@ismailsaymaz

Çeber'in işkenceyi anlatan mektubu 'görülemedi'...

Çeber'in işkenceyi anlatan mektubu 'görülemedi'...
Çeber'in işkenceyi anlatan mektubu 'görülemedi'...

28 Eylül?de basın açıklaması ve dergi satışı sonrası gözaltına alınan Çeber, hem karakolda hem cezaevinde işkence görmüştü. 6 Ekim?de işkenceyi yazan Çeber 7 Ekim?de koma halinde hastaneye kaldırılmış, 10 Ekim?de ölmüştü.

Engin Çeber'in, cezaevinde gördüğü işkenceyi savcıya anlatmak için yazdığı ancak yollayamadığı mektup ortaya çıktı. Bir tutuklunun, 'Engin'e bir şey olursa ibraz ederim' diye ayakkabısında sakladığı mektup yerine ulaşsa, Çeber hayatta kalabilirdi
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - “İki gün boyunca ayakta sayım vermiyoruz diye saldırıya uğradık. İnsanlık dışı muamelelere maruz kaldık. Tahta sopalarla, ufak demirlerle vurmalar, vücudumuzun her tarafına, kafamızdan aşağıya soğuk su dökmeler. Sonrasında sopalarla devam etmeleri...”
Bu mektup, İstinye Şehit Muhsin Polis Karakolu ve Metris Cezaevi’nde gördüğü işkenceler sonucu ölen Engin Çeber’e ait. Mektubun yazıldığı tarih, 6 Ekim 2008’di. Alıcısı, eğer gönderebilseydi, Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı olacaktı. Fakat, ömrü yetmedi. Mektubu yazdığı 6 Ekim’de ve ertesi gün de öldürülesiye dövüldü. 7 Ekim’de, koğuştan baygın halde çıkarılırken, ardında, gördüğü işkenceleri anlattığı mektubu bıraktı. O mektup, onu saklayan bir adli mahkûm sayesinde dava dosyasına girdi.

Başmüfettişe teslim etti
Çeber, gördüğü işkenceler sonucu 7 Ekim’de götürüldüğü hastanede 10 Ekim’de ölmüştü. Çeber’in ölümü sonrası soruşturma başlatan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Cevdet Doğan’ın ilk işi, cezaevi personeli ve tutukluların ifadelerini almak oldu. Çeber’in son kaldığı koğuş olan T2’deki adli tutuklular ilk ifadelerinde, tanık olduklarını gizlediler. Ancak sorumlu cezaevi personeli görevinden el çektirilince adli tutuklular bildiklerini anlatmaya başladı.
Çeber’in ölümünden üç gün sonra, adalet başmüfettişi Mustafa Güntin ve müfettiş İsmail Tandoğan, T2 koğuşunda tutukluları dinliyordu. Bu sırada, tutuklulardan Ahmet Aksu, söz aldı. O gün tutulan ‘Zarf Teslim Alma ve Açma Tutanağı’na göre Aksu, müfettişlerin yanına gelip, “Size bir şey teslim etmek istiyorum” dedi. Ve ayakkabısından çıkardığı zarfı uzatıp, “Çeber’in ölmeden önce yazdığı mektubu, gönderilmeden kaldığı için bir şey olursa ibraz ederim diye ben almıştım” dedi.
Müfettişler şok içindeydi. Hemen savcı Doğan çağırıldı. Zarfın üzerinde, “Gön: Engin Çeber. 2 Nolu Metris T Tipi Kapalı Cezaevi T2- B8 koğuş. Beşyüzler/İST” diye yazıyordu. Altındaki ‘Alıcı’ kısmındaysa ‘Sarıyer Adliyesi Başsavcılığı’na İST/SARIYER’ notu vardı.

‘Gereğinin yapılmasını istiyoruz’
Hemen zarf açıldı. Tutanağa göre, Çeber’in el yazısıyla kaleme aldığı tek sayfalık mektup, “Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı’na. Merhabalar” diye başlıyor, “Gereğinin yapılmasını istiyoruz” diye bitiyordu. Mektubun sonuna, 6 Ekim 2008 / Pazartesi tarihi atılmıştı.
Çeber, bu mektubu veremedi. Çünkü iddianameye göre hem mektubu yazdığı gün hem de 7 Ekim’de ayakta sayım vermediği için tahta sopa, kapı demiri, yumruk ve tekmelerle öldüresiye dövüldü. Kafası duvara vuruldu, yerde baygın haldeyken bile tekmelendi. Çeber, gördüğü işkence sonucunda 7 Ekim sabahında apar topar hastaneye kaldırıldı, ardında bıraktığı o mektubu da Aksu aldı.   

Dergi satarken
Çeber, 28 Eylül’de Sarıyer’de bir basın açıklaması ve dergi satışı sonrası gözaltına alınmış, götürüldüğü İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Karakolu ve iki arkadaşıyla konulduğu Metris Cezaevi’nde günlerce işkence görmüştü. Çeber, 7 Ekim’de baygın halde Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Beyin ölümü gerçekleşen Çeber, 10 Ekim’de ölmüştü.

Davaya devam
Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen; infaz koruma memurları, polisler ve askerlerden oluşan, altısı tutuklu 60 sanığın işkenceden yargılandığı Çeber davasına 4 Mart’ta devam edilecek.