Çelik: Yeni yazılım tam demokrasi

Çelik: Yeni  yazılım tam demokrasi
Çelik: Yeni  yazılım tam demokrasi

Ömer Çelik, Berlin de Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç la birlikte Türk asıllı sanatçılarla akşam yemeğinde bir araya geldi.

Bakan Ömer Çelik Türkiye'nin 'demokrasi yazılımı'nı güncelleyeceğini anlatırken, ülkede ilk kez 'yerli' bir süreç yaşandığını da dile getirdi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Almanya’dan, Türkiye ’nin demokratikleşme ve yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili çarpıcı mesajlar verdi. Berlin’de düzenlenen ve dünyanýn en önemli fuarları arasında yer alan Uluslararası Turizm Borsası’nın açılışına katılan Bakan Çelik, bir grup gazeteciyle de bir araya geldi. “Dünyada demokrasiler yazılımlarını günceller. Biz o güncellemeyi yapamadık” diyen Bakan Çelik’in gazetecilerle sohbetinden bazı bölümler şöyle:
KÜRT MESELESİNİN ÖTESİNDE: Kürt meselesi ya da diğer kimlik meseleleriyle ilgili tartıştığımız nokta, o sorunun ötesinde bir şeye işaret ediyor. 19. yüzyıl mantığıyla kurulmuş bir ulus devlet yazılımı her tıkandığında darbeler yoluyla giderilmiş. Topluma bu elbise dar gelince... 19. yüzyıl ulus devlet yazılımı, her demokratik talebi bir virüs gibi görmüş ve buna karşı bir antivirüs programı geliştirmiş. Halbuki bu durum, o yazılımın bu demokratik talepleri karşılayamadığını gösterir. Dünyada demokrasiler bu yazılımı günceller. Biz o güncellemeyi yapamadık yıllarca. Ne zaman sistemi tartışsak hemen rejim tartışmasının başlaması da bundan. Biz rejimi değil sistemi tartışıyoruz.
TOPLUM LAİKLİĞİ ÇÖZDÜ: Ulus devlet değil, devlet ulus olarak dizayn edildi bizde. Hiçbir şey kendi tabii mecrasında kalamadı. Kürtler, Aleviler, başörtüsü gibi problemler bu nedenle. Hem dindarın, hem dinsizin haklarını koruyan bir laiklik anlayışı gerekiyor. Laiklik yazılımı bir tür ideoloji ve din karşısında bir savunma mekanizması olarak yazılmıştı. Sosyal barış projesi haline getirdi toplum kendi kendine laikliği. Aslında toplum bu işi kendi içinde çözdü.
LİDER KARİZMASININ NEDENİ: Yazılım güncellenmeyip, yazılımdan kaynaklanan sorunlar hep darbelerle onarılmaya çalışılınca bu bizim siyasi birikimimizi de ortadan kaldırdı. Her darbe geldi, ‘Fabrika ayarlarına geri dön’ düğmesine bastı ve en başa döndük. Bu yüzden de siyaset sadece lider karizmasına kaldı.
YAZILIMI GÜNCELLEMEK: Yazılımı güncelliyoruz dediğim şu: Kimliklerin kendilerini özgürce ifade edebildikleri ve siyasette temsil kanallarının açık olduğu bir yapı. Yönteme itiraz edenler bile kimliklerin yasaklanmasını talep edemiyorlar. Bunu açıkça ifade edemedikleri için yönteme itiraz olarak tezahür ediyor. Türk kimliğinin radikal bir siyasetle ifade edilmesi en çok Türk kimliğine zarar verir. Kürt kimliği için de bu durum geçerli.
KİMLİK SİYASETİ: Anketlerde görüyoruz ki, kimlikler üzerinden radikal siyaset yapmaya çalışan siyasi partiler, o kimliklerin çözüm sürecinde kullanılmasına değil, korunup kollanmasına destek veriyor. Kimlik siyaseti yapılması, demokratik sistem içerisinde meşrudur ama ben kendi tercihim olarak kimlik siyasetini doğru bulmam. Anayasal sınırlar içinde kalıyorsa “Neden yapıyorsun?” diyemezsiniz. Bizim tercih etmememiz, onların bunu özgürce yapamayacağı anlamına gelmez. Her kimlik kendini ifade edebildiği zaman o kimlikler üzerinden radikal siyaset yapılmasının zemini kalmaz.
BASTIRIRSAN SÜREKLİ KİMLİĞİNİ ARAR: Kimlik siyaseti temelinde örgütlenmiş bir toplumdan demokrasi çıkması çok zordur. Kimlik siyasetine yaklaşım, diktatörler eliyle bir üst kimlik dayatılması. BAAS modeli... Kimliğini bastırırsanız, sürekli kimliğini arayan, isteyen insan... ABD’de kimlikler ta baştan serbest olduğu için kimse kimliği için mücadele etmek zorunda kalmadığı için... Bölgemizdeki devlet ulus tecrübelerinde ise tam tersi kimlikler baştan bastırıldığı ve insanlar kimlikleri için mücadele vermek zorunda kaldığı için...
