scorecardresearch.com

Çeber'in işkenceyi anlatan mektubu 'görülemedi'...

Çeber'in işkenceyi anlatan mektubu 'görülemedi'...
02/03/2009 06:47
Engin Çeber'in, cezaevinde gördüğü işkenceyi savcıya anlatmak için yazdığı ancak yollayamadığı mektup ortaya çıktı. Bir tutuklunun, 'Engin'e bir şey olursa ibraz ederim' diye ayakkabısında sakladığı mektup yerine ulaşsa, Çeber hayatta kalabilirdi



İSMAİL SAYMAZ
İSTANBUL - “İki gün boyunca ayakta sayım vermiyoruz diye saldırıya uğradık. İnsanlık dışı muamelelere maruz kaldık. Tahta sopalarla, ufak demirlerle vurmalar, vücudumuzun her tarafına, kafamızdan aşağıya soğuk su dökmeler. Sonrasında sopalarla devam etmeleri...”
Bu mektup, İstinye Şehit Muhsin Polis Karakolu ve Metris Cezaevi’nde gördüğü işkenceler sonucu ölen Engin Çeber’e ait. Mektubun yazıldığı tarih, 6 Ekim 2008’di. Alıcısı, eğer gönderebilseydi, Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı olacaktı. Fakat, ömrü yetmedi. Mektubu yazdığı 6 Ekim’de ve ertesi gün de öldürülesiye dövüldü. 7 Ekim’de, koğuştan baygın halde çıkarılırken, ardında, gördüğü işkenceleri anlattığı mektubu bıraktı. O mektup, onu saklayan bir adli mahkûm sayesinde dava dosyasına girdi.

Başmüfettişe teslim etti
Çeber, gördüğü işkenceler sonucu 7 Ekim’de götürüldüğü hastanede 10 Ekim’de ölmüştü. Çeber’in ölümü sonrası soruşturma başlatan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Cevdet Doğan’ın ilk işi, cezaevi personeli ve tutukluların ifadelerini almak oldu. Çeber’in son kaldığı koğuş olan T2’deki adli tutuklular ilk ifadelerinde, tanık olduklarını gizlediler. Ancak sorumlu cezaevi personeli görevinden el çektirilince adli tutuklular bildiklerini anlatmaya başladı.
Çeber’in ölümünden üç gün sonra, adalet başmüfettişi Mustafa Güntin ve müfettiş İsmail Tandoğan, T2 koğuşunda tutukluları dinliyordu. Bu sırada, tutuklulardan Ahmet Aksu, söz aldı. O gün tutulan ‘Zarf Teslim Alma ve Açma Tutanağı’na göre Aksu, müfettişlerin yanına gelip, “Size bir şey teslim etmek istiyorum” dedi. Ve ayakkabısından çıkardığı zarfı uzatıp, “Çeber’in ölmeden önce yazdığı mektubu, gönderilmeden kaldığı için bir şey olursa ibraz ederim diye ben almıştım” dedi.
Müfettişler şok içindeydi. Hemen savcı Doğan çağırıldı. Zarfın üzerinde, “Gön: Engin Çeber. 2 Nolu Metris T Tipi Kapalı Cezaevi T2- B8 koğuş. Beşyüzler/İST” diye yazıyordu. Altındaki ‘Alıcı’ kısmındaysa ‘Sarıyer Adliyesi Başsavcılığı’na İST/SARIYER’ notu vardı.

‘Gereğinin yapılmasını istiyoruz’
Hemen zarf açıldı. Tutanağa göre, Çeber’in el yazısıyla kaleme aldığı tek sayfalık mektup, “Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı’na. Merhabalar” diye başlıyor, “Gereğinin yapılmasını istiyoruz” diye bitiyordu. Mektubun sonuna, 6 Ekim 2008 / Pazartesi tarihi atılmıştı.
Çeber, bu mektubu veremedi. Çünkü iddianameye göre hem mektubu yazdığı gün hem de 7 Ekim’de ayakta sayım vermediği için tahta sopa, kapı demiri, yumruk ve tekmelerle öldüresiye dövüldü. Kafası duvara vuruldu, yerde baygın haldeyken bile tekmelendi. Çeber, gördüğü işkence sonucunda 7 Ekim sabahında apar topar hastaneye kaldırıldı, ardında bıraktığı o mektubu da Aksu aldı.

