Çerez değil ekmek parası

Göç mahallesi
Gaziantep'in 15 yıldaki göçle oluşup büyüyen Fırat Mahallesi'nde, kucağında yeni doğmuş bebekleri olanlar dahil bütün kadınlar ve dört, beş yaşındakiler dahil bütün çocuklar, sabahtan akşama kadar 'fıstık çıtlatma' denilen işi yapıyor. Mahalledeki hane sayısı 3 bini, nüfus da 20 bini aşıyor.
En ucuz işçiler
Çocukların oyun yerine zar zor tutabildikleri çekiçlerle 'ucu açılacak biçimde' dövmeye giriştiği fıstığın 25 kilosunu çıtlatmanın ücreti sadece 3 milyon Türk Lirası. Bu zorlu faaliyetin bir haftalık getirisiyse taş çatlasa 20 milyon. Muhtemelen fıstık kırıcılar, AB'nin ve aday ülkelerin en ucuz işçileri.
'Sevemedik bu işi'
Sakinlerden Feride Akbalık 33 yaşında, Urfa'dan, Suruç'tan gelmiş ve yaklaşık 10 yıldır bu işi yapıyor. Eşi hamal. Yedi çocuğu ve kayınvalidesiyle iki göz evde yaşıyor. Söz onun: "Sevemedik bu işi. Boynumuz kırılıyor, parmaklarımız yara içinde. Dört çocuğum okuyor. Gelin çıkın işin içinden."
Çocuk kadar para!
Ebru Bozkuş 26 yaşında, küçüğü 10 aylık, büyüğü dokuz yaşında beş çocuk sığdırmış 10 yıllık evliliğine. Eşi demirci ustası, iş bulunca haftada 50 milyon kazanıyor. "Tek istediğim çocuklarımın okuması" diyor. 40 yaşındaki Sıdıka Öztürk'ün evine biraz daha fazla para giriyor, çünkü 10 çocuğu var...
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

GAZİANTEP - Şehrin çevresini kuşatan tek katlı, çoğu sıvasız evlerin yan yana sıralandığı mahallellerden biri. Sokaklar yoksulluğa inat çocuk dolu. Üst-başlarına, çıplak ayaklarına sinen yoksulluk henüz gözlerinin ferine işlememiş çocukların.
Ama kapı önlerinde yırtık dökük bir çulun üzerinde oturan kadınların gözlerinde, genç yaşta olmalarına karşın yüzlerinin her bir kırışıklığında görülüyor yoksulluğun bir türlü geçmeyen izi. Bir de yaptıkları işten ötürü hem kendilerinin hem de çocuklarının ellerinde yoksulluk... Parmaklarına vurdukları çekiç darbeleri bunlar. Yaptıkları iş fıstık çıtlatma.
Yoksulluğun sesi: Çıt, çıt, çıt...
Bu kentin yoksul mahallelerinde her gün sabahtan akşama değin, bıkarak, usanarak ama mecburen bu iş yapılıyor. Kucağında bebeğiyle kadınlar ve oyun çağındaki dört yaşındaki çocuklara kadar herkes. Her gün aynı ses yankılanıyor tüm mahallede: 'Çıt, çıt... çıt, çıt...' Onlar, Avrupa Birliği'ne aday bir ülkenin genç, yaşlı hatta çocuk olan en ucuz işçileri. Bu ömür törpüsünün yarım çekisi için alabildikleri sadece 3 milyon lira. Başka bir deyişle kilosu 120 bin liraya kırdıkları fıstıklardan haftada ellerine geçebilen -o da başka işle uğraşmazlarsa- yalnızca 20 milyon lira.
