Cemaatler arasında 'Emniyet bürokrasisinde güç kazanma kavgası' mı var?

Cemaatler arasında 'Emniyet bürokrasisinde güç kazanma kavgası' mı var?
Cemaatler arasında 'Emniyet bürokrasisinde güç kazanma kavgası' mı var?
'Paralel yapı' operasyonlarının ardından özellikle Emniyet bürokrasisinde Gülen cemaatinden boşalan yerler için bir çok cemaat ve grubun güç mücadelesinde olduğu belirtiliyor: "Gülen cemaatinin boşluğunu doldurup birbirlerine karşı güç kazanmak için sürekli bir kavga halindeler..."

RADİKAL – Hükümetin güvenlik ve adalet bürokrasisi başta olmak üzere devlet kurumlarında Gülen cemaatine karşı giriştiği ‘temizlik operasyonları’nın ardından, boşalan koltuklar ve güç merkezleri için şimdi başka cemaat ve grupların kıyasıya bir mücadele içinde olduğu belirtiliyor.

Milliyet gazetesinden Tolga Şardan’ın bugünkü yazısında gündeme getirdiği iddialara göre, özellikle Emniyet’te ‘paralel yapı’ operasyonlarının ardından Gülen cemaatinin yerini daha küçük cemaat ve gruplar doldurmaya çalışıyor. Bu gruplar arasında Gülen cemaatinden dönüşen ‘Milli Damar’cılar; Gülen hareketinin eski üst düzey isimlerinden Kemalettin Özdemir’e bağlı olan ‘KÖZ’cüler; Süleymancılar, Milli Görüşçüler, Hak-Yol’cular, Adıyaman Menzilciler gibi cemaat ve gruplar var.

Tolga Şardan yazıya, geçen hafta Türkmenistan dönüşü uçakta gazetecilerle sohbet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Gülen cemaatinin emniyet teşkilatından tasfiye edilip edilmediği” yönündeki soruya “Hayır, temizlenmiştir diyemem” diyerek yanıt verdiğini hatırlatarak başlıyor.

Bu yanıtın iç ve dış siyasi gündemin yoğunluğu nedeniyle satır arasında kaldığını belirten Şardan, Erdoğan’ın sözlerini “Demek ki; halen aksayan bir şeyler var” diyerek yorumluyor ve şöyle devam ediyor:

Nasıl olmasın ki?

Bu işlerin tam göbeğindeki Emniyet ve mülki idare teşkilatından örnek verelim:

Örneğin, tasfiye edilen Gülen cemaatinin yerini, şimdilerde daha küçük cemaat ve gruplar doldurmaya çalışıyor. Milli Damar’cılar (Gülen cemaatinin dönüşüm geçiren hâli), KÖZ’cüler (eski Gülen hareketinin emniyet imamı Kemalettin Özdemir’e yakın/ bağlı olanlar), yine Okuyucu ve Yazıcılar, Süleymancılar.

Yetmedi; Milli Görüşçüler, Hak-Yol’cular.

Bitmedi, Adıyaman Menzilciler, Kırkıncı Hoca grubu ve diğerleri.

Gülen cemaatinin boşluğunu doldurup birbirlerine karşı güç kazanmak için sürekli bir kavga hali.

Bu cemaat ve grupların dışında, çok küçük de olsa devletten aldığı maaşın hakkını yine ‘sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vermeye çalışan; cemaat ve gruplara bulaşmamış, bu cemaatler ve grupların faaliyetleriyle mücadele etmeyi görev edinmesi yüzünden hedef olan bir avuç insan var.

Saydığımız cemaat ve grupların kendi aralarındaki kavga, bugünlerde daha da şiddetlendi.

Bu şiddetlenmenin gerekçesi ise İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın hazırlayacağı valiler ve il emniyet müdürleri kararnamesi.

KAVGANIN GEREKÇESİ MAKAMLAR

Yeni hükümetin kurulmasıyla, “seçilmiş” konumuyla İçişleri Bakanı koltuğuna daha güçlü oturan, mülki idareyi ve emniyet teşkilatını iyi bilen Ala, aynı anda iki kararname birden hazırlıyor. Her geçen gün, kararnamede etkili olma mücadelesi kızışıyor.

Bir örnek daha verelim; bir Başbakanlık Müşaviri, Gülen hareketine yönelik adli soruşturmaları ve operasyonları hazırlayan “devlet görevlileri” ile görüşerek aba altından sopayı gösteriyor. Emniyet’in çok önemli bir birimindeki görev değişikliklerinin bu müşavirin gösterdiği “aba altından sopa” ile yapıldığı biliniyor.

Diğer örnek; KÖZ grubunun, büyük bir kentimize il emniyet müdürü ve emniyet teşkilatının başına yeni bir atama yapılmasını sağlamak amacıyla girişimlerde bulunduğu yine bakanlık ve emniyet kulislerinde konuşulan konuların başında geliyor.

Yan ısıra, Emniyet İstihbaratı’na yapılacak başkan ataması fazlasıyla önemli. İstihbarat Dairesi’nin mevcut başkanı Engin Dinç’in, Dink cinayetinde rolü olan devlet görevlileriyle ilgili soruşturmada “sanık” olması nedeniyle yerine atama yapılmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Emniyet teşkilatının 2015 yılı yaz dönemi terfileri ve tayinlerinde yaşanan sıkıntılı süreç, Cumhurbaşkanlığı’na kadar ulaşmış durumda. Özellikle; Gülen hareketine yönelik soruşturmaları yürüten amir ve müdürlerin terfi edememesinin yarattığı sıkıntı hâlâ baş ağrıtıyor.

Bir başka gelişme ise İçişleri Bakanlığı’nda yaşandı. 7 Haziran seçimi nedeniyle geçici İçişleri Bakanı olan müsteşar Sebahattin Öztürk, seçimlerin yenilenmesi sırasındaki seçim hükümetinde görevden alındı ve yerini Selami Altınok’a bırakıp yeniden müsteşarlığa döndü.

İPLER ALA - ALTINOK İKİLİSİNDE

Öztürk, Ala’nın yeniden bakan olarak göreve gelmesiyle bu kez bakan yardımcılığına kaydırıldı. Müsteşarlığa ise Altınok getirildi. İçişleri Bakanlığı’nda müsteşarlık “çok aktif ve karar alma mekanizmasında önemli yeri olan” bir makam. Bakan yardımcılığı ise, daha çok temsil makamı olarak bilinir.

Ancak, Öztürk’ün emniyetin yaz atamalarında, yeni bakan Altınok’u beklemeden imza koyup bakanlıktan ayrılması, “temsil görevine kaydırılmasıyla” sonuçlandı. Şimdi bakanlığın kontrolü hem Erdoğan’ın, hem Davutoğlu’nun, hem de Ala’nın tam desteğini alan Altınok’ta.

(...)