derim'

'Canlı canlı yaktılar onları, nasıl kader derim'
'Canlı canlı yaktılar onları, nasıl kader derim'

Menekşe ve Koray Kaya...

İki evladını 2 Temmuz 1993'teki Sivas katliamında kaybeden Hüsne Kaya, sonra bir çocuk daha doğurdu ve ona da kaybettiği kızının adını verdi: Menekşe... Gazeteci Soner Yalçın'ın Sivas katliamıyla ilgili olarak hazırladığı belgesele de ismini veren Menekşe, şu an 18 yaşında. Ve kendisi doğmadan önce ölen ablasının yakıldığı kentte Sivas'ta bir üniversiteyi kazandı.

Radikal.com.tr - Menekşe ve Koray... 13 ve 11 yaşlarında iki kardeş... 2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak Otel'de katledilenler arasındaydılar... İki evladını kaybeden anne Hüsne Kaya, sonra bir çocuk daha doğurdu ve ona da kaybettiği kızının adını verdi: Menekşe... Gazeteci Soner Yalçın’ın Sivas katliamıyla ilgili olarak hazırladığı belgesele de ismini veren Menekşe, şu an 18 yaşında. Ve kendisi doğmadan önce ölen ablasının yakıldığı kentte Sivas’ta bir üniversiteyi kazandı.

Hürriyet gazetesinden Ayşe Arman, işte bu katliam acısıyla kavrulmuş evin annesiyle, Hüsne Kaya ile konuştu. Soner Yalçın’ın, Sivas katliamını anlatan ve bu cuma gösterime girecek olan “Menekşe’den Önce” adlı belgeseline isim veren bu büyük acının sarstığı hayatlar hakkında çok çarpıcı detaylar veren söyleşinin bir bölümü şöyle:


- İki çocuğu, Sivas’ta yakılarak öldürülmüş bir annesiniz. İnsan, soru sorarken bile zorlanıyor. Siz nasıl yaşıyorsunuz bu yükle, bu ağırlıkla... Soru zor, cevabı sorudan zor! Ben de bilmiyorum... Yaşamak zorundayım herhalde. Hayat , bazen bize kaldırabileceğimizden büyük acılar yaşatabiliyor. Ama düşünce de kalkmayı bilmek gerekiyor. Direnmek, mücadele etmek... Benim yaptığım da bu. Başka çare yoktu...

- Koray 11, Menekşe 13 yaşındaydı hayatlarını kaybettiğinde. O 38 kişinin en genci onlardı. Korkunç bir acı. Ama sonra siz, yeniden bir çocuk dünyaya getirdiniz, o da Menekşe. Bugün 18 yaşında. Menekşe olmasaydı, hayata devam edebilir miydiniz?O kadar büyük bir acı ki, insan bir saniye bile yaşamak istemiyor. Bu işin çıkışı da yok. Hâlâ yüreğim yanıyor ama bak söylüyorum, Menekşem olmasaydı da, hayata devam ederdim. Daha ezik, daha hayata küsmüş olurdum. Ama devam ederdim. Bir şekilde ediyorsun. Ama tabii ki Menekşem iyi ki dünyaya gelmiş, bana güç verdi, hayata döndürdü, sadece kızım değil, yol arkadaşım oldu...

- O olay nasıl oldu? Binlerce kez anlatmışsınızdır ama bir daha anlatır mısınız?
Ben de Sivas’taydım o gün. “Keşke ben kurtulmasaydım, keşke ben yanarak ölseydim de, çocuklarım sağ olsaydı!” çok dedim... Sabah, Ankara ’dan yola çıktık. Kültür Merkezi’ne vardık. Çocuklar çok mutluydu. Eşim, saz dersleri veriyordu dernekte. Koray, saz çalıyordu, Menekşe de tiyatroya girmişti. Aynı zamanda ‘semah’taydılar...

- Etkinlikte yer almak için mi gittiler?
Tabii tabii. Her sene, dernekle etkinliğe gidiyorduk. O sene de Sivas. Çocuklar, semah döndüler. Sonra yemeğe gittiler, biz kültür merkezinde kaldık. Olaylar çıkınca, başlarında da dernekten tanıdığımız biri vardı, çocuklar zarar görmesin diye otele sığınmışlar. Ama gözü dönmüş vahşi, yobaz kalabalık, kültür merkezinden sonra otele saldırdı, biz kurtulduk, onlar kurtulamadı. Herkes biliyor, yaktılar oteli!

- Acı haberi nasıl aldınız?
Kendime geldiğimde ikide bir soruyormuşum, “Çocuklardan haber var mı?” diye. “Bir şeyi yok çocukların!” diyorlardı. Ama içimde bir alev var. İnsan, kötü bir şeylerin olacağını hissediyor. Sonra radyodan Koray’ın adının anons edildiğini duydum. “Korayım!” diye bağırmışım, yine iğne, hep bölük pörçük hatırlıyorum. Sonra Menekşem...

- Kadere bakın ki, kızınız Sivas’ta üniversite kazandı...
Bana yıllarca, “Anne, beni Sivas’a götür, merak ediyorum!” dedi. Hep reddettim. “Ben orada kendimi zor idare ediyorum, ayılıp bayılıyorum” dedim. Hiç götürmedim.

- E peki orada üniversite kazanınca...
Önce tıkandım kaldım. “Başka yer bulamadın mı gidecek!” dedim, kızdım. Ama baktım çok istiyor ve böyle konuştukça psikolojisi bozuluyor. Menekşe o şehre değil, o şehirdeki bir üniversiteye kaydoldu. Kayda birlikte gittik. Otobüs, Cumhuriyet Üniversitesi’ne giderken, o lanetli yerin önünden geçtik. “Bak işte kızım, yıllardır merak ettiği yer şu solda!” dedim. Beni rahatlatan bir şey söyledi, “Güzel annem” dedi, “Ben oraya eylem yapmaya gitmiyorum, okumaya gidiyorum. Evet, bu katliamı yaşamış olabiliriz. Ama benim puanım da burayı tuttu. Bu da benim hayatım, gidip okumak istiyorum!” Ne dersin? Diyemedim bir şey...

- Belgeseli izlediğinizde ne hissettiniz?
Çok ağır geldi. Zaten herkes, ağzı yüzü şiş çıktı. Bütün o vahşeti görüyorsunuz. Ben yine bayılmışım. Menekşe çok korktu bana bir şey oldu diye, onun çığlıklarıyla ayıldım. Neyin gerçekten ne olduğunu anlamak isteyen herkes, izlesin o belgeseli. Büyük bir acıya, vahşete tanık olacaklar...


Ayşe Arman'ın bugünkü Hürriyet gazetesinde yer alan söyleşisinin tamamı şu linkten okunabilir:
Canlı canlı yaktılar onları!