Gaziantep'in son 15 yılda göçle kurulan Fırat Mahallesi... Kimi evlerin önünde kadınlar ve çocuklar, yuvarlak bir taşın etrafında kümelenmiş oturuyorlar. Hepsinin ellerinde çekiçler. Fıstık çıtlatıp aynı ritim içinde aynı sesi çıkarıyor. Pamuk hasadı olmasaymış bu mahallelerdeki tüm sokaklardan aynı sesi duyarmış insanlar. Minik elleriyle çekiç kavrayamayan çocukların dişlerinin arasında kırılıyor fıstıklar. Kolay yiyebilelim diye çıtlatarak ucu açılan fıstıklar kuruyemiş tezgâhlarına gidecek.
Gaziantep'in adıyla ünlü fıstıkları, ağaçtan toplandıktan sonra önce toptancılara bırakılırmış. Toplanan fıstığın sadece yüzde 30'unun ucu açık olduğu için, kalan tonlarcası çekiçle vurularak çıtlatılması
için mahallelere gidermiş. Fırat Mahallesi de bunlardan birisi. 3 bin haneli ve 20 binin üzerinde nüfusu bulunan bu mahallede tüm kadınlar, eli çekiç kavrayacak yaşta olan tüm çocuklar aynı işi yapıyor.
33 yaşındaki Feride Akbalık, memleketi Urfa Suruç'tan Gaziantep'e göç ettikleri 1990'nın başlarından itibaren bu işi yaptığını anlatıyor. Hamallık yapan kocasının düzenli bir işi olmadığından yakınan Akbalık, yedi çocuğu ve kaynanasıyla birlikte 10 nüfus, iki göz evde yaşadıklarını söylüyor. En büyüğü 17'sinde olan çocuklarından yaşı büyük olan üçü, bu yıl da pamuk hasatı için çalışmaya gitmiş. Kocasının da, eğer iş bulursa haftada 50 milyon lira kazandığını belirten Akbalık'ın, haftanın yedi günü ortalama 12 saat fıstık kırma karşılığında eline geçen para en fazla 20 milyon lira. Çoluk çocuk birlikte yaparlarsa haftada 150 kilo fıstık çıtlatabildiklerini belirten Akbalık, "Ancak o zaman 20 milyon geçiyor elimize. Yıllardan beri yapıyoruz alıştık artık, ama sevemedik bir türlü. Sevilecek gibi de değil. Boynumuz kırılıyor, parmaklarımız yara bere içinde kalıyor, karşılığında elimize geçense ortada" diyor.
Mahalleyi kuşatan sokakların her birinde, eli çekiç tutan herkes, çocuklarıyla kadınlar, taşıyacak yük yoksa kocalar, haftada 10, bilemediniz 20 milyon lira için çekiç sallıyor. Yoksulluk değil, açlık sınırının altında yaşayan, hiçbir gelecek duygusu olmayan bu insanlar aralarında her gün konuştukları konuyu bize de açıyorlar: "Bir yazıverseniz de fıstığın çekisine 6 yerine 10 milyon lira verseler..."
Çocuğu çok olan 'çok' kazanıyor
20 bin nüfuslu Fırat Mahallesi'nde oturan Ebru Bozkuş da ailece fıstık çıtlatma işinde. Henüz 16 yaşındayken evlendirilen Bozkuş aynı işi yapan komşularından farklı şeyler anlatmıyor. En küçüğü 10 aylık, en büyüğü dokuz yaşında beş çocuk sığdırmış 10 yıllık evliliğine. Kocası demirci ustası. İş bulursa eğer haftada 50 milyon lira da o kazanırmış. Tek istediği çocuklarının tümünün okumasıymış.
Bu mahalledeki her evde her kadının öyküsü neredeyse aynı. 10 çocuklu
40 yaşındaki Sıdıka Öztürk'ün hikâyesindeki tek fark ise haftada eline 10 milyon lira fazla geçmesi. Komşularına göre, eli çekiç tutan daha fazla çocuğu olduğu için haftada 30 milyon kazandığını söylüyor Öztürk. Ama onun da kocası hasta olduğu için çalışamadığından ailenin tüm yükünün kendisinin ve birisi haftada 10 milyon lira alarak ekmek fırınında çalışan iki çocuğunun sırtında olduğunu anlatıyor.