ERMENİ KİMLİĞİ ÖRNEĞİ: Mesela Ermeni kimliğinin radikalleşmesinde bu durum öne çıkmıştır. Ermeni cemaatinin seçtiği bir kişi bir gün kabul edilmeyince. Kimlikler bastırılmasa, kimlik temelli radikal siyasetler için zemin olmayacak. .
DIŞ MÜDAHALE: Dış müdahale ya da yaptırmak istemeyenlere karşı ne kadar tedbirliyiz? En büyük tedbir şu: Yıllarca IRA, ETA modeli denildi. Belki de ilk defa demokratik anlamda tamamen yerli bir süreç yürütülüyor. Bazı yabancı devletlerin Türkiye ile ilgili hesapları için terör meselesine yığınak yaptıkları açık.
TERÖRÜ İKTİDARA KARŞI KULLANMAK: Devlet içindeki çeteleşmiş bazı odakların, terör meselesini iktidara karşı kullandıklarına dair itiraflar var. Güvenlik bürokrasisinden birisinin, zamanında AK Parti iktidarından memnun olmadığı için terör örgütünü bir denge unsuru olarak kullandığını gördük geçmişte. Bu eğilimlerin tamamen ortadan kalktığını söyleyemem ama bugün somut bir çeteleşmenin varlığı da iddia edilemez. Darbeleri araştırma komisyonuna gelenlerin pişmanlık duymaması da sorunun devam ettiğini gösteriyor.
MUHALEFETİN İSTEDİĞİ ANAYASA: Sistemin kuytuluklarına nüfuz etmiş olan bu otoriter eğilimlerden tam olarak kurtulmuş değiliz. Muhalefet partilerinin genel eğilimini, melez bir şekilde, eski yazılımın son anayasasını yapmak olarak görüyorum.
EKRANDA ÇOK PENCERE: İlk yazılımlarda ekranda tek pencere açabiliyordunuz. Bu toplum artık aynı ekranda birden çok pencere görmek istiyor. Bir insanın tek bir kimliği olmaz. Sistem baskı unsuru olduğu zaman o yazılım işlemiyor. Devlet her kimliğe özgürlük hakkı vermek durumundadır ama özgürleşen her kimliğin de kendi içinde demokratik olduğu da söylenemez. A kimliği B’yi yasaklamış ama B kimliği de özgürleşip güçlendiği zaman o da C’yi baskılıyor.
ARAP BAHARI: Arap baharı ile birlikte İhvan ve Kürtler yükselen güç haline geldi. Bu kimlikler kendilerini hangi noktada konumlandıracaklar? Demokratikleşme içinde mi yoksa başka yerlerde mi? Büyük Kürt kitlesi kendini demokrasi içinde konumlandırmak istiyor yalnız bölgede Kürtleri bölgenin yeni BAAS yapısına dönüştürme gayreti içinde olanlar var.
YERLİ BİR SÜREÇ: Yerli ve orijinal bir süreç bu. Artık refahın ve barışın paylaşılma dönemi. Bu süreç artık Türkiye’nin olgunlaştırdığı ve masaya koyduğu bir süreç. Bunu sabote etmek isteyen birisi varsa Türkiye’nin dış politikadaki etkinliğini kırmak istiyor demektir.
ULUDERE KOMİSYONU: Konu kapanmış değil. Geçmişte devlet içerisinde JİTEM’vari yapılanmalara bağlanıyordu, şimdi böyle bakamayız. Eldeki verilerde kimseyi somut suçlayacak bir nokta yoksa sırf dosyayı kapatmak için birilerinin üzerine yıkmak da yanlış olur. İdari ve adli soruşturmanın sonucunu da görmek gerekiyor.
ANAYASADA KÜRT İFADESİ: Vatandaşlık tanımı başta olmak üzere bu özgürlükleri, anayasa meselesini sadece Kürt meselesine indirgemek doğru değil. Yeni Anayasa’da ‘Kürt’ ifadesinin yer almasını istemek ilkel bir yaklaşımdır. Eski bir ilkelliği yeni bir ilkellik ile değiştirmek demektir.

ÖZGÜRLÜK SINIRI

Topluma ne kadar özgür olacağının sınırlarını devlet çiziyor bizde. Toplumun kendi özgürlük alanını kendisinin belirlediği, sivil toplumdan gelen taleplerin siyasette özgürce temsil edildiği bir noktaya ulaşmalıyız. Yeni yazılım adı: Tam demokrasi.

BÖLÜNME TARTIŞMALARI

Türkiye açısından bölünme ile ilgili tartışmaların geçmişte de zemini yoktu, bugün de yok. Türkiye’nin kendi demokrasisi ile yüzleşmesi meselesi bu. 2005’te bir başbakan çıktı, “Kürt sorunu benim sorunumdur” dedi. Ve 2005 çok zor bir dönemdi. Bizim bölgemizde devletlerin demokrasi yoluyla sorun çözme geleneği yok. Türkiye’nin bu süreçteki performansı bu açıdan da çok dikkatle izleniyor. Bütün İslam dünyası açısından da çok önemli... Mezhepsel ya da etnik farklılıklar her ülkenin içinde var çünkü.