Cemaat Türkiye aleyhine çalışır mı?

Cemaat Türkiye aleyhine çalışır mı?
Cemaat Türkiye aleyhine çalışır mı?
Türkiye ile ABD arasında ekonomik işbirliğini geliştirmek gibi bir misyon üstlenen TAA, aynı zamanda ABD'de bir lobi örgütü gibi çalışıyor.
Haber: MUHİTTİN DANIŞ / Arşivi

Türki Amerikan Birliği (Turkic American Alliance, TAA) tarafından Washington DC’de düzenlenen etkinlik için TUSKON’dan davet aldığımda, iki nedenle kabul ettim. Seçim sonuçlarının ‘Hizmet’ hareketi ya da ‘cemaat’ tarafından nasıl algılandığını görebilmek, zihnimdeki sorulara kısmen de olsa cevap bulabilmek. Ülke gündeminin zihnimde yol açtığı yorgunluğu atabilmek.
Doğrusu TAA’nın faaliyetleri konusunda çok az bilgi sahibiydim. TAA Başkanı Faruk Taban, yoğun program öncesinde Amerika’daki faaliyetleri konusunda detaylı bir bilgi verdi. TAA, Amerika geneline yayılmış 6 federasyon ve 200’ü aşkın derneği bünyesinde barındıran bir çatı kuruluş. ABD ’deki en büyük Türk sivil toplum örgütü. Türki Amerikan Birliği adından da anlaşılacağı üzere sadece Türkiye ’ye yönelik değil, Türk Cumhuriyetleri’ni de içine alan bir yapı. TAA’nın bir yandan Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri ile ABD arasında ekonomik işbirliğini geliştirmek gibi temel bir misyonu var. Diğer yandan da ABD’de bir lobi örgütü gibi çalışıyor.
Söz lobiden açılmışken tanık olduğum bir gerçeği dile getirmeden geçemeyeceğim. Hafta sonu bir gazetenin birinci sayfasında ‘Bir bu eksikti’ başlığıyla verilen haberde “Cemaat rayına giren Türk-Ermeni ilişkilerini de hedef aldı. Senatör Menendez gündemde olmayan ‘soykırım tasarısını’ kongreye taşıdı. Cemaatin oylamadan bir gün önce Menendez’i ağırlaması dikkat çekti” ifadeleri yer aldı. Hemen belirtmeliyim ki toplantı öncesinde konuştuğum herkes Ermeni tasarısının gündemde olduğu bir dönemde Türk Büyükelçisi’nin görev başında olmamasından yakınıyordu. (ABD’de çok sevilen Namık Tan’ın yerine atanan yeni büyükelçi Serdar Kılıç, toplantının yapıldığı günde henüz görevine başlamamıştı. Tasarıdan sonra apar topar Washington’a gitti.) Bırakın Türkiye aleyhine çalışmayı, fikir beyan etmeyi, herkesin çabası Türkiye’nin bu konuda en az hasarla nasıl çıkacağı yönündeydi. Nitekim resepsiyona katılan senatörlerden biri de Menendez olunca TAA’nın yöneticilerinin bu yöndeki çabalarına bizzat tanık oldum. Özellikle TUSKON Başkanı Rızanur Meral, 10 dakika boyunca ABD’li senatöre Ermeni tasarısını geçirmeleri halinde Türk-Amerikan ilişkilerinin nasıl zarar göreceğini uzun uzun anlattı. Meral, konunun tarihçilere bırakılması gerektiğini ısrarla vurguladı. Menendez de büyük bir dikkatle Rızanur Meral’i dinledi. Menendez ile konuşan herkesin gündeminde bu konu vardı ve bakış açısı hep aynıydı. Gördüğüm manzaranın sonucu şuydu: Cemaat’e yöneltilecek belki en son itham Türkiye’nin çıkarları aleyhine çalışmak.

Okullar etkilendi mi?

Gelelim okullar meselesine. Cemaatin dünyanın dört bir yanında olduğu gibi ABD’de de çok sayıda okulu var. Türkiye’den edindiğim izlenim bazı illerde ön kayıtlarda geçen yıla oranla bir azalmanın görüldüğü yönünde. Fotoğraf kesin kayıtlarda netleşecek. Ancak yurtdışında durum biraz farklı. Okullar, bulundukları ülkenin yasalarına göre kurulmuş ve eğitim veriyor. Birçok ülkede de elit tabakanın çocukları bu okullarda eğitim görüyor. Dolayısıyla yurtdışındaki okulların Türkiye’deki siyasi dalgadan etkilenme ihtimali düşük görünüyor. Toplantın renkli konuklarından Teksas Milletvekili Al Green’in yaptığı konuşma bu açıdan fikir vericiydi: “Seçim bölgem olan Teksas’taki Türk-Amerikalı dostlarım benim için çok önemli; benimle birlikteler ve onlar sayesinde bugün ben de sizlerin arasındayım. Ortaklık iyidir, ilişkiler iyidir ama dostluk daha da iyidir. Bizim bugün burada yaptığımız birkaç yıl önce kurulan dostluğumuzun nesillere aktarımıdır.”
Toplantı bağlamında en az konuşulan konu seçim sonuçlarıydı. Ancak ikili temaslarda gördüğüm manzara şuydu: Seçim sonuçları cemaatin geniş kesimi arasında büyük bir hayal kırıklığına yol açmış. Görünen o ki AK Parti ’nin aldığı oy oranı o kesimin beklentilerinin çok üstünde. Ancak yüzde 45’lik oy cemaatin önemli bir kesiminde bir muhasebeye yol açmış gibi. Gerek TAA, gerek TUSKON yöneticileri bu konuda daha net bir görüş açısı ortaya koydular. İki kuruluşun temsilcileri de Türkiye’deki siyasi çekişmeleri bir yana bırakarak kendi faaliyetlerine odaklanacakları konusunda kararlı görünüyor.