Çemberlitaş efsanesi hiç bitmez

Onaran da inanıyor!

Çemberlitaş'ın altındaki bir odada, Hazreti İsa'ya ait eşyaların gömülü olduğu iddiası yine gündemde. Anıtı onaran şirketin yöneticisi Akpınar, "Kutsal emanetler, Çemberlitaş'ın altındaki 11x11 metre ebadında ve 2.5 metre yüksekliğinde bir blok ve porfir bir kaidenin içinde" diyor. Tarihçilere göreyse bu iddia bir şehir efsanesi.

İSTANBUL - Roma dönemi eserlerinin başında gelen Çemberlitaş'ın altındaki bir odada, Hazreti İsa'ya ait eşyaların gömülü olduğu iddiası son günlerde yeniden gündemde. Çemberlitaş'ın restorasyonunu yürüten Akpınar Mimarlık Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Akpınar, kutsal emanetlerin Çemberlitaş'ın altındaki 11x11 metre ebadında ve 2.5 metre yüksekliğinde bir blok ve porfir (antik eserlerde kullanılan bir tür taş) bir kaidenin içinde olduğunu söylüyor. Tarihçilere göreyse bu iddia 'şehir efsanesi'.
İddiaya göre, Çemberlitaş 'ın altında olduğu ileri sürülen odada, imparator Konstantin döneminde Kudüs'ten getirilen 'Hazreti İsa'nın mezarına ait kutsal toprak, orijinal haç parçaları, çiviler, kaymak taşından yapılan kâse, ekmek kırıntıları ve Hazreti Musa'ya ait taş ile Hazreti Lut'a ait olduğuna inanılan asa, Hazreti Nuh'un baltası ve Hazreti Süleyman'a ait olduğuna inanılan yedi kollu şamdan' bulunuyor. Çemberlitaş'ın restorasyon projesinin birinci kademesini yürüten Akpınar Mimarlık 'ın yönetim kurulu başkanı Abdülkadir Akpınar, bu kutsal emanetlerin Çemberlitaş'ın altında olduğuna inanıyor. Akpınar şöyle konuşuyor: "İstanbul'un 1918'de işgali sırasında da Vatikan'dan bir grup rahip gelmiş. Kutsal emanetlere ulaşmak için Çemberlitaş'ın hemen yakınındaki Vezirhan'da bir oda kiralayarak tünel kazmışlar. Yeraltındaki ana kaideye kadar ulaşırlar. Tünelden çıkan toprağın şüphe uyandırması üzerine yakalanıp sınır dışı edilmişler. Kıyamet kopmadıkça o emanetlere ulaşmak asla söz konusu olamaz."
'Oda estetik açıdan gerekli'
Bizans ve Osmanlı sanatı ve İstanbul tarihi uzmanlığıyla tanınan Prof. Dr. Semavi Eyice ise böyle bir iddiaya inanmanın saçma olduğunu söylüyor. Birtakım kutsal eşyaların zamanında Çemberlitaş'a konulsa bile kalmasının mümkün omadığını vurgulayan Eyice şöyle konuşuyor: "Çemberlitaş 4. yüzyılın ilk yarısında dikilmiş bir anıt. 1000 yıldan fazla Bizans devrini, 500 küsur yıl da Türk devrini yaşamış. Bu anıtın içindeki kutsal eşya bugüne kadar durur mu orada ? Farz edelim Bizans devrinde orada duruyordu. 1203 yılında 4. Haçlı Seferi'ni organize eden Batılı şövalyeler, Kudüs'ü Müslümanların elinden almak için hazırlandıklarında önce Bizans'ın elinde olan İstanbul'a geliyorlar. Bunlar İstanbul'u işgal ediyor, yağmalıyorlar. Manastır ve kiliselerde ne kadar kutsal eşya varsa, bunları toplayıp kendi ülkelerine götürüyorlar. Bu kadar kutsal eşyalar yağmalanmışken, Çemberlitaş gibi şehrin göbeğindeki bir yeri soymadan bırakırlar mı? Bu, bitip tükenmek bilmeyen bir masal. Odayı bilen yok. Böyle bir anıtın alt kısmında odacık şekilde kaide olması estetik bakımdan da gerekli. Elektronik bir şeylerle birtakım tespitler yapılıyor, hücre bulunduğu söyleniyor. Ancak Çemberlitaş'ın bulunduğu yerde önceden oval bir meydan vardı, bu anıt onun ortasındaydı. Meydanı çepeçevre sınırlayan sütunlar, dükkânlar vardı. Onların kalıntıları toprak altında olsa gerek."
İstanbul'un ana toprağı üzerinde büyük bir yükselmenin olduğunu belirten Prof. Dr. Eyice şöyle devam etti: "İstanbul'un ana toprağı metrelerce aşağıda. Sonra Çemberlitaş'ın olduğu yerde, sekiz metre derinde mezarlar var. Bu mezarlığın ucu Beyazıt'ta İstanbul Üniversitesi'nin bahçesine kadar uzanıyor. Bahçede yapılan kazılarda lahitlerden bazıları çıkmıştı. Yani Çemberlitaş'ın çevresinde mezar odaları var yüzde 100."