Çeber'in artık bir tanığı var

Çeber davasında ifade veren İnfaz Koruma Başmemuru, dayağı anlattı: Sayımda arbede vardı. Çeber'i tekme tokat dövüyorlardı. Çeber diz çöktü...



YONCA CİNGÖZ
İSTANBUL - Engin Çeber’in karakol ve cezaevinde işkence sonucu ölümüyle ilgili sonunda bir konuşan çıktı. İnfaz Koruma Başmemuru Yılmaz Aydoğdu, Çeber’in nasıl dövüldüğünü detaylarıyla anlattı.
Çeber’in ölümüyle ilgili jandarma, polis, doktor, infaz koruma memurundan oluşan 60 kamu görevlisinin yargılandığı dava önceki gün başlamıştı. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dünkü duruşmada tutuksuz sanıklardan 23’ünün ifadeleri alındı. Cezaevi ikinci müdürü Yusuf Gayır, 29 Ekim gecesi nöbetçi olduğunu, cezaevine getirilen Çeber ve arkadaşlarını hiç görmediğini, gece hiçbir sorun yaşanmadığını ileri sürdü. Cezaevi İnfaz Koruma Başmemuru Kadem Karadeniz de 1 Ekim 2008’de sabah sayımında açık olan D3 ‘karantina’ koğuşuna gittiğini, tutuklulardan üçünün sayımda ayağa kalkmayacaklarını söylediklerini ancak müdahalede bulunulduğunu görmediğini savundu.
İnfaz Koruma Başmemuru Cuma Kaçar da 6 Ekim 2008’de karantina koğuşundaki sayımda Çeber’in arkada oturduğunu, “Hasta mısın?” sorusuna ayağa kalkıp elini savurarak, “Hasta filan değilim, siyasiyim” cevabını verdiğini, elini tutunca kendisini dizüstü yere attığını iddia etti. “Bir iki saat sonra Çeber’in avukatı geldi. Bir şey olsaydı, Çeber ona bildirirdi” diye konuşan Kaçar, “Sayım almamak ne demektir? Cezası nedir?” sorusuna ise “Protesto etmek ve diğer arkadaşlarına kötü örnek olmaktır. Cezasını idare bilir” dedi.

İşkenceden yargı yolu
Savcı Mustafa Kemal Öztürk, ‘eziyet’ suçundan yargılanan 22 sanığın, kamu görevlisi olduğu için yeni yasaya göre ‘işkence’den de yargılanabileceğini belirtti ve ek savunmalarını istedi. Böylece, 13’ü polis, dördü asker 22 kamu görevlisine ‘işkence’ yargılamasının önü açıldı.
Öğleden sonra, savcılık ifadesinde işkenceyi anlatan ‘tanık-şüpheli’ İnfaz Koruma Başmemuru Yılmaz Aydoğdu’nun savunması alındı. Suçu ihbar etmemekle suçlanan Aydoğdu, şunları anlattı:

‘Kalkacaksın’ dayağı
“6 Ekim’de koğuşlarda sayım alan memurları koridorda izliyordum. B-8 Koğuşu’ndan ‘kalkacaksın-kalkmayacaksın’ sesleri geldi. Nevzat Kayım, Çeber’e iki üç tokat vurdu. ‘Yapma’ dedim. Çeber’e sordum ‘Kardeş neyin var?’ dedim. ‘Hasta değil, siyasiyim, DHKP-C’liyim’ dedi. Kimliğini sordum. Odasından aldırdım. Yanağına dokunup nasihat ettim. ‘Senin suçun memura mukavemet etmek, siyasi değil’ dedim. Sayım alan memurları gönderdim. Aynı gün arkadaşlara ‘tutanak tutun getirin’ dedim. İş yoğunluğundan tutanakla ilgilenemedim. Ertesi gün yine koridorda dolaşıyordum. Arkadaşlar B-8’de sayım yapıyorlardı. Sesler geldi. Kapıya baktım içeride arbede vardı. Kalkacaksın kalkmayacaksın diye tartışıyorlardı. Çeber, Sami Ergazi, Selahattin Apaydın ve Nihat Kızılkaya’nın arasındaydı. Tekme tokat dövüyorlardı. Nihat iki şamar vurdu. Nevzat avucunun içiyle başına vuruyordu. Ben bağırınca bıraktılar. Selahattin’i engelleyerek dışarı çıkardım. Çeber yere düştü. Sami de onu bahçeye doğru sürükledi ve vurmaya devam etti. Çeber dizüstü çöktü. Sonra onu o şekilde bırakıp ayrıldım. Ben ‘Durun vurmayın’ diye talimat verdim ama beni dinlemediler.”