'Cemil Çiçek Kıbrıslılardan nefret ediyor, Kıbrıs da ondan'

'Cemil Çiçek Kıbrıslılardan nefret ediyor, Kıbrıs da ondan'
'Cemil Çiçek Kıbrıslılardan nefret ediyor, Kıbrıs da ondan'
Kıbrıslı gazeteci Metin Münir Ada'daki halet-i ruhiyeyi anlattı: Kıbrıslıları para veya kemer sıkma politikası değil Ankara'nın stili rahatsız ediyor.
Haber: EZGİ BAŞARAN / Arşivi

Gazeteci Metin Münir, son bir haftadır Milliyet’teki köşesinde Kıbrıs ve ‘besleme’ krizini değerlendiriyor. Kendisi Kıbrıslıdır ve Kıbrıs sorununun çoğunlukla diplomasi ve siyaset altında ezilen insani boyutunu en iyi o anlatır. Ona sordum, şu anda Ada’daki halet-i ruhiye nedir diye. Sözlerinden anladığım “ufku mavi, evinin tepesinde güneş eksik olmayan” Kıbrıslılar’ın canı çok sıkkın. Türkiye’den pek de net görülmeyen manzarayı Münir’den dinleyelim.

Bugün sokakta bir Adalı'ya sorsam; Türkiye'yle ilgili ne hissediyorsunuz, cevap ne olur? Öfke, kırgınlık, küskünlük, minnet, sevgi, bıkkınlık. Hangisi? -Hepsi, derdim

Cemil Çiçek'in "Hem istemiyorlar hem de gönderdiğimiz parayı alıyorlar" sözleri nasıl bir tepki yarattı? -Cemil Çiçek Kıbrıslılardan nefret ediyor. Sanırım Kıbrıslılar da ondan. Çiçek bu sözleriyle sorunu sloganlaştırıyor. Gerçek sorunun ne olduğunu ondan daha iyi kimse bilemez çünkü KKTC-TC ekonomik programının başındaki kişi odur. Kıbrıslıları para veya kemer sıkma politikası değil Ankara'nın stili rahatsız ediyor.

Türkiye’de “Biz karşılık beklemeden 500 milyon dolar hibe ediyoruz” anlayışı var. Bu doğru mu? -Hayır. Karşılık bekliyor. Minnet ve sadakat ve biat bekliyor. Ama Kıbrıslıların tarzı bu değil. Onlar Osmanlı’nın yüzyıllar boyu adaya sürdüğü asilerin torunlarıdır. Karakterleri TC'lilerden değişiktir. Sorun da zaten bundan çıkıyor. Uyuşmazlıktan. Teknik olarak cevaplandıracak olursam sorunuzu, TC'nin KKTC'ye yolladığı paraların bir bölümü hibe bir bölümü kredidir. Ama hiçbir zaman geri alınma olasılığı olmadığı için buna da hibe diyebilirsiniz. Rakam da 500 milyon
dolar değildir. Yıldan yıla değişir. 2007'de 554 milyon liraydı. Kriz yılları 2008 ve 2009'da 726 milyon ve 932 milyon lira oldu. Geçen yıl ise 895 milyon lira. KKTC bütçesi dengelendikçe rakamın azalması bekleniyor.

Bu rakamlara savunma giderleri de dahil mi? -Tabii ki. Sadece o da değil. Tamamı TC’li müteahhitlere giden altyapı yatırımları da dahildir.

Türkiye bu parayı vermese ne olur, KKTC kendi kendini idame ettiremez? -Ettirir ama acıdan çığlıklar atıp yoksullaşarak.

Orta sınıf Adalı, Türkiyelilerin Kıbrıs'a gelip iş imkanlarını gasp ettiğini mi düşünüyor? En rahatsız oldukları şey bu mu? -Böyle bir rahatsızlık var. Kıbrıslılar sadece iş imkânı konusunda değil her konuda havasız kalmaya başladıklarını hissediyorlar ve korkuyorlar. Bu korkunun haksız olduğunu söyleyemem.

Türkiyeli nüfusu nasıl bu kadar arttı, bu Türkiye'nin mi KKTC'nin mi politikasının bir sonucu? -Sorumluluk ortaktır. 1974'te Rumlar güneye kaçınca geriye Kıbrıslı Türklerin dolduramayacağı kadar ev, çalıştıramayacağı kadar toprak, fabrika, otel, işyeri falan kaldı. Rumların geri gelmesini zorlaştırmak veya olanaksızlaştırmak için insan ithaline gidildi. Sonuçta Kıbrıslılar kendi vatanlarında azınlığa düştüler.