Dergi satarken
Çeber, 28 Eylül’de Sarıyer’de bir basın açıklaması ve dergi satışı sonrası gözaltına alınmış, götürüldüğü İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Karakolu ve iki arkadaşıyla konulduğu Metris Cezaevi’nde günlerce işkence görmüştü. Çeber, 7 Ekim’de baygın halde Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Beyin ölümü gerçekleşen Çeber, 10 Ekim’de ölmüştü.

Davaya devam
Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen; infaz koruma memurları, polisler ve askerlerden oluşan, altısı tutuklu 60 sanığın işkenceden yargılandığı Çeber davasına 4 Mart’ta devam edilecek.

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/92412192412115

YORUMLAR
(15 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

suclu kim? - insani

kimse sucluyu infaz koruma memurlari,polisler,askerler arasinda aramasin.cünkü onlar bu carkin en alttaki dislileridir asil suclu kim?gecen 28 subat´hazirlayan etkenleri(aczmendi,üfürükcüler v.b)radikal gazetesinde okuduk.bu olayi tezgahliyanlar tabi ki bu vatandasimizin katilleridir.adresi ben söyliyecegim radikal yorumumu yayinlar yayinlamaz onu bilemem.tek suclu genel kurmay baskanligidir.biraz cesur olup hep bir agizdan kral ciplak diye bagirin bagirin ki bu ülkenin yarini olsun.saygilarimla

Birakalim kendimizi avutmayi !! - Purant

Sanki yeni birsey karsimiza cikmis gibi, sanki o kadar gelismis bir memlekette yasiyoruz ki hani yaziyi okuyan herhangi yabanci uyruklu zanediyormusunuz bu haberlere sasiracaklar,Allahdan Radikal gazetemiz var ve Cesur Yazarlarimiz var da 50 senelik haberleri bilip de soyliyemedihimiz zamanlar degisti,eskiden hemen sen ne diyorsun @#$ derlerdi,dayagi yerdin ,yasadiysan yasardin,olursen de bir YALAN uydurulurdu vah gidene,!! Ey benim TURKI-YEM. ne denir ki baka,? bu kadar canileri saklayan bir hukum daha herhalde Afrikada gorulmustur.hele simdi onlarla is birlihi de yapmaya basladik,hadi hayirlisi,vah haline halkin eger aza ile Emniyet veya askerin eline duserse,!!.

ne demeli - rezan_1984

Bu kaçıncısı bilinmez.Niye görünmüyor bu olanlar.Sadece polisler mi,gardiyanlar mı,müdürler mi sorumlular...Sahi bir hukuk ülkesinde yaşıyoruz değil mi?Polis yeleği giyip bir kızı saçından tutup sürükleyen ve ardından tecavüz eden zihniyete cesaret verenler kim?

Türk-İslam Sentezinin Mirası - Turgut51

Geçmişte Maraş'ta, Çorum'da katliamlar yapıldı, alevilere katliam yapıldı. 1978 'de Ankara Bahçelievler'de 7 TİP üyesi genç korkunç şekilde öldürüldü. Abdi İpekçi, Bedrettin Cömert gibi insanlar öldürüldü. Bunların kaatilleri ya yakalanmadı ya da "yanlışlıkla" salıverildi. Canilerin bir kısmı da "yanlışlıkla" kendilerini yurt dışında buldular. 1993 yılında Sivas'ta Madımak oteli yakıldı, 37 kişi öldü. Hrant Dink sırf Ermeni asıllı olduğu için öldürüldü. Kaatil polislerle birlikte bayrak önünde poz verdi. Bir müddet sonra unutturulmaya çalışılacak ve belki de bir afla salıverilecek. Sene 2009 ve hala insanlar tanık olarak bile karakola girmeye korkar oldu. Bu son olayda bu çocuğun suçu neymiş de böyle bir insanlık dışı muameleye maruz kaldı ? Peki AKP'ye toz kondurmayan AB sevdalılarına ne oldu ? 1 Mayıs'ta coplanan işçiler, tesadüfen oradan geçen ve dayak yiyen turistler, hastanenin acil servisine polisin attığı bombadan bayılan insanlar için bu AB ve AKP sevdalıları bir şey söyledimi ? Türkiye emniyet teşkilatına bulaşmış bu türk-islam sentezi pisliğinden kurtulmadıkça hiçbir zaman medeni ülkeler arasında yer alamayacak ve diğer ülkeler tarafından haklı olarak hor görülecek.Vicdanın olmadığı yerde adalet olmaz. Adaletin olmadığı yerde ne ekonomik kalkınma, ne refah, ne eğitim, ne sağlık, ne güven duygusu hiçbir şey olmaz.

tiksiniyorum - aliarkadas

Böyle bir düzenden, böyle insanliktan, böyle adaletden tiksiniyorum. Ogün Samastlarla kolkola resim cektiren zihniyetden ne beklenir arkadaslar? Hayal denilen adam mahkemeden savcilara hakimlere küfür ediyor ve kimsenin giki cikmiyor. Peki bu insan ne yaptiki böylesine hunharca bir iskence neticesinde öldürüldü? Basbakan ya sev ya terk et diyor. Bundan daha acik ne söylenebilirki. Adaletsiz adalet bakani özür dilemis. Yakinda göreceksiniz bu iskencecilerin hepsi terfi eder, yada en kötü ihtimal zaman asiminda davalar düser. Buna benzen binlerce olay yasanmiyormu hala. Böylemi avrupa topluluguna dahil olacagiz? Böylemi türk adaletine güveniyoruz diyecegiz, böylemi demokrasiden dem vuracagiz. Ölen bu insan kime ne yapti. Inanin söyleyecek kelime bulamiyorum. Kelimeler kifayetsiz kaliyor. Icimizi cürüttüler, yok ettiler, yakinda posamizla alay edecekler.. Yaziklar olsun böyle adalete, böyle düzene

Son Mektuplar... - pavurya82

Hangi güven ve rahatlıkla bu muamele uygulanıyor? Bu insanların rahatlığı nedir,nasıl bir cani ruh,insanlıktan uzak zihniyet?... Merakımdır bu insanlar ellerini güzel bir şeye uzttıklarında akıllarına bu canavarlıkları gelmiyor mu? Şefkatle bir şeye dokunabiliyorlar mı sahiden? Nasıl bir iç rahatlığıyla yaşıyorlar? Bir insanı incitmeyi bırakın bu denli insanlık dışı davranışı nasıl gösterebiliyorlar.Bilmem kaç defa daha son mektuplar okunacak,kaç insan korktuğu için bütün bu çirkinlikler saklanacak, ne vakit durdurulacak bu çirkinlik? Ve herkes aslında her şeyi biliyorken neden bu durumdayız, bizi durduran nedir bu insanları ve bu zihniyeti ayakta tutup her gün daha canileştiren,daha yüzsüzleştiren bu güven nedir ???

ne yüzle? - asya kazancı

ne yüzle o koltuklarda oturuyorsunuz? başbakanından bakanına hepiniz derhal istifa etmelisiniz. Engin Çeber ve onun gibi işkencede ölen herkesten özür dileyerek hem de...nasıl bir vicdansızlık bu? ne yüzle hala o koltuklarda oturur ve bizden yeniden oy istersiniz? ne hakla? yüzünüz hiç mi kızarmaz bu ülkenin 'namuslu' ve 'şerefli' MÜSLÜMAN hükümeti?