ADALININ UFKU MAVİ EVİ GÜNEŞLİDİR Adalı olmak ne demektir? -Adalı olmak biraz deli olmak demektir. Bütün adalılar biraz kaçıktır. Adalının ufku her zaman mavi, evi güneşlidir. Kendine gülmesini bilir. Kafası gerçekten çok dedikodu ile doludur. Camiye gittiğinde, bayramları saymazsak, ya bir sevdiğinin cenazesi vardır.

Türkiyelilerin gelmesi Adalı kültürünü nasıl değiştirdi? -Biraz önce saydığım iyi kötü bir çok özelliğin değiştiğini sanmıyorum. Bence sonunda gelenler adalı olacak. Çünkü adalı olmak, olmamaktan daha keyiflidir. Özgürleştirir, mutlu eder.

Ada'ya göç etmiş Türkiyeli'nin bir portresini çizer misiniz? Niye geliyor, Türkiye'nin neresinden geliyor, sosyo-ekonomik durumu ne? -Tek bir porte yok. 1974'ten sonra getirilenlere ev, toprak ve vatandaşlık verildi. Bunlar adalı olma yolunda. Diğerlerinin çoğu Türkiye’de işsiz ve yoksul olup adada iş ve gelecek arayanlar. Yoksul, çok çocuklu, geleneksel, iyi eğitimli değil falan filan. Ada’da şimdi onlar çoğunlukta. Ücretli işleri dolduranlar da onlar, hapishaneleri de.

Denktaş'ın 1970'lerde Adalılara ettiği "Türk olacaksınız. Daha da olacaksınız" sözünün ardında nasıl bir mantık, ne tür bir ideoloji vardı? -Çok basit: Adanın Kuzey kısmını Türkleştirmek. Denktaş için önemli olan Türklüktür. Kıbrıslı Türklük değil. Kıbrıslılar adayı terkediyor dendiğinde "Giden de Türk gelen de," diyen de o’dur.

BUGÜNLER ADA’DA TEK MUTLU OLANLAR RUMLAR Adanın demografisinin bozulduğunu anlatmıştınız geçen gün yazınızda. Verdiğiniz rakamlar gerçekten de öyle olduğunu gösteriyor. Peki göçmen Türklerin yerleşim yerleri Ada'ya homojen olarak yayılmış durumda mı, yoksa belirli bir bölgeyle sınırlı mı? -Bazı yerlerde az bazı yerlerde çok her tarafa yayılmış durumdalar.

Girne veya Lefkoşa'da Türk gettoları var mı? -Lefkoşa surlar için bazı bölümlerinde var.

Türkiyeli ve Adalılar arasında komşuluk ilişkileri nasıl? Bu soruyu bir Hataylı kadına sorduğumda bana verdiği cevabı söyleyeyim: "İyileri de var, kötüleri de. Heryerde olduğu gibi."

Türkiyeliler Ada'da mutlu mu sizce? Bu günlerde Ada’da mutlu olan sadece Rumlar.

Sizin önerdiğiniz çözüm önerisi Türkiye'den göçün sınırlandırılması mı? Bu nasıl olacak? -Çözüm kaçak olarak gelenleri geri yollamak ve adaya girişleri kontrol altına almaktır. Oturma izni olanlar ise belirli bir elemeden ve belirli bir süre geçtikten sonra vatandaş yapılmalıdır. Göçmenlere daha iyi hizmet vermesi için okullar ve hastanelere yatırım yapılmalıdır. Bunlara yönelik sosyal hizmetler örgütü kurulmalıdır.

Nüfus cüzdanıyla seyahat etme imkanının kaldırılması neyi değiştirir?
-Pasaport alacak kadar parası olmayanların adaya gelmesi önler.

Bir tür entegrasyon programı mı yapmak gerekir? -Bu konuda 1974'ten beri hiçbir şey yapılmadı. İnsanlar evlerinden sökülüp adaya atıldılar ve orada öylece bırakıldılar. Evet, bir şeyler yapmak lazım.

Başbakan'ın son krizden sonra eski Cumhurbaşkanı Talat'la 1 saati aşan bir görüşme yapmasını nasıl yorumluyorsunuz? -Birbirlerine içlerini dökmüşlerdir. Erdoğan ona Kıbrıslılara ne kadar kırgın olduğunu anlatmıştır.

Hükümet defalarca KKTC'deki göstericilerin Güney tarafından manuple edildiğini söyledi. Sizce? -Bu yanlıştır. Ama Güney KKTC ile TC arasında sıfırın altında düşen havayı istismar edip kendi çıkarına kullanmak isteyecektir, muhakkak.